28 Haziran 2016 Salı

Kalbin Gölgesi-Yorum



 Etkinlikte tamamlanan madde: Başladığın bir serinin devam kitabı

 Aranızda bana Winter'ı bulacak olan kimse var mı? Yok yanlış oldu bu soru, adamın nerede yaşadığı belli. Beni St. Giles Yetimhanesi'ne götürecek olan kimse var mı acaba?

 Bu nasıl bir kitaptır sayın okuyucular? Elizabeth yine coşmuş. Resmen aşk yaşadım kitapla!

 Winter, Isabel siz ne tatlıydınız öyle! Resmen mıncırasım geldi şu ikiliyi! Yazarın oluşturduğu en efsanevi çift Silence-Mickey desem çoğunluk kabul eder. Buna katılmama rağmen serideki favorim Winter-Isabel olacak benim için.

 Kitap beklediğime kat kat değdi. Yazar son 3 kitabında komedi dozunu arttırmaya başladı. Çiftimizin atışmaları, yetimhane çocuklarının komik diyalogları baya eğlenceliydi. Özellikle fare olayında baya kahkaha attım :D

 Isabel, serinin önceki kitabı olan Saklı Şehvet'te ilk kez karşımıza çıkmıştı. Kendisini ilk başta fazla sevmemiştim çünkü Winter'ıma sürekli sataşıyordu ve biraz soğuk gelmişti bana. Yine de ondan 2. Silence vakası bekliyordum. Malum Silence'ı da fazla sevmemiştim ama kendi kitabında hayran kalmıştım. Isabel'e ise aşık oldum. *_* Isabel, daha ilk düşüncesinde ve çıkardığı seste beni baya güldürdü. :D Kitabı okurken Winter'a sataşma konusunda Isabel'e hak verdim. Ben de olsam odun görünümlü Winter'a sataşırdım :D Lakin sanmayın ki Isabel sadece alaycılıktan ibaret. Kitap ilerledikçe geçmişi baya yüreğimi parçaladı. En çok istediği şeye hiçbir zaman kavuşamayacak (tabi yazar ilerleyen kitaplarda son dakika sürprizi yapabilir).

 Winter, benim için ilk kitaptan beri en merak ettiğim karakter olmuştur. Hatta Silence'dan daha daha fazla. Çünkü Silence-Mickey'in karakterlerinden çok yaşanacakları merak ederdim. Winter'ı ise deli gibi tanımak istiyordum. Kitap bitti, Winter'ı baya baya tanıdım yalnız ben şimdi hikaye sonrasındaki Winter'ı da tanımak istiyorum. Bana Winter'ı tarif et deseniz şunu gösteririm:



 İşte Winter da aynı bu dondurma gibi. Dıştan sert gözüken ama içinde sürprizler barındıran, acı ve tatlı dengesi bulunan bir erkek. Tesadüfe bakın ki dondurmanın ismi de Winter ile çok uyumlu :)

 Winter, Winter, Winter. Sen ne inanılmaz bir insansın. Onun tek istediği adaletli ve eşit bir dünya. Madem yaşadığım yer bunu sağlayamıyor, ben neden yapmayım doğrultusunda gitti ve asla amacından sapmadı. Sanırım bu misyonundan dolayı insanlara karşı fazla sıcakkanlı olamıyor. Bunu en çok çocuklara karşı gösterdiği ilgide gördüm. Aslında Winter hepsine deli gibi sevgi gösterebilen ama birini diğerlerinden fazla seversem burada istenmiyorum diye düşünmesinler diye bu hislerini kendine saklamak zorunda kalmış. Buradan kısaca onun ne kadar ince düşünceli olduğunu öğrenmiş oluyorum.

 Winter bir Doğrucu Mahmut arkadaşlar. Her ne düşünüyorsa direkt olanı söyler. Öyle lafı süslemek, konuyu uzatmak hiç ona göre değil. Öyle olanlara da acayip kıl. Bu onda bayıldığım 2. özellik. İlki yukarıda anlattığım inceliği. 

 Bir de kitap okumayı seviyor. YAAAAAA! Bir zaman makinem olsa, Isabel'den önce ben kapsam şu adamı *-*

 Fakat bu sonsuza kadar böyle gitmeyecek tabi. Karşısına Isabel isimli bir deli çıkıyor ve adama yeni özellikler ekliyor. Örneğin hiç yapmadığı şey olan alaycılık. Isabel laf soka soka adamı da kendine benzetti :D 

 Ayrıca Winter bir yönüyle diğer aşk kitabı erkeklerinden ayrılıyor. Bilirsiniz, bir aşk kitabında erkek zamanında çok canlar yakmıştır. Peki Winter mı? Isabel'den önceki tek tecrübesi 17 yaşındayken bir kızı öpmüş olması o kadar. Yani Winter bir bakir. Gel de iyice bağlanma şu adama. Cinselliği yeni tatmasından olsa gerek bir yerden sonra Winter resmen sapığa bağladı. Isabel ile 2 sevişti, sonrasında beyfendi pozisyondan pozisyona atlamaya başladı :D

 Biraz da onun 2. karakteri hakkında 1-2 kelam edeyim. Bildiğiniz gibi Winter, St. Giles Hayaleti. Hayalet, onun biraz daha özgür olduğu bir kişilik. Adalet ve eşitlik sağlamasında en büyük yardımcısı. Fakat en büyük korkusu bu maceracı ruha fazla kapılmak. Çünkü içinde biriken şiddet duygusunu bir gün bastıramayacağından çok korkuyor.   Kitap St. Giles Hayaleti'ni anlatınca macera bekleyenlere şimdiden söyleyim. Hayalet daha çok keyifli kovalamacalar içinde. 

 Sondaki kısımda benim muslukları resmen açtı. Ki ben kitaplarda ağlamayı hiç sevmem. Şu ana kadar Julia Quinn-Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü, Teresa Medeiros-Unutulmaz Öpücük kitaplarında baya ağlamıştım. Kalbin Gölgesi tam anlamıyla ağlatan 3. kitap oldu. Canım yaaaa, nasıl da mutluydu. Helal olsun Isabel, aşık olduğum adamı ilah yaptın. 

 Yeminle yazar beni paramparça etti Winter ile. Bu kadar güzel düşünceli bir erkek daha gelmez. (belki Godric biraz yaklaşabilir diye düşünüyorum) 



 Winter'ı merak edenler için. Adam resmen taş. *-*  *-*

 Öhöm! Godric demişken, sıradaki kitap onun olacak. Godric'i şu ana kadar sadece 1. kitaptan azıcık biliyorum ama orada kendini baya sevdirdi kerata, kim bilir bu duygusal adam kendi kitabında nasıl da beni boğacak duygulara. (kerata dediğime bakmayın, koskoca adam). Ve Artemis. Ah, şu kadın! Bu kitapla azıcık daha tanıdım Artemis'i. Şimdiden böyleyse kendi kitabını düşünemiyorum bile. Size söylüyorum, sessiz görünen Artemis kendi kitabında resmen bomba yaratacak. (at fav bekle) 

 Yazarın seriyi bitirmesine 2 kitap kaldı. Benim merak ettiğim acaba yazar Mary Withsun ve Joseph Tinbox karakterleri için kitap yazacak mı? Çünkü bu ikisi seride çok önemli yer kaplıyor. Belki Mary final kitabının baş karakteri olabilir ve olursa harika olur, Joseph bir kitapta olursa veya olmuşsa 2. çift olarak yer alır. Joseph'te sanki romantizm işareti aldım ama ne olur bilinmez.

