25 Mayıs 2017 Perşembe

Bahar Okuma Şenliği 2017: Yarı Final


 Şenliğin ilk yarısına geldik demek. Biraz iddialı konuşacağım ama okul olmasaydı bu listeyi yarıya gelmeden bitirirdim gibi geliyor :D Darısı şimdiki yarının başına. Şu an için bitirdiğim kitaplar bunlar:

 3. Kategori (10 puan):  2017 yılında basılmış bir kitap.

 Christina Dodd/Karanlığın Kokusu - Pegasus Yayınları/336 sayfa

5. Kategori (10 puan): Beyazperdeye aktarılmış bir kitap (Filmi de izlenecek).

 Edith Wharton/Masumiyet Çağı - Martı Yayınları/ 432 sayfa

10. Kategori (10 paun): Goodreads'da en az 3 puan almış olan bir kitap.

 Julia Quinn/The Sum of All Kisses - Avon Books/378 sayfa

11. Kategori (10 puan): Dünya ya da Türk klasiklerinden bir kitap.

 Uğultulu Tepeler/Emily Bronte - Martı Yayınları/496 sayfa

16. Kategori (10 puan): Adında Aşk kelimesi geçen bir kitap.

 Bir Avuç Aşk/Brenda Joyce - Pegasus Yayınları/624 sayfa

17. Kategori (10'ar puan/ekstradan 40 puan): Şimdiye kadar kitabını okumadığınız 4 yazardan birer kitap (Yazarlardan 2'si Türk, 2'si yabancı; 2'si kadın, 2'si erkek olmalı).

 Halide Edip Adıvar/Vurun Kahpeye - Can Yayınları/162 sayfa

 Lynsay Sands/İskoç Gelini - Yabancı Yayınları/304 sayfa

 
 Refik Halid Karay/Yezidin Kızı - İnkılap Yayınları/160 sayfa
 Aleksandr Puşkin/Yüzbaşının Kızı - Bahar Yayınları/160 sayfa

18. Kategori (10'ar puan/ekstradan 40 puan): Baş harfleri alfabeye göre sıralanan 4 kitap.

 Şifacı/Marina Fiorato - Arkadya Yayınları/448 sayfa

 Uzun Vadi/John Steinback - Sel Yayınları/160 sayfa

19. Kategori (10'ar puan/ekstradan 30 puan): Kapağındaki baskın rengin turuncu,mor,pembe olduğu birer kitap.

 Turuncu: Paulo Coelho - Elif - Can Yayınları/266 sayfa

20. Kategori (10'ar puan/ekstradan 40 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap veya 2 yazardan 2'şer kitap.

 Julia Quinn Kitapları:

 Everything And The Moon/376 sayfa 
 Brighter Than The Sun/378 sayfa

 Toplam 14 kitap = 140 puan

 Toplam okuduğum sayfa 4680 = 46 puan

 17. Kategori tamamlandığı için +40 puan

 Hepsi toplam = 140+46+40= 226 puan

18 Mayıs 2017 Perşembe

30 Şarkı Meydan Okuması / 13


 80'lerden favori olan bir şarkı

 Geldik zurnanın zırt dediği yere. En en zoru benim için. Müzik dünyasının açık ara en iyi dönemi 80'ler. Ne seçsem diğerlerine haksızlık olacak :/ Fakat bir taneyi ayırmalıyım.

 Bana göre 80'ler içinde en iyisi 1987 yılı müzikleridir. 2 madde önce Depeche Mode yazmasaydım Strangelove şarkısını koyacaktım. Ki bu şarkı 12. maddeye de çok uyuyordu :D
O yüzden 87'de Fleetwood Mac'te çıkan, oldukça sevilen, albüme isim veren parça Tango In The Night'ı seçiyorum. Fakat albümdeki diğer şarkılara da mutlaka göz atın :)

 Ufak bir bilgi: Albüm 30. yılına girdiği için altta da gördüğünüz gibi deluxe versiyonu çıktı bu sene. 

