23 Ağustos 2016 Salı

Okuma Maratonu : 2. Gün | En Sevdiğiniz Beş Arkadaşlık


1. Sinners 


Serinin 1 kitabını okusanız da grup üyelerinin birbirlerine ne kadar bağlı olduğunu kolayca anlarsınız. Grup üyeleri çoğunlukla birbirleriyle didişse de gerektiğinde birbirlerine destek olmalarını kıskanmamak elde değil.

2. The Wallfllowers


Lisa Kleypas, diğer historical yazarlara göre romantizmi az, arkadaşlık ve ailevi ilişkileri daha ağırlıkta olan romanlar yazmayı seviyor. Fazla sevdiğim bir seri olmasa da The Wallflowers kızlarının arasındaki arkadaşlık imrendirecek cinsten.

3. Scoundrels of St. James


Şu an için serinin tek kitabı çevrilmiş olsa da aralarındaki kopmaz bağa hayran kaldım. Çocukluktan beri beraber olan bu 5'linin karşılaştıkları her zorlukta birbirlerine kol kanat germeleri kitapta çok güzel işlenmişti. Sonraki kitaplarda bu bağı daha fazla göreceğime eminim. Tabi birileri bu seriyi hatırlarsa.

4. Miranda Cheever-Olivia Bevelstoke


Bu kitap benim için her şeyiyle ayrı bir yerdedir. Kitap boyunca aralarındaki bağın ne kadar eğlenceli ve güçlü olduğunu görmek her zaman yüzüme bir gülümseme konduruyor. Olivia'nın şımarıklıklarıyla Miranda'nın anaç tavırları birbirini tamamlıyor. Yirim onları :)

5. Katherine Brooks-Delores Warren


Biraz düşününce Kate/Dee ikilisi Miranda/Olivia'ya benzemiyor değil. Kate, Miranda'ya göre daha dişli, Dee ise Oliva'dan daha pervasız :D Darmadağınık kitabında ilişkilerinin ne kadar derin olduğu daha net gözüküyor. Asıl kitap Darmadağınık ama ben o -31'in bulunduğu kitabın kapağını koymam arkadaş! 

21 Ağustos 2016 Pazar

Pazar 6'lısı: En Yakın Arkadaşım Olur/Olmalı Dediğiniz 6 Karakter



 Yeni bir Pazar 6'lısı temasıyla daha karşınızdayım. Yalnız kimse bana bu maddeyi hazırlamanın bu kadar zor olacağını söylememişti. Şu madde için 3 günümü fazlasıyla düşünerek geçirdim. Yaklaşık 20 kadar karakter var ve 6'ya indirmeye çalış. Umarım bu maddeyi yapanlar benim kadar zorlanmamıştır. 


1. Miranda Cheever: Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü


Listeme kesinlikle eklemeliyim dediğim tek karakter. Yazmakta kararlı olduğum tek isim. Bu hanım kızımız, sevdiği adam için 10 sene beklemiş bir sabır abidesi. Genel olarak da sabırlı olmasının yanı sıra tam bir kitap kurdu (erkeklere özel bir kitapçıda gördüğü kitabı arzulayacak kadar) , fazlasıyla sevecen bir yüreğe sahip, nadir de olsa hafif çatlak, tamamen sadık bir arkadaş. Böyle bir arkadaşla ele geçirmediğimiz kitapçı kalmazdı :D

2. Hannah Bartlett: Bataklık Meleği



İnsanlar onu bir genelev sahibi olarak biliyorlar. Fakat görünüş her şey değildir sözünü en güzel özetleyen karakterlerden biri olabilir. Bir kere en yakın arkadaşı için her zaman güvenli bir liman. Ayrıca kendi ayakları üzerinde durabilen, göründüğünden daha yardımsever, gerçekçi bakış açısı olan biri. Aşık olsa da sevdiğinin başına bir şey gelmesin diye kendinden ödün vermesi de iyice bağladı kendisine beni. Bu karakter hakkında yazı girince aklıma yazarın yeni kitabı ne zaman çıkacak sorusu geldi. Of, of niye iş historicale gelince çok yavaş bu yayın evleri!

3. Rebekah Blake: Ahlaksız Ritim




Geçmişinde yaşadığı olumsuzluğa rağmen hayata her zaman pozitif bakmasını biliyor. Biraz erkeksi şeylerden hoşlanan (örneğin araba tamiri) , fazlasıyla zeki, çok renkli bir arkadaş olurdu benim için.

