29 Mayıs 2016 Pazar

Mezara Mahkum-Yorum



Yarı vampir Kedicik Cat Crawfield altı yıl önce tanıştığı ölümsüz aşkı Bones'la birlikte, ta ilk günden beri ölümsüzlere karşı savaştı, intikam peşinde koşan bir usta vampirle uğraştı ve aşkını kan bağıyla mühürledi. Artık tatil zamanı! Ama müthiş bir Paris seyahati hayali, Kedicik'in bir gece dehşet içinde uyanmasıyla son buldu. 
Cat, Gregor adında, Bones'dan daha güçlü bir vampirle ilgili rüyalar görüyordu. Üstelik bu vampirle arasında Cat'in bile bilmediği bir bağ vardı. 
Gregor, Cat'in kendisine ait olduğuna inanıyordu. Onu elde edene kadar da durmaya niyeti yoktu. Kedicik'in kabuslarını süsleyen vampirle, kalbinin sahibi arasında bir savaş çıkması kaçınılmazdı ve Gregor'un etkisini sadece Cat yok edebilirdi. Şimdiye kadar karşısına çıkan en amansız kan emiciden kurtulmak için Cat'in bütün gücünü toplaması gerekiyordu. Bu güç, onu mezara mahkum etse bile...

****************************************************


 Şu an çok ama çok kızgınım sayın okuyucular. Jeaniene, bu kitapla resmen Cat'i de beni de mahvettin.

 Spoilers!!!!

 Öncelikle o Bones denen kemik kafalıyla başlamak istiyorum. Bones, sana niye ısınamadığımı buldum sonunda. Çünkü sen tam bir kamilsin! Evet, bu kitap Bones'un ne kadar kamil olduğunun tescillendiği kitap arkadaşlar. Yani o güzelim Cat, seni bir kez daha kurtarmak için canını dişine takıyor, sen gitmişsin, "Beni yine terk etti, o beni niye koruyor ki, ben ondan daha güçlüyüm..." Bla,bla,bla! Bir de beyfendi plan yapıyor ama Cat'e söyleme zahmetinde bulunmuyor. Tamam, Cat'e verilen tüm bilgiler düşmana gittiği için söylemedin ama az da olsa çaktırmadan bir şey çıtlat, sevgilin onu anlayacak kapasitede, senin aksine! Dua et, o kamilliğine rağmen Cat ile seni gerçekten çok yakıştırıyorum, Cat'imi çok güzel sırtlıyorsun, yoksa çoktan nefretlik listeme girmiştin!

 Diğer konuysa Rodney. Şimdi bu güzelim karakter niye öldü ha!!!! O kadar ölmesi gereken gerzek karakterler varken (en başta Tate diyorum, olmadı o iğrenç vampir Ian) Rodney'in ölmesi. Bir de Justina zorla vampir oldu. Adam belki Justina'ya (Cat'in annesini) vampirleri zamanla sevdirecekti. Üffff, gel de somurtma! Yalnız son 2 kitaptır şu Ian, Justina'ya baya yazıyordu. Yazar, gidip de Justina ile Ian'ı çift yaparsan sana hakkımı helal etmem!

 Pekala, şimdilik öfke krizim bitti. Bundan sonrası kitapla ilgili yorum olacak. Yukarıdaki isyanlarımdan anladığınız üzere, kitap aksiyondan duygusallığa geçiş yapmış durumda. Beğendim mi, aslında evet. Yazar yine beni yanıltmadı ve harika bir iş ortaya koymuş.

 Vlad, geçen kitaba göre daha ağırlıktaydı. Ve hele şükür, yazarın erkek vampirlerinden birini sevmeye başladım. (Gerçi bir de Cat'in eski birliğinden olan Juan var diyeceğim ama Tate'den sonra o mu vampir olmuştu hatırlayamadım, yanlışlık yaptıysam kusura bakmayın.)  Vlad, gerçekçi ama bulduğu her fırsatta ille birine sözlü olarak sataşacak :D Cat ile gelişen dostlukları da çok hoştu. Yalnızzz, şöyle de bir sorun var, Jeaniene'in Vlad'ını sevsem de gönlümde başka bir Vlad Tepesh yattığı hatta ona taptığım için, üzgünüm Jeaniene'in Vlad'ı sevgimi kazanmak için baya geç kaldın. Keşke başka bir karakter olarak çıksaydın karşıma.

 Kitapta sevdiğim diğer şey Tate'in bir yerde görünmesi. İnşallah hiç görmeyeceğimiz günler de gelecek. (sinsi sırıtış) Ian, hala iğrençsin -_- 

 Puanım: 4,75/5

26 Mayıs 2016 Perşembe

Mezarın Dibinde-Yorum



                                                    BAZI ŞEYLER MEZARDA KALMAZ…


Yarı vampir Cat Crawfield'ın hayatının en güzel zamanlarıydı. Ölümsüz sevgilisi Bones'un da yardımıyla ölümlüleri kanun dinlemeyen ölümsüzlerden başarıyla koruyordu. Ne var ki Kedicik'in, gerçek kimliğini acımasız kan emicilerden saklamak için peşpeşe taktığı maskeler biraz eskimişti! Kedicik için tehlike çanları çalıyordu.



Bu da yetmezmiş gibi, Bones'un geçmişinden çıkıp gelen bir kadın onu mezara gömmeye kararlıydı. Hem de bu kez sonsuza kadar! Cat, intikam peşindeki bir vampirin ağına düşse de, ne yapıp edip Bones'a yardım edecekti. Birlikte ölümcül bir büyüyü durdurmaya çalışırlarken, özel ajanlık yetenekleri bu kez Cat'in imdadına koşmayacaktı. Bütün vampir içgüdülerini sonuna kadar kullanmak zorundaydı. Kendini ve Bones'u, mezardan da beter bir sondan kurtarmak istiyorsa tabii!

************************************************


 İlk 2 kitabı okuduktan sonra seriye biraz ara vermiştim. Bir gün kitaplığımda görünce "Tamam kızım, bu seriyi bu kadar aksattığın yeter, hem sen demiyor musun farklı türler okumak istiyorum diyen?" diye kendimi teşvik ederek 3. kitaba başladım.

 Cat, yine her zamanki gibi harikaydın kızım! Ben bu hatunu cidden çok seviyorum. Güçlü Cat'imi bu sefer hafiften duygusal bir şekilde görmek güzeldi ama bebeğimin canı yandığı için benim de canımı yaktı.

 Bones'e gelince. Serinin ilk kitabında Bones için ister Cat ile tek başına ayakları yere sağlam basan ve güçlü biri olarak görmüştüm. Bu konuda fikrim değişmese de (hatta şu anda daha da güçlenmiş olsa da) ben kendisine fazla ısınamadım. Öyle hayran olunacak bir özelliğini göremedim. Cat bence daha havalı ve inanılmaz biri. Forever Cat!

 1-2 cümlede spoilers var!!!

 Azıcık diğer karakterlere de değinmek isterim. Bones ile bir konuda tam anlamıyla uyuşuyoruz: Tate. Tate, senden hala nefret ediyorum. Allah rızası için şu Cat'in peşini bırak artık. Geri zekalı gitti bir de vampir oldu -_- 

 Başka nefretlik karakterse Ian. Hayatımda okuduğum en iğrenç kişilikli karakterlerden biri.