 Evet, kitap yorumu oldu karakter tanıtımı ama dayanamadım :D Winter olur da Isabel'i bırakırsan nereye bakacağını ben sana gösteririm :D

 Pegasus Abla veya Abi, 5. kitap bu sonbahar çıksın lütfen. 

 Puanım:5/Yıldızlı 5

Güz Fırtınası-Yorum


 Elimde bulunan bir tarihi aşk romanının daha sonuna geldim. Ülkemizde bu türü takip edenlerin Rita Hunter'ı bilmemesi mümkün değildir. Çünkü hatun türün hakkını cidden veriyor.

 Kitap hakkında yoruma geçmeden önce bir fikir beyan etmek istiyorum. Burayı okumak zorunlu değildir.


  •  Bildiğiniz gibi Rita, Epsilon ile anlaşmasını feshedip Yabancı ailesine katıldı. Çok da iyi oldu çünkü Yabancı, Rita'nın değerini Epsilon'dan daha iyi anlar diye düşünüyorum. Ayrıca sayesinde ilk kez Yabancı'dan bir kitap aldım. Şu ana kadar okuduğum Yabancı'lar pdf şeklindeydi. Bir yanda da pek memnun olamadım. Yabancı, her ne kadar bestseller denen kitapları bünyesine alsa da ağırlığı genç-yetişkin türüdür. Yanlış anlaşılmasın, Rita o bestseller dediğimiz baaazı yazarlardan çok daha iyi yazıyor ve yaptığı seçimi sonuna kadar destekliyorum. Kabullenemediğim yön Yabancı'nın kendi alanından uzaklaşmaya başlaması. Bakıyorum son kitaplara chick-lit,historical (gerçi şu an bu kitapla birlikte başka yazardan çıkacak bir roman daha var) kitaplar bünyeye girmeye başlamış (erotik önceden beri olduğu için hesaba katmadım). Yabancı, İthaki ve Müptela ile beraber Penguen Kitapevi'den çıkma bir yayın evidir. Ben Penguen'in yerinde olsam 4. bir yayın evi açarım, yalnız içinde sadece tarihi aşk romanları barındıracak şekilde. Yabancı da eskisi gibi sadece genç-yetişkin ve yeni-yetişkin kitapları çıkarır. Malum, tarihi aşk ve günümüz aşk kitap çıkaran yayın evlerinin hangisine öncelik verdiği çok bariz.
 Şimdi gönül rahatlığıyla kitap yorumuna geçebilirim.

 Yukarıda da dediğim gibi Yabancı,Rita'ya değer verir. Bunu da ilk kitapta çok güzel gösterdiler. Kalbin Ateşi'nden sonra gördüğüm en güzel kapak olmuş. Fotoğrafa uygun yapılan dış süslemeler olsun, bölüm sayısını süsleyen kısımlar olsun hakkını vermişler, helal olsun.

 Ben bu hatunun en çok arka kapak yazılarını seviyorum çünkü nasıl bir hikaye ile karşılaşacağınızı hemen açıklamıyor. Bu da kitaba başlamak için daha da heyecan yapmanızı ve merakta kalmanızı sağlıyor.

 Kaleminden bahsetmem gerektiğini düşünmüyorum, zaten ne kadar mükemmel bir kalemi olduğu ortada. Bir kitabını okuyup da sanki ben oradaydım demeyene şaşarım. Karakterler arasındaki bazı diyaloglar da eğlenceliydi. Örneğin Alex'in ölümünü hayal etmek. 

 Ateş serisindeki kızlarımızı görmek sanki uzun zamandır görüşmediğiniz yakın dostlarınızı görmek gibi. Alexander hakkındaki dedikodulara rağmen hiç tanımadıkları Jane ile arkadaş olma çabaları ve yardım eli uzatmaları çok hoştu.

 Benim blogu takip edenler ve Vikitap'tan bilenler çoğunlukla biraz sert eleştiri yaptığımı bilirler. Bir kitap hakkında tek olumsuz eleştiri yazmadığım kitap baya azdır. Tabi bu sert eleştiriden şimdi bu kitap da nasibini alacak.

 Ben kitaba Vikitap'ta 3 puan verdim. Şu ana kadar Vikitap'ta kitaba 14 kişi puan vermiş, ben hariç herkesin puanı 10. Goodreads'a bakınca 20 kişi puan vermiş iki kişinin 2 puan verdiğini gördüm (o kişilerden biri kesinlikle ben değilim ama hesabım olsaydı benim de vereceğim puan 2 olurdu). Okuyanların deli gibi beğendiği bu kitabı ben neden beğenmedim?

  1. Sayfa sayısı: Kitaptan memnun kalmamamın en önemli etmeni. İşin içine tarihte yaşanmış bir olay girse veya aşk romanı olmayan bir kitap okumuş olsaydım hiç umurumda olmayacaktı. Ama bir aşk romanında neredeyse 600 sayfalık bir kitap yazmak çok abes. Aslında bu konuda söyleyecek çok şeyim var ama onun için bir yazı hazırlayacağım. Yaptığımın ön yargıya kaçtığı doğru ama... Neyse, yazımı hazırladıktan sonra düşüncelerimizi orada paylaşırız ;)
  2.  Baş karakterler: Fark ettiniz mi, Rita'nın yazdığı çoğu baş karakter birbirlerine huy olarak çok benziyor, hatta artırıyorum, aynısı. Benim gözümde Sophie,Davina ve Jane, Isabel'in 1-2 özelliğinin eklendiği veya çıkarıldığı karakterlerdir. Sophie, Isabel'in daha sakin mizaçlı versiyonu, Davina, ketumluk hariç aynı Isabel. Jane ise empati yeteneği hariç Isabel'in çalçeneliğinin ve Sophie'nin masumiyetinin karışımı. Isabel'in bu üçünden farkı ise fazla pervasız olmasıdır sadece. Bir Emily gerçekten farklıydı. Erkekler, sizi de unuttum sanmayın. Marcus, Emily'e gösterdiği aşk dışında 2. Brendan'dı. Alexander, Adrian'ın doğruculuğunu, Stephan'ın rahatlığını ve Brendan'ın çileden çıkaran aptallık yapma özelliğini almış. Dip not:Kalbimi Çaldın ve Tatlı Tuzak kitaplarını okumadığım için onları işin içine katmıyorum.
  3. Çift hakkındaki düşüncelerim: Alex'ten başından beri haz etmemiştim. 502. sayfadan sonra yaptıklarıyla benden aptallara vereceğim bir plaket aldı. Jane ise eh işte. Benim canımı sıkacak hiçbir şey yapmadı aslında, hatta son sayfalarda baya sempatimi kazandı fakat Alex'ten aldığım negatiflik Jane'i de etkiledi maalesef. :(
  4.  Sıkıcılık: 224. sayfaya kadar ben:

 225. sayfadan itibaren:


378. sayfadan itibaren:


472. sayfadan itibaren:


 502. sayfadan itibaren:


 Kısacası:



 Hele o 502. sayfadan sonrası kitabın en kötü kısımlarıydı. Şimdi Alex'in geçmişi onu bir uyarı sayesinde bıraktı öyle mi? Yazar bile bir yerden sonra sıkılmış ki oraları baya kısa kesmiş. Sonu oldu bittiye getirilmiş.