4. Catherine Crawfield/Kira Graceling: Gece Avcısı Serisi




Yapamayacağım, ikisinden de vazgeçemiyorum. Cat, en başta arkadaşlık, avcılık, ilişkiler konusunda çok acemiydi fakat o acemi kızı sevmemek elde değildi. Zamanla Cat'in gittikçe daha olgunlaştığını ama esprili dilinden hiçbir şey kaybetmediğini ve daha dışa dönük bir karaktere sahip olduğunu görüyoruz. Yerine göre de hassas olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Cat'in tek şanssızlığı adı gibi kemik kafalı olan Bones diye bir salakla çıkması fakat herife fazla da kızamıyorum çünkü tam Cat için yaratılmış.

Kira ise soğukkanlılığı ve sevdiğini olduğu gibi kabullenmesiyle gönlümde taht kurdu. Karşılaştığı sorunlardan asla kaçmadı, mantıklı yanlarını bulmaya çalışarak kimisini kabullendi, kimisini reddetti. Kira da, Cat'in aynı derdinden muzdarip. Sıkıcılıkta dünya markası bir sevgilisi var kızcağızın.


5. Elizabeth Anne Fitzgerald: Maskeli Balo


  
 Brenda Joyce okuyup da Elizabeth'i sevmeyen yoktur bence. Fakat seçimi yaparken çok zorlandım. Brenda'nın oluşturduğu Mary ve Elysse hariç diğer bayanlarıyla arkadaş olmak isterdim. Düşününce çevremde kitap okumayı seven olmasına rağmen romantik kitap okumayı seven yok. Elizabeth bu çağda yaşasaydı tarihi aşk romanı okumak daha zevkli olurdu. Bu açıdan Elizabeth'i diğerlerinden ayırdım. Ayrıca Elizabeth, diğerlerine oranla daha ince düşünceli ve narin bir karakter. Yine de olduğundan da güçlü ve fedakar biri.

6. Rionna McDonald: Asla Bir İskoçyalı Sevme




En zoru açık ara Maya Banks'ten seçmek oldu. Sevmediğim sadece 1 kişi vardı, onun dışında kimi seçeyim diye baya kafayı yedim. En başından beri aklıma gelen ilk isim Rionna'ydı ama diğerlerini de çok seviyorum ben. Öyleydi böyleydi derken Rionna'yı yazabildim sonunda. Rionna mecbur kaldığı için erkek gibi davranan bir leydi. Zaman içerisinde bu özelliği onun kişiliğini oluşturmuş. Akıllı,korkusuz,kendi ayakları üzerinde duran bu leydiyi sevmemek zor.

BONUS: Maggie Simpson: The Simpsons



Biliyorum, kendisi aslen çizgi dizi karakteri fakat The Simpsons'ların sonradan çıkmış çizgi romanları var şu anda. Diziyi sırf kendisi için, ne şirinlikler yapacak diye izliyorum. Yalnız Maggie'yi benim kızım olsun isterim :D Bir kere annesine çok düşkün. E ben de ona düşkün olacağımdan o da bana düşkün olurdu. Konuşamasa da aşırı zeki. Bazen de çatlak :D Yukarıdaki 6'lıyı boş verin. Ben bu bebeği istiyorum *-* 


 Bir daha böyle bir liste çıkarsa karşıma yapmayacağım. Hazırlaması inanın çok zordu benim için. Uzun bir zamandan sonra sınırsız bir liste yapacağım :D

Okuma Maratonu : 1. Gün | En Kötü Sonlu Beş Kitap


 Bu ay kitap okuma konusunda sıkıntı yaşayan bana ilaç gibi gelen bir etkinlikle karşınızdayım. Okuyan Muggle'ın herkesi davet etmiş olduğu Okuma Maratonu'na katılmış bulunuyorum. Aslında maratonu oluşturan Muggle değil ama böyle güzel bir etkinliği bulduğu için kendisine teşekkür ederim. Maraton hakkında bilgiyi aşağıdaki linkten bakabilirsiniz:

 http://okuyanmuggle.blogspot.com.tr/2016/08/agustos-ortas-okuma-maratonu.html

 Gördüğünüz gibi, okuma listemizin yanında bir de 5 gün için bir tema bulunmaktadır. Tabi bu tembel okuyucu okumak yerine temalara yönelmeyi seçti. Anlaşılan bu ayı liste çıkararak tamamlayacağım gibi görünüyor :D

 Gelelim bugünün temasına. Açıkçası başta bu maddeyi es geçecektim, çünkü okuduğum kitapların çoğu mutlu sonla bitiyor veya kötü bir son olsa da kafama yatan, mantıklı yönleri oluyor. Muggle'ın listesini gördükten sonra birden kafamda sonunu beğenmediğim 5 kitap belirmesin mi? :D  Açıkçası benim listemde biri hariç diğerleri mutlu sonla bitiyor fakat kesinlikle böyle bitmemeliydi dediğim kitapları koydum.