 Sanırım ben Bones'tan başka Spade ve Mercheres'e de ısınamadım. Spade, sözde serseri tipli gibi görünen erkeklere benziyor. Mercheres ise çok ama çok sıkıcı ve ruhsuz biri. Yeminle onun olduğu sahnelerde baygınlık geçiriyorum.

 Ve aramıza yeni katılan Vlad. Valla ben ona da aman aman sempati beslemedim. Eee, o zaman Cat'tan başka kimi seviyorsun diye sorduğunuzu duyabiliyorum :D Hemen söyleyim Cat'in amcası ve annesi. Justina'nın neresini mi sevdim? Dedikleri gibi Max büyük ihtimalle onun zihniyle oynadığı için vampirlerden nefret ediyor bence. Ayrıca gulyabani Rodney ile bir ilişkileri var şu an :D Güldüğüme bakmayın, bence çok tatlı bir ikili olur bunlar. Cat'in amcası da göründüğü kadar pislik değil arkadaşlar. Cat ile araları gün geçtikçe daha da iyi oluyor.

 Mezarın Dibinde, diğer 2 kitaba göre daha da hareketliydi. Bütün sayfalar aksiyon ve heyecanla doluydu. Açıkçası bu beni bir süre sonra yormaya başladı. Yanlış anlaşılmasın, her sahneden zevk aldım ama bir olay bitince hemen başka bir şey başlıyor. Bu da kafamın hafiften yanmasına sebep oldu.  

 Ben hemen 4. kitaba geçeyim :)

 Puanım: 4,5/5

22 Mayıs 2016 Pazar

Tek Ayağı Mezarda-Yorum






Yarı vampir Kedicik, FBlın gizli bir biriminde özel dedektif. Tehlikeli ölümsüzlerin kökünü kurutmak için devletin emrinde çalışıyor. Halen, seksi ve tehlikeli eski sevgilisi Bonestan öğrendikleriyle hayatına devam ediyor ancak ya biri genç kadını öldürmeyi kafasına koyduysa? Dahası Kediciğe yani Cate yardım edebilecek tek güç, maziye gömmeye çalıştığı ancak kalbinden bir türlü atamadığı eski aşkı Bones!

*********************************

 Kitabımız ilk kitabın 3 yıl sonrasından devam ediyor. Cat, mecbur kaldığı için Bones'ten ayrılmış, FBI'ın özel bir biriminde liderlik yapıyordur.

 Bu kitapta Cat'i tam olarak istediğim yaşta görüyorum. Ayrıca ilk kitaptaki kendince usta kız gitmiş, yerine daha ağırbaşlı, biraz daha ne yapmasını gereken biri gelmiş.

 3 yıl sonraki Bones'la ilk karşılaşması gayet eğlenceliydi. Ve neyse ki aralarındaki sorun hiç uzamadan çözülüyor.

 Ayrıca kitapta komedi tam gaz devam ediyor. Aksiyon ise daha heyecanlı bir hale geliyor.

 Kitapta tek sevmediğim şey Tate denen uyuz. Yok başta Cat'i düşman görmüş ama içten içe sevmiş. Sonrasında Bones ile çıktığı için ucube olmuş da. Ama beyfendi sırf kız nasıl hissediyor diye Bones'un eski kırığı olan vampirle yatıyor. Sanırım o sahneden sonra adama duyduğum nefret tescillendi. Bir an önce ölmesini diliyorum ben şahsen.

 2. kitapla yazar artık favorilerime girdi. Oh be bana böyle şeylerle gelin işte. Ne çiftimiz ergence davranışlara giriyor ne de sıkıcı bir kitap okuyorum.

 Puanım: 4,75/5

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Mezarla Randevu-Yorum




 Yarı vampir Kedicik, Catherine Crawfield, kendini bildi bileli ölümsüz kan emicilerin peşinde. İntikam almak istiyor.

Çünkü bu parazitlerden biri babası olabilir.

Babası... Annesinin hayatını mahveden adam. Ancak yolu bir gün vampirleri avlayan Bonesla çakışıyor. Ve kısa sürede tuhaf bir ikili haline geliyorlar.

*************************************

 Ülkemizde paranormal tarzı seven çok insan var. Ben de en popüler olan 1-2 yazardan 1 kitap okudum ama istediğim şeyi bir türlü veremediler.

 Jeaniene Frost da bu tarzda çok sevilen yazarlardan biri. Seri hakkında az çok bilgiye sahiptim. İlk kitabı okuduktan sonra şunu söyledim. "Aman tanrım ben bunun 2.'sini mutlaka okumalıyım."

 Kitapta sevdiğim çok fazla şey oldu.

1. Yazar gerçekten işini biliyor. Karakterlerin dizaynı çok başarılı. Cat ve Bones harika bir ikili. Ama tek başlarına da harikalar.

2. Yazar olayları çok ustaca kurgulamış. Bazı yerlerde gerçekten şaşırdım.

3. Aksiyon tam da olması gereken yerlerdeydi.

4. Hiç tahmin etmezdim ama kitap bunların yanında acayip komik. Ben kitaplarda o kadar çok gülmem. Şu ana kadar beni Julia Quinn, Teresa Medireos ve Olivia Cunning güldürmeyi başaran yazarlardır. Şimdi bu kategoriye Jenaiene de girdi. Esprilerin çoğu zekice. Hatta bazen esprilerden çok yaşananlara bile gülebiliyorsunuz.

5. Cat'in yaşı. Sanırım 22 yaşındaydı kitapta ve gayet doğal bir yaş bence. Bu türde kadın karakterlerin çoğu 18'den küçüktür. Şunu söylemeden geçemeyeceğim. Bence Pabucumun Ajanı'ndaki Deniz bu kitaptaki Cat'ten esinlenilmiş biraz. Hazırcevap ve ukalalık olarak tabi ki, onun haricinde Cat, Deniz'e kazık saplar. Deniz tam bir özürlüydü. Cat aşık olsa da kendini ezdirmedi, her zaman cesur ve ne istediğini bilen biriydi.

 Eğer siz de benim gibi paranormalden hoşlanmasanız da bir şans vereyim diyorsanız Jeaniene' yi tavsiye ederim. Ben aradığımı hatta daha fazlasını buldum.

 Puanım: 5/5

19 Mayıs 2016 Perşembe

Yakıcı Sır-Yorum


 Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron, zamanını zararsız bir flörtle renklendirmenin yollarını aramaktadır. Kendine fazlasıyla güvenen ve gönül maceralarına her zaman açık olan bu müzmin kadın avcısı, kısa sürede kendisine bir av bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Tanışıp yakınlaşmak istediği kadının on iki yaşındaki oğluyla ahbaplık kurarak işe koyulur. Yakıcı Sır annesini elde etmek isteyen bu narsist çapkın tarafından kullanılan bir çocuğun hikâyesidir aslında. Ne var ki, yetişkin dünyası bazen masum çocuklara büyüklere göründüğünden çok daha berrak görünmektedir… 

********************************************

 Sanırım ben kitabın özetinin özetini okudum. Çünkü yaptığım bazı araştırmalar kitabın 280 sayfa civarı olduğunu gösteriyor.