 Bana Judith'in baş ağrıtan bir kitabı mı yoksa sıkıcılıktan öteye geçmediğini düşündüğün Güz Fırtınası mı deseniz, tercihim tabi ki de Güz Fırtınası olur. Okuyanların çoğunun beğenisini de göz ardı etmeyerek ve Rita'yı sevdiğimden ötürü okumalı mıyım derseniz, ben okuyun derim. Sadece beklediğim gibi bir kitap olmadığı için okumayın demek çok yanlış olur.

 Puanım:2/5

26 Haziran 2016 Pazar

Esir Yürek-Yorum



 Benim için sırf romantizm üzerine kurulu kitaplarda Rita Hunter 1, Jennifer Royce 2'dir. Bu tarz kitapları sıklıkla takip edenler, yazarı Gözlerinin Esareti isimli ilk kitabından hatırlarlar. Biraz daha geriye gidersek Jennifer da aslında Wattpad sayesinde keşfedilmiştir.

 Ben azıcık yazarla tanışmamdan bahsetmek istiyorum. Yazarın ismini ilk kez bundan 2 sene önce ağustos gibi duymuştum. O zamanlar Jenny, Ephesus Yayınları ile anlaşmıştı. Biraz araştırma sonucu önüme gelen alıntıları gayet beğenmiştim ve Wattpad isimli bir sitede yazdığını öğrenmiştim. Tabi o dönemde de ben tarihi aşk romanı açısından baya sıkıntı içindeydim çünkü doğru düzgün çıkan bir kitap yok. Siteye üye olduktan sonra Kalbimin Efendisi isimli hikayesinin konusunu beğenip okumaya başladım.

 Çoğu tarihi aşk romanı okuyucusu gibi benim de bu türde yazdığını bildiğim tek Türk Rita Hunter idi. Jenny'den bir Rita beklemiyordum tabi ama lütfen güzel yazmış olsun diye de içimden geçiyordu sıkça. Neyse, Kalbimin Efendisi bitti, "Evet, bu kadında iş var fakat sonraki hikayeler hayal kırıklığı olabilir, ne olur olmaz kesin karar verme." dedim kendime. Böylece 1-2 hikaye sonra "Bu hatun bir harika! Gelsin sıradaki hikaye!" diyerek kalbimi kazandı. Aynı zamanda kendisi sayesinde tarihi aşk yazmanın ne kadar zor olduğunu görmüş oldum. Kısacası Jennifer sayesinde Wattpad ile tanıştım ve kadının müptelası oldum. Şu anda da orada yazmaya devam etmektedir, tabi ben siteye çok nadir girdiğim için son yazdığı hikayeye başlayamadım bir türlü. Kısa sürede kısmet olur inşallah.

 Yeter bu kadar çalçene, gelelim kitabımıza. Öncelikle yazar bizi bu kadar beklettiği için çok ama çok kırgınım. Sonraki kitapla önceki kitap arasında 1.5 senelik fark var. Yazar neden Ephesus'la anlaşmasını feshetti bilmiyorum ama Ephesus büyük bir kayıpta bence. Ayrıca bu hikayenin büyük kısmı Wattpad'de yayınlanmıştı fakat yazar yazdığını fazla beğenmediği için bazı değişikliklere gitti. Bu iki durum sonucu çok bekledik, sonunda da kavuştuk. Umarım bundan sonra bir daha bu kadar beklemeyeceğiz.

 Kitap 3 kısımdan oluşuyor.  1)Ayrin'in küçüklüğü ve kaçırılması, 2)Çiftimizin İngiltere'de geçen zamanı ve Ayrin'in zoraki evliliğine mani olmak, 3)Fahid'in ailesinin katilini bulması. Kitap beklentimi hem karşıladı hem karşılamadı. Karşılayamadığı kısımları yazmak daha kolay olacağından girişi yapıyorum. İlk kez Jenny'nin bir kitabında fazla kopukluklar gördüm. Örneğin Ayrin'in tutsaklık zamanlarının biraz daha ağırlıkta olmasını isterdim. Hele 3. kısım fazla oldu bittiye getirilmişti. Ayrıca Ayrin'in babasıyla arası sonda ne oldu? Herhalde aralarındaki soğukluk devam ediyor diye düşüneceğim.

 Bir de yazarın bütün erkek karakterleri nedense dük olarak karşımıza çıkıyor. Dük olsun da herkes olmasa daha mı iyi olur acaba? :D

 Wattpad versiyonunda Ayrin'in kardeşleri Derek ve Will'in aşk başlangıçlarına kısa geçiş yapılmıştı. Kitapta bundan bir kez bile söz edilmedi. Aslında edilmemesi daha iyi oldu çünkü 2. 3. çiftler geldiği zaman kitaplar aşırı gereksiz uzuyor. (Bizde bunun temsilcisi Asude'dir.) Yalnız yazar bu iki karakter için kitap veya kitaplar yazacak mı? Kısa 2 novella şeklinde olursa güzel olur bence. 

 Kitaptaki bazı kopuluklara rağmen genel olarak güzel bir kitap okudum. Sagirah -yani Ayrin - ile Fahid birbirlerine karşı en korumacı çiftti. Bazı yerlerde Ayrin'in saflığı sizde bir gülümseme oluşturuyor. Fahid yazarın şu ana kadar okumuş olduğum en iyi erkek karakteriydi. Ben daha çok yazarın kadın karakterlerini seviyorum. Erkeklerden Kayran ve Fahid sevdiklerim şu anda.

 Puanım:3.5/5

22 Haziran 2016 Çarşamba

Haziran Cicileri



 Evet, geldik yeni bir kitap alış verişine. Bu ayki maalesef verimli bir alış veriş olmadı benim için. Çünkü paramın büyük bir kısmı başlamış olduğum sürücü kursuna gitti. İnşallah o paranın hakkını vereceğim. :) 

 Şimdilik aldıklarım:

 17.22.2016


 Cuma alış verişim Türk yazarlardan oluşan historical roman kitaplar oldu. Rita Hunter'ı tanımayan sanırım türe aşina olmayanlardır diye düşünüyorum. Bilmiyorum nedense kitabı çok beğenmek yerine sadece beğeneceğimi düşünüyorum.