 Bana göre sonu kötü olan 5 kitap:


1. Judith McNaught/Sonsuza Kadar



Bana göre yazar kitaplarını sadece kendi zevkleri için yazmış. Sonsuza Kadar bunun en iyi örneği. Baş karakterin -ismi Victoria olur- başına gelmeyen kalmamıştır. Kızımızı gerçek aşkından ayırıp bir manyağın -aslında 2- eline bırakmışlardır. Kız sonda ben bu adama aşığım dese de aslında acıdığı için orada kalmıştır. Kısacası kesinlikle mutsuz bir sona mahkum olmuştur. 

2. Ayşe Kulin/Gece Sesleri


Bahsettiğim kötü sonlu biten kitap buydu.Kitap, 4 kuşaktan oluşan bir aileyi anlatıyor. Yazar, yaşanan iğrençlikleri güzel anlatsa da midem kaldırmadığı için sevmediğim bir kitap oldu.

3. Susan Mallery/Bana Bir Aşk Borçlusun


Sonu fazlasıyla aceleye getirilen bir kitaptı. Erkek karakter o kadar gıcıklık yapsın, derme çatma bir özürle her şey çözülsün, oldu canım. -_-

4. Asude/Pabucumun Ajanı Serisi


Kadını fazlasıyla aşağılayan bir seri. Deniz bütün seri boyunca Tuna'nın fiziki ve ruhsal analizini çıkarmaktan başka bir şey yapmadı. Pardon, erkeğine koşulsuz hizmet etme özelliğini unuttum. Tuna ise, bildiğimiz hödük oğlu hödük bir erkek. Tek bildiği her şeye bağırıp çağırmak. İsteyenler Maggie ismindeki kullanıcı adıma bakarak yorumumu okuyabilirler.  



5. Asude/Dikkat! Aşk Çıkabilir


Pabucumun Ajanı'ndan daha kötüsü olamaz diyenler bir daha düşünsün. Deniz'in daha ezik halini ve Tuna'nın mafya versiyonunu düşünün. Ben buna Dikkat! Aşk Çıkabilir derim. Kadın yine haddinden fazla aşağılanır, erkek yüceltilir. Özellikle İlkim'in annesi iğrenç bir kadındır. Olaylar silsilesi Pabucumun Ajanı'ndan daha kötüdür. İmkansız olaylar gerçekleşir. Zamanında yapmış olduğum şu yorumu buraya bırakayım da ne derece korkunç olduğunu siz anlayın. Yazdığım yorumu Maggie ismine bakarak okuyabilirsiniz.


 Bu etkinliği yaymak için geç kaldığımı biliyorum ama dileyen herkes katılabilir :) 

18 Ağustos 2016 Perşembe

Pinuccianın Yaz Okuma Şenliği 2016: İlk Yarı Raporu



 2. Kategori (10 puan): Adında çoğul eki almış bir sözcük bulunan bir kitap.

 Büyük Dörtler: Agatha Christie/Altın Kitaplar/222 sayfa
 
 5. Kategori (10 puan): Sizin doğum yılınızdan en az 50 yıl önce vefat etmiş bir erkek yazarın yazdığı öykülerden oluşan kitap.

 Mürver Ağacı: Oscar Wilde/Can Yayınları/327 sayfa

 11. Kategori (10 puan): Kategorilerden bağımsız, canınızın istediği bir kitap.

 Kule: William Golding/Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları/242 sayfa
  
 12. Kategori (10 puan): Adında emir kipli sözcük bulunan bir kitap.

 Yüreğinin Götürdüğü Yere Git: Susanna Tamaro/Can Yayınları/144 sayfa

 14. Kategori (10 puan): Sanat temalı bir kitap. (Kitabın adında resim, müzik, sinema vb. alana yönelik bir kısım varsa kitap konusuna bakılmaksızın bu kategoriye dahil (Gölgelerin Ressamı, Başucumda Müzik, Ölüm Şarkısı, Şans Müziği  gibi) onun dışında kitabın ana karakterinin sanatçı olduğu ya da yaşamış bir sanatçının otobiyografisi, biyografisi olan eserlerde bu kategoriye dahil.)