 Kitap daha ilk sayfadan sizi sürüklemeye başlıyor. Yazar, oluşturduğu karakterlerin psikolojisini çok başarılı bir şekilde yansıtmış. Edgar, Baron'dan sadece şu ana kadar görmediği sevgiyi istiyordu. O anneyi kitap boyunca şöyle bir sarsmak geldi içimden. Ben Baron'u kötü biri olarak göremedim. Baron sadece çıkarını düşünen biriydi. Sonlara doğru hak ettiği dersi almasını içimin yağları eriyerek okudum.

 Kısacası, sevgisizliğin ve aldatılmışlığın bir insanda nelere yol açabileceği Yakıcı Sır'da çok güzel anlatılmış.

 Puanım:4,5/5

İyi Geceler Tweetaşkım-Yorum



 İki Yalnız Kalp Bir Gerçek Aşk. Gerçek aşkı bulmak için 140 karakter değil, sadece iki küçük kelime gerekir. 

Başarılı yazar Abigail Donovan, Oprah'nın onayını kazanmış, Pulitzer'i ise kıl payı kaçırmıştır. O zaman neden zamanını New York'taki dairesinde iki kedisiyle yapayalnız geçirmektedir?

Yayın hakları temsilcisi onu sosyal medya dünyasına sürüklediğinde Abby, karşısına hayatını macera peşinde koşarak geçiren, seksi ve zeki İngiliz edebiyatı profesörü Mark Baynard gibi birinin çıkacağını aklının ucundan bile geçirmez. Abby ondan etkilenmemeye çalışsa da Mark her gülünç karşılaşmalarında Abby'nin yazar tıkanmasını çözmeye başlar.Abby tam da tekrar yazmaya başlamışken Mark'ın ikisinin de hayatını sonsuza kadar değiştirebilecek bir sır sakladığını öğrenir. Bu sır karşısında Abby kasvetli hayatına mı dönecektir yoksa değişimi kabullenip hayatına devam etmeyi mi seçecektir?

"İyi Geceler Tweetaşkım tam da soğuk kış gecelerinde insanı ısıtacak türden bir kitap. İçten, komik ve dokunaklı bu roman sizi hem ağlatacak, hem güldürecek." 
-Kristin Hannah-

"Bu kitapta şimşek hızında hazırcevaplık, keskin zekâ ve kalbe işleyen içtenlik var. Medeiros hangi devirde, hangi iletişim şekliyle olursa olsun, aşkın bir yolunu bulacağını kanıtlıyor." 
-Lisa Kleypas-

******************************************************

 Brenda Joyce'un Gülün Sözü adlı kitabını bitirir bitirmez hemen hasretinden yandığım diğer yazarımın kitabına başladım. 

 Bilindiği üzere Teresa Medeiros historical yazarlarından biridir. Fakat bu kitap bir istisnadır, çünkü yazar ilk kez tamamıyla günümüzde geçen bir hikayeyi ele almış durumda. Açıkçası kitaba başta hafif bir ön yargıyla başlamadım desem yalan olur çünkü historicalda aldığım zevki bunda alabilecek miydim, bilmiyordum.

 Abby, baya tahlilsiz şeylerle uğraşmak zorunda kalıyor ilk bölümde. Benim başıma gelse fıttırırdım büyük ihtimalle. 

 İlk 6 bölüme kadar " Yazar gayet güzel gidiyor ama hafiften sıkılmaya başladım ben." kafasındaydım. 6. bölüme gelince hikaye daha eğlenceli ve akıcı olmaya başladı. Sonlara doğru kalbimde bir endişe ve hüzüntü oluştu. 

 Abby ve Mark karakterlerine bayıldım. İkisi de hazırcevaptı. Hangisi hangisinden daha hazırcevap derseniz karar veremedim ben. Tabi hazırcevap olur da komik anlar yaşanmaz mı? Teresa yine ne kadar bu konuda uzman olduğunu kanıtladı bana. Çoğu sahne cidden güldürdü beni. :D

 Kitaba hiç toz kondurmak istemiyorum ama kitabı okuyacaklar için ufak bir sorun var. Yazar, kitabı yazarken aynı zamanda Amerika'nın popüler kültüründen baya yararlanmış. Her sayfada en az 1 tane bulmanız mümkün. Tabi böyle olunca bazı yerlerde ben bocaladım, "Burada hangi filmden bahsediyor?" gibi. Kitapta The Simpsons, Doctor Who ve The Big Bang Theory'den parçalar bulmak bende iyice şapsal gülümsemelere yol açtı :D

 Popüler kültür açısından biraz bocalatsa da bana göre Senden Önce Ben kitabını sevenlerin bunu da seveceğini düşünüyorum.

 Puanım:4,5/5

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Gecenin Ardından-Yorum




Dünyaları tutku, haz ve sırlar üzerine kuruluydu. Julia'nın gereğinden fazla sırrı vardı, ama Clay onu aklından çıkaramıyordu. Ona ve birlikte geçirdikleri gecelere o kadar tutkundu ki, işine bir türlü konsantre olamıyordu. Sadece o vardı aklında.



Julia bir yakın bir uzak davranışlarıyla onu sinirlendirdiğini biliyordu, ama kendince sebepleri vardı. Eski sevgilisinin onu içine çektiği suç dünyası yüzünden, aylardır peşinde dolaşan beladan kurtulmaya çalışıyordu. Bu beladan bir kurtulabilseydi… Belki o zaman onu baştan aşağı tutuşturanadamı yeniden hayatına sokabilir, onun hem kalbine, hem aklına hem de vücuduna sahip olabilirdi. Çünkü Clay, Julia'yı bir bütün olarak istiyor, hakkındaki tüm gerçekleri öğrenmeden onu kabul etmiyordu. 



Julia'nın kız kardeşinin düğününde yeniden karşılaşınca ikinci bir şans elde edeceklerdi ama bu sefer Julia'nın, Clay'e tüm kapılarını sonuna kadar açması gerekecekti. Böylece aralarındaki yoğun kimyasal çekimin ne boyutlara ulaşabileceğini ve aşkın, Julia'nın geçmişindeki tehlikenin ötesine, yeni geleceklerine taşınıp taşınamayacağını öğreneceklerdi.


*************************************************

 Şimdiiii, serinin önceki kitabını çok beğendiğimi sizlere söylemiştim. Bu kitap hakkındaki düşüncem ise: Hiçbir yazar, bir serinin sonraki kitabında bu kadar çöküş yaratamaz.

 Kitap, kapağı hariç gerçekten çok kötüydü. Kurgu ilkine göre baya baya zayıftı. Allahtan 320 sayfaydı da çabucak bitti. Ama o kısalığa rağmen fazlasıyla atlayarak okudum kitabı. 

 Bu kitapla beraber bence seri benim için son buldu. Zaten yazar önceki kitapta olanları kesin sona ulaştırdı benim gözümde. 3. kitabı okumama gerek yok.

 Puanım:1/5

Gecenin Sonu-Yorum


 "Kendini benim kontrolüme bırak."