 Jennifer Royce, bana göre Wattpad'den çıkan nadide hazinelerden biri. Hoş Wattpad'den beğendiğim 2 yazar var ama :D Yeni kitabının elime geçmesini çok uzun zamandır istiyordum. Hatta kitabın Vikitap'a göre kitabın %66'sını bitirmişim. Daha yazarım da birazı yoruma kalsın değil mi ;) 

 22.06.2016

 

 Pegasus historical denince akla ilk onun ismi gelir: Elizabeth Hoyt. Yayın evinin biz historical aşıklarına büyük sürprizi olan kitabın dağıtımı dün yapıldı. Şükür ki 2. gününde bulamama sorunu yaşamadan kaptım kitabı. Jennifer bitsin, Winter ile daha iyi tanışacağım *-*

 Bir tane de fiyatı ucuz olan bir kitap alayım dedim. Kitapçıyı gezerken Orhan Kemal'in kitaplarını gördüm. Hazır yazarın bir kitabını yeni bitirmişken -yorumuna bakmak isterseniz: El Kızı - az sayfası olan Yüz Karası kitabını çantama attım. Tabi o az sayfaya rağmen yazarın yine buhranlara sürüklemesini bekliyorum :D

 Kısacası bu seferki kitap alış verişim deli gibi istediğim, çıkmasını binlerce gözle beklediğim 3 kitap üzerine yapıldı. Ve hepsinden memnun kalacağımdan adım gibi eminim.



El Kızı-Yorum



 Orhan Kemal'den okuduğum ilk kitaplar bir nevi otobiyografisini anlattığı Baba Evi ile Avare Yıllar idi. Aslında 2 kitabı da sevmeme rağmen bana kısaca anlatır mısın deseniz anlatamam. Aklımdan çıkan kitaplar olmuşlar. :( Ayrıca o dönemler kitaplarla aramda baya soğukluk vardı, büyük ihtimal bu yüzden aklımda kalıcı bir yer edinememiş.

 Geçen Tüyap'tan yazarın 2 kitabını aldım. Bunlardan biri olan El Kızı'nı dün bitirdim. Fark ettiyseniz bir fotoğraf da mevcut. Fakat ilk kez bir kitap yorumu yaparken kendi çektiğim fotoğrafı kullanıyorum. Hal böyle olunca da böyle biraz saçma bir şey ortaya çıktı :D Pdf kitap olmadığı sürece bundan daha iyi fotoğraflar çıkacak inşallah.

************

 Konu: Mazhar Bey, yaşadığı şehrin en iyi avukatıdır. Bir gün eline geçen ikramiye ile karısı Nazan'a pırlanta yüzük alır. Mazhar, karısını sever fakat Nazan kocasına bir eş gibi davranmaktan çok hizmetçi gibi davranmaktadır. Yüzüğün bu durumu değiştireceğini umar.

 Nazan, çok iyi yürekli fakat sevgi göstermeyi beceremeyen bir kadındır. Kahkaha atmak, makyaj yapmak gibi şeyler ona göre değildir, çünkü bunu yapan kadın basittir. Çok sevdiği kocasının onu terk edeceğini düşünür. Hayattaki tek mutluluğu kocası ve oğlu Haldun'dur.

 Bu ailenin yanında yaşayan bir de Hacer Hanım vardır. Hacer Hanım, Mazhar'ın annesidir. Geçmişinde bulunan her erkek onun bir dediğini iki etmemiş, fazlaca şımartmışlardır. Yıllar sonra namazında niyazında bir kadın gibi görünse de durum çok başkadır. Oğluna mümkün olduğunca çaktırmadan süslenip püslenip dışarılarda gezer, özellikle gelini hakkında bin bir türlü iftiralar atar. Evde de durum farklı değildir. Hacer Hanım sürekli Nazan'ı aşağılar durur, bir şekil Haldun'la arasına soğukluk katmaya çalışır. Onu oğlundan boşamak için bin bir türlü yollar dener. Tabi herkes Hacer Hanım'ın ne kadar kötü bir insan olduğunu bilse de ondan korktukları için söylediklerine kimse itiraz etmez. 

 Mazhar, Nazan'a yüzüğü hediye eder. Karısı çok mutlu olur ama yine Mazhar'ın istediği tepkiyi vermez, örneğin boynuna atlayıp onu öpücüklere boğması. Mazhar, karısına yüzükten annemin haberi olmasın diye sıkı sıkı tembihler, çünkü annesi mutlaka bir olay çıkaracaktır. Nazan yüzüğü sandığına saklar. Bu sırada Mazhar, davasına baktığı barın sahibiyle konuşurken, Jale isminde bir kadınla tanışır. Jale, geceleri meyhanede çalışan bir bar kızıdır. Mazhar, fark eder ki Jale, Nazan'ın tam tersidir. Kısaca hayallerindeki kadındır. Nazan, yine Mazhar'ın istediği sıcaklığı göstermeyince büyük kavga çıkar ve o günden sonra Mazhar eve çok nadir uğrar, günlerini Jale ile geçirir. 

 Bir gün Hacer Hanım, evde kimse olmayınca "Benim oğlanla gelin ne diye öğle vakitleri yatak odalarına çekiliyor?" diyerek oraya doğru yol alır. Yüzüğü bulduğu an işler iyice zıvanadan çıkar. 

************

 Yorum: Bu kitabı ben yazsaydım "Bir Kadın Yüzünden Kararan Hayatlar" ismini koyardım. Kitabı okuyan daha ilk sayfadan Hacer'e beddualarını saymaya başlar. O ne iğrenç bir mahlukattı! Bütün aşklar ve dostlukları bozdu kadın. Bana kalsa ona daha da acımasız bir son yazardım -_- 

 Ben Mazhar'a çok kızamadım. Nazan'la anlaşamamasındaki en büyük sebep eğitim farkları idi. Mazhar'ın ahlak ve kültürel gelişimi için sağlanan çok kapı vardı. Nazan yaşadığı yerin ve o zamana göre köy kadınlarından beklenen davranışları sergileyen bir kızcağızdı. Nazan'ı da kendimce anladım ama yazar, ona çok fazla ezilen bir kişilik vermiş. Kim ne yaparsa yapsın karşı çıkamadı benim de içimi parçaladı :(

 Jale -diğer adıyla Neriman- kitapta en sevdiğim kişiydi. Fakat sonda yaptığı hiç olmadı. Ben o kadının böyle bir vazgeçiş yapacağını hiç düşünmüyorum. Yazar orada büyük hata yapmış bence.

 Biraz da yazarın kitapta dikkat çeken yönleri ve kalemi hakkında konuşalım. Kitap birçok insani değeri sorgulattı bana. Bir insan nasıl bu kadar ahlaksız -Hacer- , nasıl bu kadar yanlış yapar -Mazhar- , nasıl bu kadar suskun olur -Nazan- sorularının cevabını bulmaya iten bir kitaptı. İnsanın kendi çıkarı için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi. 