Paris'te Bir Akşam: Nicolas Barreau/Pegasus Yayınları/304 sayfa

 15. Kategori (10 puan): 2016 yılında basılmış bir kitap. (Yabancı kitapların ülkemizde basılış tarihi dikkate alınacak. Eğer yabancı ülkelerde 2016 yılında basılan bir kitabı o dilde okursanız o da bu kategoriye dahil.)

 Yüzleşme: Aleatha Romig/Arkadya Bitter/456 sayfa

 17. Kategori (Her kitap 10 puan, iki kitap okunursa ekstra 10 puan, toplam 30 puan): Adınız ve soyadınız baş harfleri ile başlayan bir kitap.

 Ö: Ölüm Meleği: Vincent Kliesch/Pegasus Yayınları/288 sayfa

 18. Kategori (Her kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap.  Yazarlardan ikisi Türk, ikisi yabancı; ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

 Avuntu: Corinne Michaels/Kanes Yayınları/352 sayfa

 
19. Kategori (Her kitap 10 puan, iki kitap okunursa ekstra 30 puan, toplam 50 puan): İsminde eş anlamlı kelime olan 2 kitap

 Kırmızı Pazartesi: Gabriel Garcia Marquez/Can Yayınları/108 sayfa

 TOPLAM KİTAP:
  10*9=90 puan

 TOPLAM SAYFA: 2443, 24
 90+24=114 PUAN



14 Ağustos 2016 Pazar

Pazar 6'lısı: Sahilde Okumalık 6 Kitap



 Normalde Esseve Rin'in hazırladığı Pazar 6'lısı bu ay değişikliğe gitti. Kendisi tatilde olduğundan, bu ayki Pazar 6'lsını Şule Abla devam ettiriyor. Geçen haftaki madde için aklımda hiçbir şey olmadığı için katılmamıştım, katılmak bu hafta nasip oldu.



Deniz kenarında okunacak kitap denince aklıma ilk Nemesis Kitap gelir. Bugüne kadar çıkarmış oldukları bütün aşk romanları tam deniz-kum-güneş üçlüsüne uygun. Yeri gelmişken söyleyim: İstanbul Marmara Forum'da bulunan Carrefoursa'da bir çok Nemesis kitabı 8 tl'ye bulunabiliyor. Başka yerlerde de olabilir ama bildiğim tek mekan şimdilik burası.

  Bazı Nemesisler




Yaklaşık 3 sene önceki tatilimde Lisa Kleypas'ın Sevgim Sana Ait ve Nisan Yağmurları isimli kitaplarını sahil kenarında okumuştum. Kapağın böyle olduğuna bakmayın, bu kitap dahil Lisa'nın tüm kitapları sahil kenarında okunmalık bence. Fakat Lisa kitaplarında sürekli yan karakterlere daha ağırlık verdiği için fazla sevemedim kitaplarını. 



Aslında benim sahilde okuduğum Yüreğe Söz Geçmiyor isimli kitabıydı ama benim için yazarın açık ara en kötü kitabıydı. Hem bu sebepten hem de çoğu kişinin sevdiği bir kitabı listeye eklemek için En Çok Beni Sev kitabını seçtim. Özellikle Pall Mall oyunu sahnesine baylıyorum :D



En son okumuş olduğum Kuzey Masalı sevdiğim nadir Wattpad kitaplarından biri. Aksiyon,romantizm,dostluk,aile bağları kısacası sımsıcak bir kitap. Hazır 2. de çıkıyor ve bence o da ilki kadar tatlı bir kitap olacak.



Öncelikle Matthew benimdir arkadaşlar *-* Kitap 357 sayfa boyunca şahane ki kitabın asıl sayfası 357. 363'ten sonrası Ephesus'un kıyağı fakat o sayfadan itibaren okumayın derim. Çünkü sizi fazlasıyla uyuz edecek bir karaktersizin ağzından anlatılıyor kitap. Bu serinin ilk 2 kitabını önerirdim fakat ilk kitabını o karaktersiz, 2. kitabın da bir kısmını o anlattığı için kimsenin sinirini bozmama gerek yok bence.





Listedeki son seçtiğim kitap Tatlı Kaçamak oldu. Bana göre yazarın şu ana kadar okuduğum en güzel kitabı budur. Hem denizi çağırıştıran mavi tonu, hem kasıcı olmayan konusuyla tam bir yaz kitabı.

 Aklımda güzel olan 1-2 kitap daha vardı fakat onlar ciddi olmasa bile bir şeyler anlatma çabasında olduğu için yazmaktan vazgeçtim. Şu sıralar bu tarz kitap okumak biraz bunalttı da beni :D Umarım listem sizi biraz da olsa rahatlatmıştır.