 Dünyaları seks, aşk ve yalanlarla doluydu. Onu baştan çıkarıyordu. Aklını ve bedenini tamamıyla ele geçirmişti. Ruhu da sözcükleri kadar seksiydi. Clay Nichols, Julia Bell'in isteyebileceği her şeye sahipti, ama aynı zamanda da sahip olamayacağı tek şeydi. Bir gece hayatına girmiş ve ona hiç bilmediği bir zevkin ve aşkın kapılarını açmıştı. Bedenini ve düşüncelerini ele geçirmişti. İşte bu da onu çok tehlikeli kılıyordu.


 Julia, onunla geçirdiği, aklını başından alan bir haftanın ardından ondan apar topar kaçmıştı, ama şimdi Clay, ona sahip olmaya kararlı bir tavırla karşısında duruyordu. Julia, onda uyuşturucu etkisi yaratıyordu. Ateşli, unutulmaz ve asla tadına doyulmayan. Julia, onun için tam bir gizemdi ve Clay mücadele etmeden onun gitmesine izin vermek niyetinde değildi. Ama Julia'nın mutlu olabileceğine dair en ufak ihtimali dahi yerle bir etmekle tehdit eden karanlık sırları vardı. O aranan bir kadındı - riskli, tehlikeli - ama yine de aralarındaki çekim inkâr edilemezdi. Aşkta daha önce hüsrana uğramış iki insanın tutkuları ve özlemleri, tehlikeyle buluştuğunda yeniden güvenmeyi başarabilirler miydi? New York Times ve USA Today'in en çok okunan yazarı Lauren Blakely'den duygu yüklü, şehvetli ve erotik bir aşk romanı…

********************************

 Aslında bu kitap için yapılan yorumları görmeseydim hiç haberim olmayacaktı kitaptan ki ben her türlü kitabın çıkış zamanını her zaman öğrenen biriyim. 

 Buradaki yorumlar kitabı negatif gösterse de Goodreads'ta beğenen sayısı azımsanmayacak seviyedeydi. Böylece okumaya düşük beklentilerle başladım. Şunu söyleyebilirim ki beğenemeyenler üzgünüm, ben bayıldım.

 Birçok erotik kitap okudum ve bunlardan çok azı memnun etti beni. Bunlardan biri Günahkarlar serisinin en beğendiğim kitapları Brian ve Eric'in kitaplarıydı. Serinin diğer kitaplarındaki çiftleri okurken pek zevk almadım ama o kısım harici gayet akıcı ve eğlenceliydi. 

 Bir de Milyon Dolar Düet serisini çoğu kişinin aksine ben çok beğenmiştim, tamam çiftimiz tam ergendi ama ilk kez ergen davranışı sergileyen karakter sevdim ben bu kitapla.

 Şimdi de bu güzellik beni kendine hayran bıraktı. Bir kere erotik romanlarda çokça gördüğümüz 1. kişi tarafından anlatılmıyordu. Anlatıcı 3. tekil kişiydi. Zaten kitap beni buradan bir kaptı. 

 Benim okuduklarım içinde erotik kategorisinde olmasına rağmen uzaktan bile alakası olmayan kitaplar vardı. Ya o tarz sahneler azdı ya da geçiştirilip durulmuştu. Bu kitap ise erotik kitap terimini tam anlamıyla yansıtıyordu, hem yeterli hem de detaylıydı. Yani erotik kitap denince aklıma geleni bulduğum bir kitaptı.

 Yazarın anlatımını ve kalemini de beğendim açıkçası. Karakterler de gayet başarılı anlatılmıştı.Şahsen ben kendime bir adet Clay istiyorum.

 Puanım:5/5

17 Mayıs 2016 Salı

Gülün Sözü-Yorum




 Düşmana esir düşen güzel bir prenses, tehlikenin ortasında arzu ve sevgiyi bulabilir mi? İskoçya'nın asi ruhlu prensesi Mary, Norman işgalciler tarafından, kimliği bilinmeksizin kaçırılmıştır. Güzel olduğu kadar inatçı genç kadın, kim olduğunu düşmana açıklamamakta diretmekte, sadakatinden ödün vermemektedir. Güçlü bir Norman lordu onu kollarına aldığındaysa tutkunun ve umudun gücünü keşfedecektir. Hayatını ülkesine adamış soylu bir savaşçı, mantığına değil, aşka güvenmeyi başarabilir mi? Savaşlarla katılaşmış, cesur şövalye Stephen de Warenne, fethettiği her şeyi kanının son damlasına kadar sahiplenip savunmakta kararlıdır. Buna, ruhunun en gizli özlemlerini uyandıran, altın saçlı esiri de dahildir. Genç savaşçı, Norman ve İskoç topraklarını kasıp kavuran çatışmaların ortasında, aşkın ateşinin savaşınkinden çok daha parlak olduğunu anlamaya başlayacaktır. Yalnız ruhların ve parçalanmış ülkelerin kaderi âşıkların ölümsüz yeminiyle değişebilir mi? 

*******************************************


 Kadın sen ne yaptın! Cidden okuyucularını kalpten götürmek istiyorsun bunu anlamış oldum. Waow, cidden waow! Bu cümlelerle kitaba ne kadar bayıldığımı söylememe gerek yok sanırım.

 Nasıl bir yorum gireceğimi ciddi anlamda düşündüren nadir kitaplardan biri oldu. Ortaya karışık bir yorum yapacağım gibi görünüyor, şimdiden kusura bakmayın.

 Kitabın yaklaşık ilk 100 sayfasına kadar "Herhalde yazarın önceden okumuş olduğum kitabı olan Aşka Yelken Açanlar gibi fazla olaylar olmayacak; hadi olursa da Yemin gibi olur diyordum." Fakat kitap sayfalar ilerledikçe Gönülçelen'i dahi aşarak aşırı entrikalı, bol olaylı bir kitap olarak çıktı karşıma.

 Kitapla ilgili yoruma geçmeden önce şunu belirtmek zorundayım. Kitapta gerçekleşmese de oğlancılık ön planda ve bir sahnede ensent ilişki geçiyor. Bunları duymaya bile dayanamayanların kitaptan uzak durmasını tavsiye ederim.

 Şimdi yorumuma geçebilirim. Yazarın bu kitabında bazı şeyleri ilk kez gördüm. Örneğin üstteki koyu renklerle belirtilmiş olan durum. Ayrıca ilk kez tarihi ayrıntıları fazlaca dikkate alarak yazmış. Gerçi Gönülçelen'de de tarihi ayrıntılar vardı ama bundaki daha fazlaydı. Bu açıdan Monica Mccarty sevenlerin bu kitabı da seveceğini düşünüyorum.

 Sonunda Pegasus, bir historical romanda yazım kurallarına dikkat etmiş. Bu da daha da zevkli bir okuma sağladı. Sadece 2-3 yerde kelime yazımı hatası gördüm ama sallayın gitsin. 

 Bundan sonrasında bolca spoiler olacaktır. Kitabı okuyacakların burayı okumamasını tavsiye ederim. 

 İlk olarak kitaptaki en büyük korkum Stephen'in, babası olacak o manyağa huy olarak aşırı benzeme olasılığıydı. Fakat daha ilk sayfadan onun gibi olmadığı açıkça görülüyor. Şükür ki Stephen kadar diğer kardeşler de babaya değil, anneye çekmişler huy olarak.