 Yazarın kalemi oldukça sade. Benzetme sanatını az kullanan isimlerden biri. Fakat o sade kalem nasıl da bir şaheser ortaya çıkarmış? Kitabı alırken elbette ki dram bekliyordum, çünkü kitaptan uyarlama dizileri de dahil karşıma ne çıkacak az çok tahmin ediyordum. Fakat bu kadar vurucu bir şey beklemiyordum. Hatta merak ediyorum, niye Türk yapımcılar bu kitabı uyarlamamış? Bir Türk dizisinde aradıkları bütün şeyler mevcut, tabi romantizm hariç :D

 El Kızı, hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak bir kitap oldu. Tavsiyem aşırı ağır dram sevmiyorsanız pek tavsiye etmem. Bir de ilk kez Orhan Kemal okuyacaksanız tavsiye edemeyeceğim. İlk kitaptan bu kadar dram ağır etki yaratabilir ve yazarı bırakmanıza sebep olabilir. Şahsen ben hala kendimi toparlayamadım. Tersiyse tam sizlik ;)

 Puanım: 4,75/5

20 Haziran 2016 Pazartesi

Aşkın Seçimi-Yorum





Milyonlarca Okuru Ağlatan, New York Tımes Çoksatarı Nıcholas Sparks'tan Bulup Kaybettiğimiz Aşklar Ve Hiç Yapmak Zorunda Kalmayacağımızı Umduğumuz Seçimler Üzerine Epik Bir Masal…

Travis Parker bir erkeğin isteyebileceği her şeye sahipti. İyi bir iş, güvenilir dostlar ve Kuzey Carolina'da rüyalarının evi. Travis'e göre, bir kadınla yaşayacağı ciddi bir ilişki bu masal gibi hayatı baltalamak demekti. 

Ta ki yeni komşusu Gabby Holland'la tanışana kadar. Travis'in arkadaşça çabalarına rağmen Gabby başta ondan hoşlanmıyordu. Ama bir şeyler, Travis'i, yeni komşusunu daha yakından tanımaya zorladı. Travis'in ısrarcı çabaları, ikisini ide geri dönüşü olmayan kararlar almak zorunda bırakacaktı. Sonuçlarını ikisinin de tahmin edemeyeceği kararlar…

Aşkın Seçim,, yürek parçalayan o soruyu soruyor: Aşk umduğunuzu koruyabilmek için ne kadar ileri giderdiniz?

****************************************
 Etkinlikte tamamlanan kitap: Bu yıl film uyarlaması vizyona girecek bir kitap

 Hepimiz yazarı The Noteebook isimli kitabından tanıyoruz. Ben yazarın şu ana kadar ne bir kitabını okudum ne de bir kitabının film uyarlamasını izledim. Aslında bunun eksikliğini de hiç hissetmedim. Fakat Sweet Summer Challange etkinliğinde "bu yıl film uyarlaması vizyona girecek bir kitap" maddesi karşıma çıktı. Bu sene çıkacak olan filmlere baktığımda sadece Patrick Ness'in yazmış olduğu Canavarın Çağrısı isimli kitabı okunmaya değer buldum. Fakat kitap alacak vakit yaratamadım, kitabın pdf versiyonu da ortama düşmediği için elime geçen kitap bu oldu. 

 Yoruma öncelikle kapaktan başlamak istiyorum. Neden bilmiyorum, bir kitabın film uyarlaması çıkacağı zaman yayın evleri orijinal kapağı değiştirip film kapağı koymayı çok seviyorlar. Ben bu durumu hiç ama hiç sevmem. Kitap dediğin orijinal kapağında kalmalıdır. Şu kapaktan hallice şey gördüğüm en iğrenç kapak olabilir. Hele kızın taktığı o gözlüğü parçalamak istiyorum. Kadını resmen geri zekalı gibi göstermiş. Aslında kapak "Ben iyi bir kitap değilim, uzak dur!" diye resmen haykırıyordu fakat yapacak bir şeyim yoktu. :(

 Kitap hayatımdan bir günümü çaldı. Kitap tam bir klişelik abidesi. Baş karakterler her romantik kitapta görülebilecek tiplerdi. Olay örgüsü çok sıradandı. En azından kitap yazarla ilgili bir fikir verdi bana. Sen bir daha bu yazarın bir kitabını okuma kızım!

 Puanım: 1,5/5

14 Haziran 2016 Salı

Kitap Tanıtımı:Kalbin Gölgesi


 Şu an bildiğiniz dans ediyorum. Normalde takip ettiğim bazı kitap evlerinin Face sayfasına bakınca çıkaracakları kitapları görürüm. Bu sefer haberi D&R verdi bana. Siteyi incelerken ne göreyim? Pegasus caaanım historical yazarlarımdan olan Elizabeth Hoyt'un kitabını çevirmiş!!!!! Evde insan olmasa çığlığımı kimse durduramazdı :D 

 Daha 2 gün önce kitaba bakıp "Sanırım kitap sonbahara kaldı.Şu an çıksa ne olurdu ki?" diyordum.Kısacası, Pegasus'un Face sayfasında gördüğüm yorumdaki gibi, yayın evi sağ gösterip sol vurmuş.

 Seriyi okumak isteyen ama vakit bulamayanlara geçmiş olsun. Çünkü arka kapak yazısı kocaaaman bir spoiler içermekte. Fakat bunda suçlu Pegasus değildir. Orijinal dilinde de arka kapak yazısında bu spoiler görülmekte. Hatta ben bu spoilerı 2. kitabı bitirdikten sonra, diğer kitapların konularını incelerken yedim. Daha da kötüsü sonraki kitaplar hakkında da arka kapak yazılarından dolayı 2-3 spoiler yedim :D  Bir de Goodreads sağ olsun, 2 gün önceki incememde ülkemizde çıkacak olan kitapla ilgili bir spoiler daha verdi bana. Ama kitabın gidiş altını etkileyen bir şey değil neyse ki. Sadece karakterlerden biriyle ilgili bir durum.

 Neyse efendim. İnşallah serinin sonraki kitabını bu sonbaharda görürüz. Hatta Pegasus sürpriz üstüne sürpriz yaparak yeni bir Brenda Joyce ve Teresa Medeiros ile buluştursun bizi.


***********************

Yayın evi: Pegasus Yayınları
Sayfa sayısı: 384
Fiyatı: 29 tl

"Yaratıcı, duygusal, etkileyici… Hoyt'un masalsı bir anlatımla aktardığı nefes kesici aşk hikâyesi okurları şaşkına çevirecek."
-Publishers Weekly-

Maskeli Bir Adam
Winter Makepeace çifte yaşam sürmektedir. Gündüzleri bir yetimhanenin disiplinli müdürüdür ancak geceleri ayın gökyüzünde yükselmesiyle koruyucu, hâkim ve kaçak St. Giles Hayaleti olarak sokaklara iner. Hayalet yaralanmışken güzel bir aristokrat tarafından kurtarıldığında Winter iki dünyasının çarpışmak üzere olduğunun farkında değildir.