13 Ağustos 2016 Cumartesi

Mid-Year Book Freakout: 2016 Edition



 Mim zamanı! Mimleri ve bloggerların mim listelerini veya cevaplarını okumayı çok seviyorum. Bu seferki mim, 15 maddelik 2016 yılı içerisinde okuduğumuz kitaplardan oluşan bir liste. Bu mime Hayata Dair Her Şey ve Okuyan Muggle davet ettikleri için buradan kocaman öpücüklerimi yolluyorum. Ve listeme geçiyorum:


1) Şu ana kadar okuduğun en güzel kitap:

   Oscar Wilde: Mürver Ağacı: Nedenini 7. maddede açıkladım ;)

2) Şu ana kadar okuduğun en iyi devam kitabı:

   Bunun cevabı elbette ki Elizabeth Hoyt: Kalbin Gölgesi. Bir kere Winter diye bir ilah var   *-* Evet, fazla hareketlilik yoktu ama beklemiyordum o tarz sahneler. Olmaması beni hiç rahatsız etmedi. (Asıl hareketliliği 6. kitaba bekliyorum.) Ayrıca yazarın şu ana kadar yazdığı en eğlenceli kitabı olabilir.


3) Okumak istediğin ama henüz okuyamadığın yeni çıkan bir kitap:

   M.R.Carey: Tüm Sırların Sahibi Kız. Şükür ki birbirimize kavuştuk. Şu reading slumptan bir çıkayım, nasıl da süpüreceğim :D

4) İkinci yarıda çıkmasını çok beklediğiniz bir kitap:

   Beklediğim çoook fazla historicalcı yazarın kitapları var. Maalesef bunun cevabı bir değil çok fazla. Aklımda olanlar bunlar: Elizabeth Hoyt, Brenda Joyce, Teresa Medeiros, Tessa Dare, Lorraine Heath, Laura Kinsale, Anna Campbell, Gaelen Foley, Julia Quinn ( lütfen Smythe-Smith Quartet ve Rokesbys serilerinden olmasın, onun dışındakiler olursa havalara uçarım)

5) Sizi hayal kırıklığına uğratan bir kitap:

   Kathleen E. Woodiwiss: Sonsuza Dek Kollarında. Yazarın dili en ağır ve en sıkıcı kitabı bu olsa gerek. 


6) Sizi şaşırtan bir kitap:

   Jodi Ellen Malpas: Bu Adamla Beraber/Bu Adamın İtirafları. Pekala, bu 2 kitap oldu fakat seri kitabı olduğu için bunu 1 olarak düşünelim lütfen. Serinin ilk kitabı Bu Adam tam bir klişe erotik romandı. 2. ve 3. kitaplarda Jesse'nin sırlarını öğrendikçe "Oha, Ava nasıl bir manyakla beraber!" dedim sıkça. Hele 3. kitaptan sonra "Allah, kızlarımızı Jesse gibilerden korusun." diye dualar etmiştim zamanında.


7) Favori yeni yazarınız:

   Oscar Wilde: Dorian Grey'in Portresi kitabını fazla anlayamasam da yazarın akıcılığını ve dilini sevmiştim. Mürver Ağacı isimli toplu öykülerinin bulunduğu kitapla çoğu öyküsünün masal şeklinde oluşu fakat anlatmak istediği dersi çok yalın bir şekilde gözler önüne sunması ile kalbimi çaldı. Bu yazar için "Alın, okuyun, okutun!" diyorum.

8) En yeni kurgusal aşkınız:

   Zeliha Eren: Kuzey'in Masalı- Kuzey/Masal çifti


9) En yeni favori karakteriniz:

   Yine Winter diyesim var :D Fakat kendisi serinin ilk kitabı olan Şeytani Arzular'da gönlümü çalmayı başarmıştı, bu da yaklaşık 2 seneye dayanan bir aşk. O zaman... Serseri Tutkular kitabından Lucian veya diğer adıyla Luke diyorum. Her ne kadar bizim okuyucular tarafından ayran gönüllü olarak ilan edilse de ben ona aşırı sorumluluk sahibi demeyi tercih ediyorum. Müsaadenizle bir tane de bayan seçmek istiyorum. Zeliha Eren: Kuzey'in Masalı kitabından Jane ya da asıl adıyla Julia. Hem akıllı, hem hafif çatlak :D


10)Sizi ağlatan kitap:

   Şu ana kadar ağladığım kitap sayısı 2 veya 3'tür. Normalde bu sorunun bir cevabı olmamalıydı, fakat Winter sağ olsun sonda deli gibi ağlattı beni. Yanlış anlaşılmasın, onun neşe saçan halleriydi beni ağlatan, yoksa üzmedi beni yakışıklım. Kısacası yine Elizabeth Hoyt: Kalbin Gölgesi diyorum :D

11)Sizi mutlu eden kitap:

   11 Doktor, 11 Öykü. Sonuçta Doktor, boru değil :D

12)En beğendiğiniz kitaptan uyarlanan film:

   Maalesef filmlerle aram yoktur. Bu yüzden boş geçiyorum soruyu.