 Mary'i en başta fazla sevemedim. Çünkü Stephen, Mary'nin tüm çirkefliğine rağmen ona karşı gerçekten çok iyi davrandı. Bir şekilde onu anladığını göstermeye çalıştı ama yok, kız ille de sen düşmansın dedi tutturdu. Neyse ki boğulma sahnesinden sonra aklı başına gelmeye başladı. Ve sonrasında gönlümü baya kazandı.

 Amaaaaa, ikisi olabilecek en uyumsuz çiftlerden biri oldular. Şöyle söyleyim; Mary, evliliğinden bir süre sonra doğru olduğuna inandığı şeyi yaptığı için (ki ben de olsam öyle bir şey yapma cesaretini gösterirdim) Stephen'in güvenini kaybetti (aslında o güven Mary'nin, Stephen'ı gizli dinlemesi sonucu bitmişti). Ve o olaydan sonra her ne olursa olsun Stephen'in ona güvenmediğini görüyoruz. Yani, kitap mutlu sonla bitse de o güven bir kez kırıldığı ve Stephen bunu asla unutmayacağı için bir şekilde yine Mary ile kavga edeceklerdir. Kısaca aralarında gerçek bir aşk var ama fazla mutlu bir evlilik yok. 

 Ayrıca Stephen, karını sürgüne gönderdikten sonra onu unutmak için başka kadınların koynuna girmeni hoş karşılamadım bilesin -_- .

 Sizi bilmem ama bence yazar, kurgusunu gerçeklerle anlatmaya çalışırken biraz bocalamış. Bir yerden sonra aşırı tarihi bilgi okumak beni biraz yordu. Ayrıca kitapta o kadar savaş geçti ama ayrıntılı bir anlatım yoktu. Gittiler ve kazandılar diye anlatmış sadece yazar. Onun yerine Mary'nin ne yaptığını okuduk daha çok. Sanırım abla güzel bir iş çıkarayım derken kendini biraz fazla kasmış. 

 Kitapta Stephen-Mary kadar az da olsa Geoffrey-Adele çifti anlatılıyor. Her ne kadar M-S çifti olmasalar da onların da kurgusunda entrikalar ve tutku gözleniyor. Yalnız yazara bir sorum var: ABLA BU ÇİFTE SONRA NE OLDU? Madem kitap M-S ve tarihi skandalları anlatan bir kitap olacaktı niye bu çifte de bir son yazmadın, daha da önemlisi madem son yok, bu çiftin burada işi ne? 471 sayfa boyunca tarihi bilgi hafiften azaltılsa ve bu çifte bir son yazılsa -ki sanırım mutlu bir son olmadı onlarınkisi- daha güzel olurdu.

 Rolfe'u görünce dedim "Aha, geldi bizim mobidik, kim bilir yine ne kötülükler peşinde?" Fakat ufacık bile olsa bir pislik yapmadı. Şaşırttın beni Rolfe. Yine de kitapta öğreniyoruz ki Rolfe'un çocukları babalarını sadece bir isim olarak görüyor. Babalıkta başarısız olması beni hiç şaşırtmadı. 

 Kitapta bir karaktere iyi veya kötü kalpli diyemezsiniz. Çünkü hepsi kendi çıkarlarının peşindeydiler. Bu bir yandan da iyi olmuş, en hoşlanmadığım karakterde bile bir empati kurmaya çalıştım çünkü. 

 Sonuç olarak Adele-Geoffrey belirsizliği hariç kitap için büyük kusur bulamıyorum. Ablamın bir kez daha gerçekçi bakış açısını tebrik ediyorum. Hatta bundan sonra favori historical yazarın kim derlerse Brenda Joyce'un adını vereceğim.

 Puanım: 5/Yıldızlı 5

Gönülçelen-Yorum


Acımasız bir savaşçı arzularına ne kadar karşı koyabilir? Bronz teni ve masmavi gözleriyle bir ilahı andıran Amansız Rolfe, Normandiya Kralı William'a hizmetlerinin karşılığında Aelfgar Kalesi'ni almak ve Leydi Alice'le evlenmek üzeredir. Fransa'da cesaretiyle ünlenen savaşçı, İngiltere'deyse bir o kadar nefret odağı olmuştur. Ancak yeni bölgesini ele geçirir geçirmez ilk işi, cazibesi ve canlılığıyla genç adamı vatana ihanetin eşiğine getiren Sakson güzeli Ceidre'yı ehlileştirmek olacaktır… 

Asi bir kadın can düşmanını baştan çıkarmaya nereden başlar? Gizemli ve baştan çıkarıcı Ceidre, üvey ablası Alice gibi bir leydi değildir; aksine, soylu üvey ağabeylerinin Sakson isyanını destekleyen bir casustur. Yasak arzularını ateşleyen Amansız Rolfe'a boyun eğmeyi reddeden genç kadın, kibirli savaşçının arzu dolu dokunuşlarına karşı koymaya çalışsa da kendini İngiltere'nin, hatta kralların kaderini değiştirebilecek çok tehlikeli ve şehvet dolu bir oyunun içinde bulacaktır… 

**********************************

 Brenda Joyce, bugüne kadar okumuş olduğum tarihi aşk romanı yazarlarından çok ayrı bir yere sahiptir benim için. Yarattığı konular olsun, karakterleri olsun, o dönemlerin acımasızlığını sergileme olsun... Yani kısaca her şeyiyle herhangi bir tarihi aşk romanı yazarından çok farklıdır ve onlardan kolayca ayrılabilen bir yazardır.

 Gelelim son çevrilen kitabına. Aslında Pegasus Yayınları bu kitaptan başlamalıydı seriye çünkü De Warenne efsanesinin ilk kitabı aslında budur. Yayın evi 6. kitaptan başlamış ama 1. ile 6. kitap arasında yıl farkı fazla olduğundan sıralama pek bozulmuyor diyebilirim.

 Kitap yorumuna geçmeden önce sizlere ne yazık ki bir şikayet belirteceğim, umarım başınızı şişirmem.

 Ben yazarı ve serilerini baya araştırdım ve gördüm ki aslında herhangi bir seri başka serilerle bağlantı içindeymiş. Ve yazarın o kadar çok kitabı var ki Pegasus Yayınları'nın en fazla 2 ay içinde bir kitabını çıkarması şart. Gelin görün ki maalesef bu yazarın bir kitabı 6-8 ay içinde elimize ulaşıyor. Ama Kristin Hannah denen ablamızın kitapları her ay çıkıyor maşallah. Şunu yazarken bile yine sinirden deliye döndüm. Pegasus'un, Kristin aşkı yüzünden yazarı hiç okumasam da kendisinden aşırı soğudum öncelik ona fazlasıyla verildiği için. Ve okumayacağım arkadaş o kadının kitabını! Brenda'ya ağırlık verilmesini istiyorum ben! Ah bir de 16-20 yaş arası gençlerin fantastik maceralarını veya farklı bir dünyadaki hikayelerini anlatan kitaplar var o kısım ayrı bir sorun.

 Neyse, ben içimi döktüm ve biliyorum ki benim gibi tarihi aşk romanı seven sizler de bu dertten muzdaripsiniz. Ama en azından Brenda için bir çözüm bulmak şart. 

 Ben artık kitap yorumuma geçeyim.