Tehlikeli Bir Kadın
Leydi Isabel Beckinhall zorluklarla başa çıkmaktan zevk alan biridir. Ama yetimhanenin soğuk ve mesafeli müdürüne sosyete kurallarını öğretmek zorunda kaldığında genç adamın gözlerinin neden bu kadar tanıdık, dudaklarınınsa bu kadar çekici geldiğini çözemeyecektir.

Göz Ardı Edemedikleri Bir Tutku
Isabel ve Winter gündüzleri iradelerini çarpıştırır. Geceleriyse tutkuları ortaya çıkar… Fakat St. Giles'taki küçük kızlar ortadan kaybolmaya başlayınca Winter intikam peşine düşer. Bunun içinse her şeyi feda etmesi gerekebilir; yetimhaneyi, Isabel'i, hatta hayatını bile…

****************************

 Oh be! Sonunda seride hasta olduğum Winter'im bana geliyor *-*  *-*

11 Haziran 2016 Cumartesi

Fahrenheit 451-Yorum



Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter. Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.

********************************************************

 Distopya türü kitaplarla aram orta derecedir. Gerçekçilik ağırlıklı olmasını sevmeme rağmen fazla melankoli, mutsuzluk gibi ögeleri de bolca barındırdığı için bir yerden sonra ruh halimde çökme başlıyor.

 Sanırım şu ana kadar okuduğum distopya sayısı 2-3 kitaptır. Şimdilik en son Fahrenheit 451 kitabını okudum. Kitabı okuyanların çoğu orta halli bulmuş, ben de katılıyorum.

 Okuyanlar İthaki'nin çevirisini beğenmemiş. Benimki kaçıncıydı hatırlamıyorum ama ben fazla görmedim hata. Ancak bana göre çeviriden çok yazarın dilinden ötürü ben ısınamadım kitaba. Yine de kitapta rastlanabilecek çok güzel cümleler mevcut. Ayrıca yazarın seçtiği konu da iyi seçilmiş: Kitapsız yaşam.

 Montag'ın eşi tam ağzı burnu dağıtmalık biri. Hayatımda gördüğüm en boş kafalı insan olabilir.

 Puanım:2,5/5

10 Haziran 2016 Cuma

Kuşlar da Gitti-Yorum


 Etkinlikte tamamlana kitap: Bir günde bitebilecek bir kitap

 Etkinliğimde bulunan "Bir günde bitebilecek bir kitap" maddesinde 2. seçenek olarak Kuşlar da Gitti kitabını eklemiştim.

 Yazara alışabilmem için az sayfalı olan kitaplarından başladım. İlk olarak Tek Kanatlı Bir Kuş kitabını okumuştum fakat ne anlattığını pek anlayamadığım için fazla beğenmemiştim. Nedenlerini blogumda belirtmiştim. Bakmak isterseniz tık tık

 Yeni bitirmiş olduğum Kuşlar da Gitti kitabını ise çok beğendim. Kitap İstanbul'da yavaştan yok olmaya başlayan kuş satıcılığı ve kuş satan 3 arkadaşın hikayesini anlatmaktadır.

 Kitap kısa olmasına rağmen dolu doluydu. Kitap bana yok olan gelenek hakkında ve kuş satıcılarının çalışma koşullarının zorlukları  hakkında çok güzel bilgiler verdi. Yazarın kalemine de biraz daha alışmaya başladım.

 Puanım:4,5/5 

Sırça Köşk-Yorum



 Etkinlkite tamamlanan madde: Bir günde bitebilecek bir kitap

 Bu kitapla okuma etkinliğime giriş yapıyorum. 

 Sanırım çoğu insan gibi benim de yazarla tanışmam Kürk Mantolu Madonna sayesinde olmuştur. Maalesef ben o kitabı beğenmemiştim. Karakterler kitap başında nasılsa sonda da öyleydi. 

 Şimdiyse arkadaşımdan ödünç aldığım Sırça Köşk kitabında şansımı deneyim dedim. Belki öykücülüğünü biraz daha severim diye düşünerek başladım kitaba. Sonuçsa 3-4 hikayeden sonra anladım ki ben yazarı okuyamıyorum.

 Aslında kalemi akıcı ve ders çıkarabileceğimiz güzel kurguları var. Fakat niyeyse bana yazdıkları çok karamsar geldi. Ayrıca yazar aşırı benzetme yoluna gidiyor yazdıklarında. Bir süre sonra da betimleme ve benzetme okumaktan sıkıldım. Bir daha okumak istediğim bir yazar olmadı benim için.

 Puanım:1/5 (Dediğim gibi güzel şeyler anlatsa da kalemine ısınamadığım için üzülerek bu puanı veriyorum.)

7 Haziran 2016 Salı

Sweet Summer Challenge: 3 Ayda 15 Kitap






  vampirellaninguncesi ile thecenterwillhold ikilisi çok güzel bir okuma etkinliği hazırlamışlar. Aynı zamanda ilk etkinliğim olduğu için çok heyecanlıyım :)

 Yapmanız gereken, listede belirtilen maddelere uygun bir kitap bulmak. Bir blogunuz yoksa üzülmeyin. Herhangi bir sosyal medya hesabınız varsa #sweetsummer2016 hastagiyle bu etkinliği paylaşabilirsiniz.

 Son olarak, listenizi oluşturduktan sonra etkinliğe katılmak için iki blog sahibinden biriyle sayfanızla beraber geri dönüş yapınız.

 ETKİNLİK LİSTESİ



 OKUMAYI PLANLADIĞIM KİTAPLAR


  • İçinde deniz geçen bir kitap: Sineklerin Tanrısı-William Golding +
  • Bir yol hikayesi: Simyacı-Paulo Coelho veya Şifacı-Marina Fiorato
  • Bu yıl film uyarlaması vizyona girecek bir kitap: Aşkın Seçimi-Nicholas Sparks +
  • Bir günde bitebilecek bir kitap: Sırça Köşk-Sabahattin Ali veya Kuşlar da Gitti-Yaşar Kemal +
  • Birden fazla yazara sahip bir kitap: Kıyamet Gösterisi-Neil Gaiman, Terry Pratchett
  • Okuduğun kitapta geçen bir kitap:
  • Bu yıl yayımlanan bir kitap: Fobi-Wulf Dorn +
  • Her zaman gitmek istediğin bir yerde geçen kitap: Savaş Makineleri-George Mann
  • Başladığın bir serinin devam kitabı: Kalbin Gölgesi-Elizabeth Hoyt +
  • Kapağını beğendiğin bir kitap: Sonsuza Dek Kollarında-Kathleen E. Woodwiss +
  • Daha önce hiç okumadığın bir yazarın kitabı: Firar-Alice Munro
  • Herkesin okuduğu ama senin ancak okuyabileceğin bir kitap: Ateşten Gömlek-Halide Edip Adıvar
  • Gerçek bir hikayeye dayanan bir kitap: Operadaki Hayalet-Gaston Leroux veya Aşk ve Öbür Cinler-Gabriel Garcia Marquez +
  • Kitaplığında uzun zamandır okunmayı bekleyen bir kitap: Reklam Aşkı-Victoria Michaels +
  • Tekrar okuyacağın bir kitap: Şeytani Arzular-Elizabeth Hoyt +
      + işareti: Okundu demektir.