13)Bu yıl yazdığın favori kitap yorumu:

   Şu ana kadar yazdığım yorumlara baktım da, 3 tanesi gözüme çarptı ve aralarında seçim yapamadım :(. Biliyorum, biliyorum 1 tane olmalıydı ama bunda da mazur görün lütfen. O kitaplar ise:

   


14)Bu yıl satın aldığın en güzel kitap:

   Cidden şımarıyorum ama ne yapayım. Elizabeth Hoyt: Kalbin Gölgesi :D

15)Yıl sonuna kadar neleri okumak istiyorsun?

   Öncelikle elimde bulunan yaklaşık 10 kitabın bitmesi lazım. Sonrasında 4. madde ile ilgili herhangi bir kitap çıkarsa şahane olur.

  Bazı maddelerde 1 yerine birkaç kitap oldu kusura bakmayın. Umuyorum ki bazı kusurlara rağmen hoşunuza giden bir mim olur.

 Mimleme kısmına gelince, sanırım ben de çoğu bloggerın yaptığını yapacağım: Okuyan herkes mime davetlidir.

9 Ağustos 2016 Salı

Kitaplara Ön Yargıyla Yaklaşmak





 Bugün bir yazı yazmaya karar verdim. Tabi bu blogger yine kitap harici bir konu yazmıyor ve ne zaman yazacak Allah bilir? Aslında ne yazacağına karar vermiş olsa da bloguna yatay şekilde etiket ayarlamayı bilse de alt etiket ayarlamayı bilmiyor. Bunun bir çözümü varmış, birçok siteye de girdim bunun hakkında ama hala nasıl olduğunu tam çözemedim :D Bu ikisi ne alaka derseniz, bir düzen oturtmak istiyorum diyelim.

 Bak şimdi, yine konuyu dağıttın Özlem. Ne anlatacaktın, nereden giriş yaptın :D Pekala, 2. kişisel yazıma başlayayım en iyisi.

 Ben, dikkatimi çeken bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Küçüklüğümde kitap okumayı severdim, tabi o zamanlar okuduğum kitaplar çocuk kitapları. Yaş ilerledikçe çocuk kitabı okuma dönemin bitiyor fakat bir bakıyorsun okuyacak kitap türü bulamıyorsun. Anca klasikler okunabilir ama kabul edelim, ortaokul-lise yıllarımızda klasikler okumak zordu. Çünkü çoğunun dili sıkıcıydı ve ders çıkarıcı kitaplar oldukları için o yaşlarda pek tavsiye almak istemiyor insan.

 Bana göre bir insanın kitap okumayı sevmesi için seveceği bir tür bulması şart. Sonrasında istesen de o aşkı durduramazsın o insanda. Benim tam anlamıyla kitap okuma aşkını kazanmam tarihi aşk romanları sayesinde olmuştur. Benimki azıcık uzun sürse de sonraları yavaştan farklı alanlara kaymaya başladım. Bunun için sadece zaman gerekli. Bir süre sonra asıl sevdiğin türden bir süre sıkılmamak mümkün değil çünkü. Mutlaka ki farklı türde kitap okuyacaktır o kişi. Fakat gel de ülkemin güzel insanlarına anlat bunu.

 Maalesef ön yargıları çok fazla olan bir toplumuz. Her şeye bir olumsuzluk bulmak bir nevi ata sporumuz. Tabi bundan kitaplar da nasibini alıyor. Hemen başlarlar: "Aşk kitabı mı okuyorsun? Öyle kitap mı okunur? O kitaplar sana hiçbir bilgi vermez, sadece kafanı aptalca şeylerle dolduruyorsun. Verdiğin paraya yazık." veya "Genç-yetişkin mi? Tam bir ergen işi. Sadece 16 yaşından küçükler öyle kitap okur, eminim ki saçma şeyler yazıyordur içinde." gibi yorumları çok duydunuz değil mi sevgili okurlar? 