 İlk olarak ilk kez Pegasus Yayınları bir kitabın kapağına pek dikkat etmemiş. Normalde orijinal kapaklar kullanan Pegasus'un bu tavrı şaşırttı beni. Tamam orijinal kapağı o kadar güzel olmadığı ve gören herhangi biri çok eski bir kitap zannedeceği için bu kapak tercih edilmiş olabilir ama keşke azıcık daha dikkat edilseymiş. Kitaptaki karakterlerin fiziksel özelliği ile kapaktakilerin uyuşan tek bir özelliği bile yok. Gerçi kapaktaki jöne ben hayran kaldım :D . Neyse o kadarı kadı kızında da olur diyerek bir sonrakinde dikkat etmelerini umuyorum.

 Bundan sonrası spoiler içerir: 

 Orada Rolfe denen bir arkadaş var, size bu karakteri anlatmak istiyorum. Kitabın konusunu okuduğunuzda aklınıza ne geleceğini az çok tahmin ediyorum. Geçmişinde yaşadığı bir olay yüzünden yüreği sertleşmiş, acımasız ancak adaletli, içindeki iyiliği birine aşık olduğu zaman göstermeye başlayan klasik historical erkeği aklınıza geldi değil mi? 

 Bugüne kadar okuduğunuz sizi deli eden De Waranne serisindeki adamları unutun. Dostum, bu adam bambaşka bir şey. Adam bildiğiniz saf kötü ve kitap bu adamın kötülüklerini anlatıyor. Bu arkadaş tecavüzden fazlasıyla zevk alan, insanlara kötülük etmekten hiç çekinmeyen, amaçları uğruna her türlü pisliği yapan, bencil bir ruh hastası. İşin daha vahim kısmı bu arkadaşımızı derinden etkileyen, onu geçtim etkileneceği herhangi bir durum yaşamamış olması. Şimdi nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim ama gerçek bu. Ben bile daha ileri gidemez derken adam kendini aştıkça aştı.Ve bu arkadaş kesinlikle bir De Waranne olamaz. De Waranne insanı bir kez sever ve bırakmaz, ayrıca hata yapsa bile onu düzeltmeye çalışır.  Rolfe'da bunların hiçbiri yoktu. Aksine onu en çok mutlu eden şey hata yapmaktır.

 Ve bu arkadaş tam kendine göre bir gelin bulmuştu, kitabın baş kadın karakterinin üvey kız kardeşi Alice. Bence ikisi tencere kapağını bulmuş uyumunu en güzel yansıtan çiftlerden biriydi. İkisi de psikopat bir ruh halinde olan insanlar. Tek fark Alice'in geçerli bir nedeni var. Yine de ikisi de nefret edilesi karakterlerdir. Ah be Rolfe, Ceidre'yi rahat bırakıp kendini Alice ile sonsuz  mutsuzluğa boğsaydın keşke. 

 Gelelim canım Ceidre'me. İmkansız Aşk'taki Alexandra'dan sonra en sevdiğim 2. kadın karakter oldu kendisi. Kardeşleri için yaptığı fedakarlıklar kalbimi fethetti. Bana göre Rolfe'a gayet de güzel bir şekilde direndi. Yine de ben Ceidre'nin Rolfe gibi bir adama mahkum olmasına çok üzüldüm. Çünkü her şey tatlıya bağlandıktan sonra ben Rolfe'un Ceidre'ye sadık olduğuna asla inanmıyorum. O yine bir yolunu bulup başka kadınların koynuna bir şekilde girmiştir, kadın istekli veya isteksiz olsun. 

 Rolfe'a çok sövdüm ancak böyle bir karakterle yazar bir kez daha farkını ortaya koydu bence. Yazarın bu yönünü seviyorum, karakter konusunda tabuları yıkıyor her zaman. Bizim sevip sevmememizi umursamıyor ve bana kalırsa okunmasındaki en önemli etken budur.

 Hikaye ise Tehlikeli Aşk romanındaki gibi sert bir dille yazılmıştı, Orta Çağ'ın kadınlar ve yaşananlar konusundaki acımasızlığı çok güzel işlenmişti.

 Sonuç olarak usta bir yazardan yine harika bir eser. Rolfe'a dayanabilirseniz ne mutlu size.

 Puanım:5/5

15 Mayıs 2016 Pazar

Mayıs Cicileri


 Oh be! Bugünden itibaren okul bitti. Sonunda rahatça kitap okuyabileceğim! Daha da güzeli bloga daha fazla vakit ayırabileceğim.

 Başlıkta da görüldüğü üzere yaptığım son kitap alışverişlerim hakkında bir yazı yazıyorum şu an. Tabi ben bu alışverişleri yaparken bazı aksilikler de olmadı değil.

 Şimdi, benim ailemin genelde iyi gibi görünse de bir açıdan kötü bir özelliği var. Annem de babam da benim internet üzerinden alışveriş yapmamı istemezler (gerçi bu sene başlamış olduğum Yemeksepeti'nden sipariş vermeme bir şey demiyorlar ama internetten alışveriş yapmaya giriyor mu bilmiyorum) . Bu benim için sorun olmuyordu. Fakat ben de dahil kitap okumayı seven herkesin ortak bir sorunu var: Kitaba biçilen fiyat. Kabul edelim, yaklaşık 1-2 senedir kitap fiyatlarında bir artış söz konusu. Üstelik artış yıl içinde kalsa iyi. Kafanızda citlsiz bir kitap canlansın, sayfa sayısı 400 olsun fiyatı da 22 tl olsun. Birkaç ay sonra yine citlsiz başka bir kitap çıktı diyelim, sayfa sayısı aynı olsa da bakıyorsunuz ki fiyat 25 tl. Yani benim gibi internetten kitap satın alamayan biri için oluşan işkenceyi siz düşünün.

 Ayrıca şöyle bir durum da var. Bizimkiler kitap okumama asla karşı değildirler, fakat zamanında tek bir alanda kitap okuduğum (historical) için ne zaman kitap alsam çok tartıştığımız olmuştur. Ayrıca eve en fazla 2 yerine 7-8 kitapla geldiğim için harcanan para da var işin içinde. Ben de mecburen kitap konusunda kaçak işler çeviriyorum. Örneğin son Tüyap'ta aldığım kitapların bir kısmını arkadaşıma bir süre saklasın vermiştim, çünkü toplam 34 kitapla girdiğimi görünce bizimkilerin vereceği tepki malum. Şu an çoğunu geri almış olsam da 3 tane kaldı. Hatta arkadaşım çeyiz olarak onları sana vereceği der durur :D 

 Yalnız ben yine asıl konudan saptığımı fark ettim. Ben en iyisi aldıklarımı sizlerle paylaşayım.

 Geçen Hafta



 Aldığım tek kitap bu oldu. D&R'ın 9.90 kampanyasında gördüğüm bir kitaptı. Hatta okudum bile. Yakın zamanda yorumunu gireceğim.

 Pazartesi


 Blogu izleyenler az çok Teresa sevgimi anlamışlardır. Unutulmaz Öpücük'ü pdf şeklinde okuduğum için kitap versiyonu yoktu bende ve kitaplığımda bulunmasını deli gibi istediğim bir kitaptı. Şükür ki bu pazartesi kavuştuk *-*

 Anansi Çocukları yine D&R'ın 9.90 kampanyasından aldığım bir kitap oldu.