Güncellenecektir.

5 Haziran 2016 Pazar

İtaatkar-Yorum



 Aşk en renkli fantezidir.

Abby King kütüphanede çalışan ve hayatı monoton olan genç bir kadındır. Onu diğer kadınlardan ayıran şey, zengin ve yakışıklı CEO Nathaniel West hakkında kurduğu çılgın ve karanlık fantezilerdir. Nathaniel ise hayatını bir dizi kurala göre yaşamaktadır: Hem ofiste hem yatak odasında kendisine itaat edilmesini ister ve onunla beraber olmak isteyen bir kadın öncelikle onun boyunduruğu altına girmelidir. 


Abby bir arkadaşından Nathaniel'ın yeni bir partner aradığını öğrendiğinde hiç düşünmeden Nathaniel'ın itaatkârı olmak için başvurur. Birlikte geçirdikleri tek bir hafta sonu bile Abby'ye artık Nathaniel'sız yapamayacağını göstermiştir. Nathaniel onun için daha önce varlığından bile haberdar olmadığı bir haz dünyasının kapılarını açmıştır. 



Kısa sürede Abby daha fazlasını istediğine karar verir ama koyduğu kurallarla etrafına duvarlar örmüş Nathaniel'a sevmeyi yeniden öğretmesi o kadar da kolay olmayacaktır. Yine de duygular kural tanımayacak ve aşk, fantezilerin en renklisi haline dönüşecektir.



"İnsanı etkisi altına alan, zeki ve gerçek kahramanları ile ateşli aşk sahneleri olan bir roman. Çok başarılı bir aşk hikâyesi."

-Christina Lauren, Harika serisinin yazarı-


"Bu kitap size Grinin Elli Tonu'nu unutturacak. Tara Sue Me çok yaratıcı ve İtaatkâr sizi esir alacak."

-Southern Fiction Review-


"Yeni bir erotik seriye seksi ve davetkâr bir başlangıç. İtaatkâr'ı kaçırmayın."

-Romance Reviews Today-
(Tanıtım Bülteninden)

**************************************************

 Oy anam oy! Nereden başlasam acaba?

 Başımıza bir Elli Ton Serisi geldi, sonra erotik kitapların çoğunda bu seriden mutlaka bir benzerlik bulundu. Sanırım Elli Ton'a en fazla benzeyen seri Tara Sue Me'nin "The Submissive" yani bizdeki adıyla İtaatkar Serisi.

 Ben kitabı almadım, bir siteden orijinal dilinden okudum, daha doğrusu okumaya çalıştım. Şöyle ki dil anlaşılmayacak bir dil değil. basit bir İngilizce ile yazılmış. Zamanında bu kitabın çevrildiğini öğrendiğimde "İnşallah This Man 2 faciası yaşamayacağım." Sözümü geri alıyorum. This Man hiç olmazsa 2. ve 3. kitaplarıyla beni fazlasıyla şaşırtan bir seri olmuştu. 

 Bu mu? Çok affedersiniz ama bunu okuyacağınıza internetten herhangi bir seks hikayesi okuyun daha iyi. Kitap sadece bir durum üzerinde duruyor: Her sayfada bulunan ve aşırı saçma olan +18 sahneler. 

 Kitap işleniş olarak Christina Lauren'in Harika Piç kitabına benziyor. Her 2 kitapta da daha ilk sayfalarda başlıyor +18 sahneler. Karakterlerin tek derdi "Acaba sonraki sevişme ne zaman gerçekleşecek?" Bir de Christina bu kitaba bayılmış. Hiç şaşırmadım.

 Kitapta konu diye bir şey yok. Yazar "Sadece cinsel sahne yazayım, millet nasıl olsa okur" diye yazmış bunu. Karakterler deseniz kişilik yok bunlarda. Abby, sadece hayallerimin erkeği beni arzulasın, ben yapacağı her şeye razıyım (ki adamın her isteğini yerine getirdi) , yataktan hiç çıkmayalım kafasında biri. Nathaniel ise bir itaatkar bulayım, canım ne isterse ona uygulayım mottosunda yaşıyor. Ayrıca bu karakter fazla duygusuz. Buradaki duygusuz acımasız anlamında değil, gerçek anlamında. Abby'e sürekli emir yağdırdı durdu. Mesela, yemeğini ye, şu saatte benimle buluş, hemen odama çık... Sadece emrediyor. Onun dışında kızla bir kez olsun sohbet etmedi.

 Kitapta yan karakterler olmasına rağmen sadece bir görünüp kayboluyorlar. Kitap sürekli Abby-Nathaniel ve onların +18 sahnelerine odaklanmış.

 Ben kesinlikle tavsiye etmiyorum. Ama ille okuyacağım derseniz ben 2. kitabı okuyun derim. Aynı olaylar erkek bakış açısından anlatılıyor. Belki ilk kitaptaki saçmalıkları açıklar ama benim için seri bitti.

 Puanım: 0.1/5

2 Haziran 2016 Perşembe

Tatlı Kaçamak-Yorum



                                                En Tatlı Hayat Bile Aşk Olmadan Sıkıcıdır! 

Nicole Keyes'i kısaca "Bayan Sorumluluk" olarak tanımlayabilirsiniz. Neticede çoğu insan onun gibi hem aile pastanesini işletip hem de kardeşini büyütmek için kendi hayatını yaşamaktan vazgeçmez. Ancak ikiz kardeşi mutlu bir evlilik yapan, kız kardeşiyse giderek fettan bir güzele dönüşen süper güvenilir Nicole, başkalarının ihtiyaçlarını kendininkilerin önüne koymaktan bıkmaya başlamıştır. 

İşte, tam da bu noktada hayatına Hawk girer. Eski bir Amerikan futbolu yıldızı olan genç adam, Nicole'e özlemini duyduğu özgürlüğü tattırır. Hawk gözleri kapalıyken bile genç kadının dizlerinin bağını çözebilecek biridir ama Nicole onu, kalbini kırabileceği kadar yakınına sokmaya isteksizdir. Nicole ve Hawk korku ve tereddütlerini aşıp aşkı bulabilecek midir? 

*******************************************************


 Yazardan okumuş olduğum en iyi kitabı bu oldu. Öncelikle mavi delisi olarak kitap kapağındaki mavi tonu çok sevdim *-* 

 İlk kez beni sinirden çatlatmayacak bir erkek gördüm sonunda yazardan. Gerçi sonlara doğru kızdırmadı değil ama yazarın önceki erkekleri gibi olmadığı için fazla sorun etmedim. Ama asıl sevdiğim Raoul oldu. Yaşına göre çok olgundu ve sorumluluk sahibiydi.