 Bu tür yorum yapan insanlara göre sadece klasikler ve edebi alanda eser veren yazarlar (Yaşar Kemal, Elif Şafak vb.) okuyorsan kültürlü bir insansındır yoksa bunlar dışında bir kitap okuyorsan büyük geçmiş olsun, gelsin eleştiriler. Bir de bu eleştiriyi yapanların çoğu hayatında anca okul zoruyla 2-3 kitap okumuştur, işte gel de böyle insanların cümlelerine katlan.

 Yine konuyu dağıtacağım gibi görünüyor ama hazır konu açılmışken bir şeyi açıklığa kavuşturmak istiyorum. Şimdi ben blogta genç-yetişkin türü hakkında 1-2 olumsuz yorum girdim, kabul ediyorum. Yazılarımı okuyunca kendimi biraz yanlış ifade ettiğimi fark ettim. Normalde genç-yetişkin türüyle alakalı sorunum yok. Hatta genç-yetişkinin gençlere kitap okuma alışkanlığını en iyi kazandıracak tür olduğunu düşünüyorum. Çünkü tür birçok şeye uyarlanabiliyor: Distopik, romantizm, zorluklarla baş etme yolları...  O yaşlarımda o tarz kitaplar yoktu ve şu anki neslin bu yönden çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Benim önceden yaptığım kızgın yorumlar türe değil, yayın evlerine aittir. Ya bir yayın evi bu türe ağırlık verirken diğerlerini ihmal ediyor ya da bir yayın evi daha fazla para kazansın diye ona bağlı ayrıyetten bir yayın evi açıyor. Örneğin Martı'nın yan kuruluşu Novella Dinamik dediğim 2. kategoriye giriyor. Aslında bence tarihi aşk hariç diğerlerinin çıkışında azalma görülse de yine de ayda birkaç tane dünya edebiyatı veya sadece romantizm içeren kitaplar çıkıyor. Şanssızlık tamamen sevdiğim türe vurmuş. Gülsem mi, ağlasam mı?

 Ben yeminle bıktım bu durumdan. Keşke "kitap=sadece bilgi kaynağı" olmadığını bilse insanlar. Bana göre "kitap=bilgi kaynağı, sakinleştirici, yardımcı, dost" demektir. İnsanlara bu özellikleri de gösterilse o ön yargı dediğimiz olumsuzluğu kırabiliriz ve biraz daha anlayışlı, vicdanlı, kültürlü bireyler oluruz. 

 Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi paylaşmanız beni mutlu eder :)

Kuzey Masalı-Yorum



 Kuzey Masalı, okumak istediğim kitaplar arasında değildi. Sanırım ilgimi çekmeye başlaması yapılan olumlu yorumlar ve alıntıların bazılarının hoşuma gitmesiyle gerçekleşti. Hazır serinin yeni kitabının çıkmasına da az kalmışken elime alıp okumaya başladım.

 Bana göre yapılan yorumların hakkını veren bir kitaptı. Nadir olarak beğendiğim Wattpad kitaplarından biri oldu.

 Yer alan bütün karakterleri sevmeme rağmen favorilerim Zack ve Jane oldu. Zack, diğer BİS ajanlarına göre daha neşeli ve sakin mizaçlıydı. Jane ise düşündüğümden daha çılgın bir yapıya sahipti.

 Kitap gayet akıcıydı. Komedi-aksiyon güzel harmanlanmıştı. Özellikle kız isteme sahnesi ilk üçümde :D

 Bundan sonrası hafif spoilerlı ve yorumlar bazı maddelerin hem olumlu hem olumsuz yönlerini alacaktır.

 Bence Jane-Alex arasında olacaklar 2. kitaba saklanmalıydı. Şöyle söyleyim, 2. kitap için bir temel atılmış ama biraz fazladan bilgi verilmiş geldi bana. Mesela Jane ve Alex'in aslında 14 sene önce tanıştıklarını 2. kitapta öğrenmek isterdim. Bildiğimiz Alex'in gözü Jane'i bir yerden ısırması. Bu bize 2. kitapta Alex'in bir anda kafasına dank etmesiyle gösterilip bizleri şaşırtabilirdi.

 Eğer Masal ile aynı yıl doğsaymışız, ben ondan 1 gün büyük olurmuşum. Bilmiyorum, doğum günü bana fazla yakın olan karakterlerde hafif bir heyecan yapıyorum :D

 Kitabın sonuna doğru şaşırdığım kısım Claire-Jamie çiftinin ortaya çıkması oldu. Ben Yabancı serisini okumadım ve izlemedim fakat baş karakterleri biliyorum. Sonda Jamie denince "Nasıl yani?" oldum. Sanırım yazar bir şekil karakterleri kullanmak için anlaşmıştır diye düşünüyorum.