 İyi Kalpli Erendira'yı almış olsam da elimde Gabriel'in başka bir kitabı daha var. Onu ne zaman okuyacağım Allah bilir. Baya beğenerek aldım ama bir türlü okumak için zaman bulamadım. 

 Çarşamba

 Aslında o gün de kitap alışverişi yapmayı çok istedim ama yapamadım. Ben Pegasus'tan yeni çıkan Tüm Sırların Sahibi Kız kitabını almayı çok istiyordum. Kitabın çıkış tarihi de 5 Mayıs olarak gözüküyor. Fakat ne bu pazartesi ne de çarşamba bulamadım bu kitabı. Ayrıca Jennifer Royce'un Esir Yürek kitabı da çıkmıştı fakat o da ortada yok. Bunun için 3 D&R gezdim arkadaşlar. Sonuç hüsranla bitti. Bir de D&R'da gözüme sürekli Doctor Who: Savaş Makineleri kitabı gözüme çarpıp duruyor. O da deliler gibi gözlediğim bir kitaptı ama alamadım çünkü arkadaşıma bana doğum günü hediyesi olarak al demiştim. Yoksa kesinlikle elimden kaçmayacak bir kitap olacaktı.

 Pazar

 Ve gelelim bugüne. Bu sefer başka bir yerin D&R'ına gittim. Özellikle Kanyon D&R'a bir kez daha gidersem garanti kovarlardı beni :D. Tabi bugün D&R'a uğrarken içimde bir korku var. Kesin yine aradığım kitaplar gelmedi oraya diye. Sonuç mu?


 İkisini de görür görmez bir çığlık atasım, ağlayasım geldi :D. Bu ikili çıkalı 3 gün oldu şu an, 3. gününde aldım bebeklerimi. Sonunda kaliteli bir historical okuyacağım için çok heyecanlıyım. Brenda, inşallah Stephen huy bakımından babasına benzememiştir. Önceki kitap Gönülçelen'i okuyanlar ne demek istediğimi bilir.

 Teresa aslında historical yazarı olmasına rağmen tamamen günümüzde geçen tek kitabı İyi Geceler Tweetaşkım'ı yayınlamakla Pegasus ne kadar doğru yaptı bilmiyorum ama iyi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca uzun zamandır bunlar bu kadının kitabını çıkarmıyor diyen bana bir süreliğine teselli olacak :).


 Ölüm Meleği kitabını gördüğüm an almayı karar vermiştim ve aslında pazartesi görmüştüm kitabı, almak bugüne kısmet oldu.

 Kule ise yine 9.90 kampanyasından alınan bir kitap ve konusu baya ilgi çekici geldi bana.

 Ama ücretlerini öderken baya içim kıyıldı. 92 tl ne be! 3 Pegasus kitabı 82 tl, hey maşallah! Ailem, bütün suç sizde. İşin daha da kötüsü ben ehliyete yazılacağım ve babam benden para desteği bekliyor. Ki benden fazladan para hayatı boyunca 2-3 kez istemiştir. Şimdi ben adama 100 tl'yi 4 kitaba nasıl verdim diyeceğim :D

 Söylemeden edemeyeceğim, D&R'da Pegasus'un bu hafta çıkarmış olduğu genç-yetişkin kitaplarını değil, benim istediklerimi görünce içimde şeytani bir sırıtmayla gezindim :D

 Evet, şimdilik yaptığım alışverişler bunlar fakat bugün gördüğüm ve öğrenmiş olduğum bir şeyi sizlerle paylaşmak isterim.

 Gittiğim yerde hem D&R hem Remzi Kitabevi var. Remzi'ye çok sık girmiyorum çünkü D&R gibi fazla düzgün değil. Neyse, yine de ne var ne yok diye bakayım dedim. Ve ben şoka girdim. Remzi'de en son çıkan kitapların çoğu bulunuyordu! Özellikle Pegasus'un son 2 haftada çıkardığı kitaplardan biri hariç diğerleri karşımdaydı, genç-yetişkin ve bugün aldıklarım da dahil. Bilin bakalım hangi kitap ortada yoktu? Maalesef, Tüm Sırların Sahibi Kız :(. Ayrıca Jennifer'ımın kitabına da baktım, o da yoktu. Hadi ona neyse diyorum, çünkü yayın evi çok yeni. Ama Pegasus'un o kitabı nasıl hala ortada olmaz arkadaş :D

 Yani neymiş, uzun zamandır istediğiniz kitabı hemen mi almak istiyorsunuz, önce Remzi'ye uğramalısınız.  

 Şimdi daha da eğlenceli kısımlara geçiyorum, aldıklarımı okuma zamanı!!! Yorumlarımı da en kısa sürede sizlerle paylaşacağım :)  İstediklerimin çoğuna kavuşsam da o aklımdaki 3 kitabı sanırım arkadaşla çıktığımızda alırım.

7 Mayıs 2016 Cumartesi

The Blackstone Affair Serisi - Yorum


 Sonunda bir seriyi daha bitirmiş buluyorum. Elli Ton serisinden sonra çıkan erotik seri kitaplarının hepsi bir şekilde onla karşılaştırıldı. Tabi bundan Blackstone da nasibini aldı. Şimdi düşününce Christian ve Ethan arasında benzerlik bence sevdiği kadınları korumalarıyla alakalı fakat Ethan'ın korumacılığı daha samimi, daha insanı boğmayan bir şekildeydi. Seri benim için vasatın biraz üstündeydi. Yani çoğu erotik romanın bana verdiği sonucu bir kez daha yaşatan bir seriydi. 

 Çırılçıplak


 Okuduğum diğer erotik romanlardan farklı olarak anlatılan ilişki BDSM tarzında değil sadece normal cinsel ilişki tarzında bir kitaptı bu yönden hoşuma gitti. Yalnız karakterler arasındaki aşkı fazla hissedemedim çok havada kaldı. Bence bunun sebebi baş karakterleri tek başına ele aldığımızda da kendileri hakkındaki özelliklerinin, duygularının, düşüncelerinin de havada kalmasından kaynaklanıyor. Aradığımı pek bulamadım.

Puanım: 2/5

 Senin İçin


 Serinin ilk kitabını çok beğenmemiştim ama bu kitabı daha çekilir buldum.Erkeğin bakış açısıyla anlatılan kitapları ayrı seviyorum. Evet çok fazla olay yoktu, daha çok çiftimizin çiftimizin ilişkilerini gelişimini anlatıyordu yine de beğendim kitabı.

Puanım: 4/5

 Aç Gözlerini



 2. kitabını daha çok beğenmiştim. Biraz daha kısa tutulsaydı kitap daha fazla sevebilirdim, 408 sayfa çok fazlaydı. En azından Brynne'nin sorunu bir çözüme kavuşuyor. Aslında okuyalı biraz zaman geçtiğinden ve kitapta hatırlanmaya değen durum azlığından dolayı ( Byrnne'nin hamile olduğunu öğrendikleri ve kaçırıldığı zamanı hatırlıyorum) ne yazsam boş bir yorum olacak.