 Nicole, biraz daha iyi gibiydi. Yine de küçük kardeşi konusundaki aşırı inadı beni sinir etti. 

 Bu sefer değinilen genç sorunsalı hoşuma gitti. Bazen çocuklarımıza, yaşadığımız şeyleri azıcık değiştirirsek nasıl sonuçlanacağı güzel şekilde anlatılmış.

 Yalnız iyi özelliklerine rağmen kötü kısımlar da vardı. Örneğin yazarın baş karakteri hamile bırakma sevdası bir kez daha gözümüze sokuluyor. Yalnız burada sorun şu ki burada hamile kalan kişi sayısı 1 değil tam tamına 3 kişi. Yazarın bu konuda acilen kendini kontrol altına alması lazım.

 Yazarın küçük kız kardeşi var mı acaba? Anlaşılan bu küçük kız kardeş zamanında yazarın sevdiği kişiyi elinden bir şekilde almış. Sonra bir şekilde barışmış gibi duruyorlar. Bu seride olduğu gibi Titan Kız Kardeşler Serisi'nde de buna benzer bu durum yaşanmıştı. Öyle bir durum varsa gerçekte bu aile durumunu bizlere sunması hoş değil.

 Bence yazar işin içine romantizm katmasın, işin iyice cıvığını çıkarıyor. Sadece çocuklar ve gençliğe yeni girenlerin sorunlarına değinsin.

 Puanım:4,25/5

Tatlı Aşk-Yorum



                                                  İlk aşktan daha tatlı bir şey olabilir mi? 


Bunu Claire Keyes'e sormayın. Yirmi sekiz yaşındaki dâhi piyanist bırakın âşık olmayı, bugüne dek kimseyle flört bile etmemiştir. Kariyerinin peşinde koşmaktan aile ve arkadaşlarına zaman ayıramayan Claire, ailesinin pastanesini ve iki kız kardeşini de yıllardır ziyaret etmemiştir. 


Ancak şimdi bir kardeşi hasta, diğeri ise kayıptır ve yumurta bile kıramayan Claire, hasta bakıcı rolünü üstlenmekte kararlıdır. Yapılacaklar listesinin başında kız kardeşleriyle sıkı bir bağ kurmak, âşık olmak veya en azından şehveti tatmak vardır. 

Yakışıklı ve sert görünüşlü Wyatt bu amaca uygun gibi görünmektedir. Genç adam farklı dünyalara ait olduklarını söyleyip dursa da Claire'in yanındayken tek düşünebildiği keki fırına vermektir. Claire tatlı diliyle bu ateşli adamı yatağına ve yaşamına alabilecek midir? 



*************************************************


 Çıktığı günden beri merak ettiğim bir kitaptı Tatlı Aşk. Okuduğumda şunu anladım ki Susan Mallery, Harlequin tarzı kitap yazmamalı, o tarz kitaplarını da normal roman şeklinde yazmalı. 

 Daha önce roman olarak Zor Kadın isimli kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim. Vermek istediği duyguları gayet güzel bir biçimde ele almıştı. Aynı şeyleri Tatlı Aşk için de söyleyebilirim.

 İçinde romantizm olmasına rağmen bu kitap aslında aşk kitabı değil, bir ailenin dağılımını ve yeniden birleşme çabalarını ele alıyor. 

 Claire, 28 senelik hayatı boyunca başkalarının isteklerine boyun eğmiş ve piyano yeteneği hariç elinden fazla iş gelmeyen biri. Kitap boyunca karakterin kişiliğini ve kendi ayakları üzerinde durma çabalarını okumak çok eğlenceliydi. 

 Okuduğum kitaplarından anladığım kadarıyla yazar çocukları gerçekten çok seviyor. Onlar da kitap boyunca çok önemli bir yer kaplıyorlar. Bu seferki karakterimizin ismi Amy ve çok tatlı bir şey :D 

 Fakat kitap akıcı, konusu güzel ve Claire ve Amy'ye rağmen diğer karakterler sizin sinirinizi bozacaktır. Özellikle Wyatt ve Jesse. Ve en başlarda Nicole. Onların kitap boyunca Claire'ye karşı olan tutumları sizi çileden çıkaracaktır. 

 Puanım:4/5

1 Haziran 2016 Çarşamba

Sonsuz Karanlık-Yorum


Chicagolu özel dedektif Kira Graceling, kulaklarını tıkayıp yürümeye devam etmeliydi. Fakat görev bilinci, şafak vakti bir depodan gelen acı inlemeleri duymazdan gelmesini engelledi. Kira aniden kendini, ancak en kötü kabuslarında görebileceği bir dünyanın içinde buldu. Bu dünyanın merkezinde de, hayattan artık hiçbir beklentisi olmayan, ölümsüzlerin nefes kesici efendisi Mencheres vardı. Kira ise hiç beklemediği bir anda ortaya çıkmıştı. Bu korkusuz, güzel insan, Mencheresi kurtarmak için ölüme meydan okuyacaktı. Mencheres, Kira için yanıp tutuşsa da, onu kendi dünyasında tutmak, Kiranın hayatını riske atmak anlamına gelecekti. Yine de her şeye rağmen, hayatının aşkını geri yollamaya gönlü elvermiyordu. Tehlike gittikçe yaklaşırken, Mencheres ya sevdiği kadını seçecekti, ya da kara büyüyle düşmanlarını yenmeye çalışırken son bir kez daha ölecekti...

**********************************************

 Bu kitabı Jeaniene yazmış olamaz. Ben inanmıyorum. Yazarın açık ara okuduğum en kötü kitabıydı.

 Merchandise pardon Mencheres (merchandise, ; ticaret yapmak, ticari mal anlamlarına geliyor. Bu kelimeyi duyunca aklıma hep Mencheres geliyor), sen de bir öl Allah aşkına! Yeminle işe yaramazın tekisin. Bizim tayfa ısrar etmese adam karısını da öldürmeyecekti zamanında. Tek bildiği "Ben geleceği görürüm ama siz geberseniz bile oynamam onunla, ne gördüysem o olur." dedi durdu kaç kitaptır. Ne güzel kitap başında ölüyordu bu dede. 

 Kitapta tek güzel şey Kira'ydı. Hayatımda okuduğum en kendinden emin kadındı. Her zor durumda kendini sakinleştirebileceği bir düşüncesi mutlaka vardı. Yine de Mercheres gibi biri olunca o bile kurtaramıyor kitabı. Yok ben bu çifti beğenmedim, Mencheres bu kızı hak etmiyor. Adam o kadar sıkıcı ki kitabı bile sıkıcılıktan öteye gitmedi. Sıfır aksiyon, sıfır akıcılık.

 Kapak yine facia. Yalnız bize Mercheres diye gösterilen abi beni cidden korkutuyor (titreme)

 Kitaba hak ettiğinden biraz yüksek puan vermemin sebebi Kira ve Vlad'dır.

 Puanım: 3/5