 Yazarın kitabı dikkatlice hazırladığı çok belli. Olayları birbirine bağlama çabasını başarılı buldum. Yalnız bağlantıların biraz fazla ailevi bağlar içerdiğini düşünmeden de edemiyorum. Çalıştıkları yer ajanlık şirketi değil de aile holdingi gibi geldi bana :D

 Bildiğim seri 3 kitap olacak ama uzatılabilirmiş gibi de geldi. Bir kere Mert-Azra arasında sadece başlangıç olarak denilebilecek bir gelişme yaşandı. İnşallah yazar bu çifti 2. veya 3. kitabın arasına sığdırmamıştır. Benim bir aşk kitabında aynı anda 2 çift okumayı sevmeme gibi bir özelliğim var :D 

 Ayrıca ilk kitapta çok çok az gördüğümüz, grupta bulunan Japon ve Rus ajanlarımız hakkında kitapları da görmeyi çok isterim. Yani nereye kadar Türk, İngiliz ve Amerikan değil mi? Değişiklik her zaman iyidir böyle kitaplarda. Ayrıca ben yazarın Japonlar ve Ruslar hakkında güzel araştırmalar yapacağına da inanıyorum. Bir şansını denemeli bence.

 Pekala, ben de Kuzey-Masal çiftini çok sevdim. İkili gayet eğlenceli ve romantikti. Ve okuyucuyu fazla süründürmeden kitabın ortalarına doğru aşklarını itiraf etmeleri benden artı puan aldı. Gelgelelim klişe Türk aşk romanı çifti olmaktan da kurtulamadılar. Kuzey, Masal'ı o kadar arzulasın, tam sevişme moduna girsinler, demez mi Kuzey, "Seni sevdiğim için evlendikten sonra tamamen benim yapacağım, o zamana kadar sadece öpmek ve dokunmakla yetineceğim" diye? O anda ben aynı alttaki caps ifadesine büründüm.



 Ayrıca Kuzey''in o kadar baştan çıkarıcı konuşması ve Masal ile sürekli öpüşmeleri, birbirlerine dokunmaları sayfalarca anlatılsın, yatak sahnesine gelince 2 paragrafla bitir işi? Yok, ben anlamıyorum Türk yazarları. Konu yatağa gelince hemen kendilerini bir geri çekiyorlar. 

 Diğer bir klişe "Kıskanç erkekler" Elbette ki bu kitap da bundan payını alıyor fakat abartı bir biçimde. Şimdilik Zack ve Mert'te bunu görmedik fakat kitapları bir çıksın, onlarla alakası olmayan bu durum nasıl da eklenecek kitaba.

 Kitap Kuzey ile Masal'ın aşk itirafına kadar gayet güzel gidiyordu. Sonra bunlar ilan-ı aşk yapınca başka bir Türk yazar klişesi olan bolca mıç mıç sahneler başlamasın mı? Tamam, birine aşık olan herkeste bir yumuşama, sevgi pıtırcıklığı oluşur. Ama Türk yazarları işin cıvığını çıkarıyorlar. O kadar sert, amansız erkekler bir anda sevgi göstermede kadın karakterden beter durumlara düşüyorlar. Sebep, okuyucu erkek karaktere bağlansın, aşkına imrensin. Bir kez daha:



 Sonra Masal'ın kaçırılmasıyla yeniden düzelse de hikaye düğünden sonra bozdu demeyim de ilerleyen kitaplarda görmek daha güzel olurdu. Kitabın sonlarında Kuzey ve Masal'ın evliliklerinin durumunu zaman atlamalarıyla öğreniyoruz. Sanırım yaklaşık 5 sene vardır. 

 Peki, okuduğuma pişman mıyım? Kesinlikle hayır. Klişelerine rağmen güzel bir romantik ve birazcık maceralı bir kitaptı. Zaten kitabı okumamdaki etken o maceralı kısımlardı. 2. kitabı okur muyum? Elbette. İnşallah 2. kitapta romantizm daha seviyeli bir hale gelmiştir. :)

 Puanım: 3.95/5 (Evet, küsüratlı bir rakam çok saçma oldu ve normalde vereceğim puan 4'ün biraz üstü olurdu fakat o mıç mıç sahneler yüzünden düşürdüm. Yukarıda da dediğim gibi lütfen yerinde romantizm.)