Puanım: 2,75/5

 Değerli Şeyler



 Seri bittiği için bana derin bir oh çektirdi. Son kitap da durum bakımından yine ilk 3 kitap gibi, öyle aman aman olaylar yaşanmıyor, yaşansa da bize yansıtılmadan barıştıklarını görüyoruz. Fakat çiftimizin birbirlerine destek olmaları ve hissettikleri sonsuz sevgiyi okumak kalp ısıtan cinsten.

Puanım: 4/5





5 Mayıs 2016 Perşembe

Pegasus, Kuzum, Ne Yapıyorsun Sen?


 Merhaba arkadaşlar. Hatırlarsanız kısa bir süre önce Pegasus'un 2016 kataloğunu sizlerle paylaşmıştım. Benim beklediğim kitapların belli aralıklarla çıkmasıydı fakat görünüşe göre Pegasus, katalogtaki bütün kitapları hazirana gelmeden bitirecek gibi görünüyor. Bundan mutlu mu olmalıyım yoksa korkmalı mıyım emin olamadım. Çünkü Allah korusun, yaz boyunca kitap çıkmaması gibi bir durumla karşı karşıya kalacakmışız gibi bir his oluştu içimde. 

 Pegasus, o kadar çok kitap çıkarıyor ki şu mayıs ayında, hepsini paylaşamayacağım gibi görünüyor. Ben size en iyisi ilgimi çekenleri bir fotoğraf ve link sayfalarıyla göstereyim. 

 Ama öncesinde şu ana kadar çıkan veya çıkacak olan kitapları şuradan paylaşmak isterim.
http://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/publisher_products/all&publisher_id=1689&sort=publish_date&order=DESC











4 Mayıs 2016 Çarşamba

Serseri Tutkular-Yorum




 Pegasus, diğer yayın evlerinin yaptığı gibi yine ve yeniden ellerinde bulunan tarihi aşk romanı yazarlarının yeni kitaplarını çevirmek yerine, yeni bir yazarla anlaşıp onun kitabını bizlere sundu. Diyeceksiniz buldun da bulanıyorsun diye ama çoğu kişi gibi ben de yeni bir yazar yerine sevdiğim yazarların devam kitaplarının çevrilmesini dört gözle bekliyorum.

 Neyse, daha fazla şikayet etmeyim ben, kitaba dönsem daha iyi. Yukarıda da dediğim gibi Pegasus'un yeni historical yazarı Lorraine Heath. Pegasus bu yazarı almakla iyi mi yaptı yoksa daha mı kötü emin değilim. Çünkü yazarın yazmış olduğu çok fazla kitap var ve Pegasus'un, konu historical olunca çevirideki hızını bilmeyenimiz yok.

 Bizde çıkan kitap, "Scoundrels of St. James" serisine ait. Çocukluklarında bir sebepten sokaklara düşmüş olan 5 kişinin şimdiki hayatlarında yaşadıkları zorlukları ve aşkı bulmalarını konu alıyor. Anladığınız gibi seri 5 kitaptan oluşuyor.

 Bunun yanında bir de 3 kitaplık  "Scandalous Gentelmen of St. James" serisi var. Fakat Scoundrels'le alakası var mı bilemedim. Çünkü bu serideki bazı soyadları Scandalous'ta da geçiyor. Hele de 3. kitabın erkek kahramanı düşündüğüm kişiyse fena şok geçiririm.

 Serinin ilk kitabı olan Serseri Tutkular'ın konusu ise şöyle: Sokakta yaşayan Luke, işlediği bir cinayet sonucu idam edilecektir. O sırada bir adam gelir ve Luke'un gözlerine bakarak onun kayıp torunu olan Claybourne Kontu Lucian Langdon olduğunu söyler. Luke da ölümden kurtulmak ve kendisi ile arkadaşlarına daha iyi bir yaşam sağlamak için adamın sözünü doğrular.

 Yıllar sonra Luke, ilk balosuna katılır fakat bir kişi hariç diğerleri ya onun önünden çekilir ya da gözlerini kaçırır. Gözlerini kaçırmadan karşısında cesaretli duran kişiyi, o olaydan 5 sene sonra yeniden evinin kütüphanesinde görür. Leydi Catherine Marby, Luke hakkında çıkan dedikodulardan ve o olaydan cesaret alarak Luke'dan birini öldürmesini ister. Başta Luke bu teklifi reddetse de sonrasında kendisine yardımcı olabileceği bir konu için Catherine'in teklifini kabul eder.

 CNR'da almak istediğim kitabı 2 sebepten ötürü almamıştım. Kitap fazla açıklama vermediği için hayal kırıklığına uğrama korkum vardı. Ama en önemli etmen arka kapakta bulunan resim oldu :D Cidden ben bunu nasıl alacağım diye baya düşündüm ve utancım daha ön plana çıkınca pdf ortamına düşmesini bekledim.

 Kitabı bitirdikten sonra niye bunu almadım diye baya hayıflanıyorum şu an. Kitap inanılmaz güzeldi. Bu sene okuduğum en iyi historical kitabı olabilir hatta.

 Siz benim anlattığım konuya bakmayın, bu sadece görünen yüzü. Kitap her duyguyu size yaşatabilecek cinsten. Ben ki bugüne kadar beni ağlatmayı başarmış 1-2 kitap vardır şu ana kadar, bu 4. olabilir. Ağlatmadı da daha çok yüreğimi sıkıştırdı, beni duygu seline boğdu. Bu da benim için ağlamakla eşdeğedir

 Şu an etrafta Luke diye geziniyorum. Her şeyiyle tam aşık olunacak bir erkek. Kendisini anlatmayı çok istiyorum ama anlatmayacağım. Ben sizin görüp tanımanızı tercih ederim.

 Catherine'yi de unutmamak lazım. O da bir harikaydı. Özellikle her zorlukta Luke'un yanında olması beni benden aldı.

 Onun haricinde William yani Bill de beni kendine aşık etti. Pozitif enerjisi ve tatlılığıyla hani bana demekten kendimi alamadım. Bir de Jim var ki... Tam olarak beni nereden aşık etti emin değilim ama ona da bir ah çekmekten kendimi alamadım. Yalnız, Bill'imin kitabı serinin son ve en kısa yani novella olan kitabıymış, nedennnnn? Bir de çok sevdiğim Winnie ile eşleşmişler *-* .  Cidden yazar nasıl olur da bu çifti en sona bırakmış? Kim bilir Pegasus kaaaaaaç sene sonra çıkaracak kitabı? Jim de 4. sırada. Cidden ağlamak istiyorum.

 Fakat, bir tane iticilik abidesi var ki sormayın. Adı da Jack -_- . Kitap boyunca beni hep uyuz etti. Hatta kitap ortalarına kadar, kendisi için orta yaşlı, ileride bizimkilere kötülük yapacak olan bir amca modeli kurmuştum kendime. Tabi sonradan bizimkilerden, belki 2-3 yaş büyük olduğunu öğrenince yaşadığım şoku siz düşünün :D  Ve bilin bakalım sıradaki kitap kimin? Cidden bu kitabı büyük bir heyecansızlıkla bekliyorum -_- .

 Frannie'nin hikayesini de çok merak ediyorum. Konusu cidden güzel bir kitap, umarım işleniş de harikadır. 

 Puanım: 5/5