17 Mayıs 2017 Çarşamba

30 Şarkı Meydan Okması / 12


 Gençliğinden bir şarkı

 Nedense "Evet, şunu çok dinlerdim ya" gibi cümle kurabileceğim bir şarkı bulamadım. Fakat ergenliğimde Gwen Stefani baya parlamıştı. Ki kendisini hala çok severim. Pink gibi kendi halinde. Fakat keşke Pink gibi eski güzel günlerine dönse. Albüm falan çıkardı fakat ya bizde o kadar önemsenmedi ya da daha kendi halinde yaşamayı tercih etti. Ben de eski güzel günleri yad etmiş olayım :)

30 Şarkı Meydan Okuması / 11


 Dinlemekten asla bıkmayacağın bir şarkı

 En kolay madde :D Depeche Mode I Feel You diyorum. Şarkı DM'nin en sert melodilerinden birine sahip. Sözler bana ölüme daha doğrusu Allah'a kavuşan birinin yaşadığı sevinci düşündürüyor.

 Yalnız klibi paylaşmayacağım. Dave'in uyuşturucu altında klipte olduğu kesin, ki o dönemde uyuşturucu olmadan yaşayamadığı bir zamandaydı. İyi ki o illetten kurtuldu. Klipte kesinlikle uygunsuz bir şey bulunmasa da acayip dans figürleri sergiliyor. Yani şarkının güzelliğini kliple öldürmek istemiyorum :D

30 Şarkı Meydan Okuması / 10


 Seni üzen bir şarkı

 Bunda da yine hayali bir karakterden gideceğim. Geçen yaz mevsimini Doctor Who Klasik Dönem'i izleyerek geçirdim. Pekala, diğeri gibi her anı hareketli değil fakat bütün karakterin dengeli olması olsun,  şimdikinin aksine her bölüm saçma hüzünlere boğulmaması olsun (gerçi 7. Doktor'da olmasa da olur dediğimiz dramlar başlıyor ama moderdeki kadar rahatsoz edici değil) gerçek bir bilim kurgu dizisi tadındaymış Doctor Who. 

 Favorim açık ara 5. Doktor oldu. İlk ve son olmasını umarak gidişinde ağlamaktan helak olduğum tek Doktor o oldu. Bu şarkı da biraz bana onu hatırlatıyor.

 Şarkı çıktığı dönem pek duyulmamış. Hangi sebep bilmiyorum ama bir zaman sonra patlama yapmış. 

 The Moody Blues / Nights In White Satin

30 Şarkı Meydan Okuması / 9


 Seni mutlu eden bir şarkı

 Bu seferki seçimde biraz ilginç bir şey seçtim. Bendeniz The Simpsons dizisini bir zamanlar hiç sevmezdim. Baya sinir bozucu gelirdi. Şimdi 7 senelik hayranlarından biriyim diyebilirim :D 

 Özellikle diziyi bebek Simpson yani Maggie için izliyorum. Çıktığı her sahnede yüzümü güldürüyor. Annesiyle olan ilişkisi iç çektiriyor 💓 Yeri geldi mi çok zeki, tepesi attı mı da psikopatlıkta sınır tanımayan bir bebek :D



 Şimdi beni mutlu eden şeylerden biri Maggie olduğu için onunla ilgili bir şarkı paylaşacağım sizlerle. 1990'da The Simpsons bir şarkı yayınlıyor. 2 dinlemeden sonra nakarat kafada çalıp durmaya başlıyor :D Fakat müzik videosunun düzgün halini Youtube'dan bulamadım. Dailymotion'dan link vermek zorunda kaldım. Sizlere Do The Bartman'i sunarım :D

Do The Bartman

 Bu da şarkının tamamı:

13 Mayıs 2017 Cumartesi

Brighter Than The Sun / Yorum



 Brighter Than The Sun, Victoria'nın kardeşi Elizabeth, kısaltılmış adıyla Ellie'nin hayatını konu alıyor.

 Konu: Ellie, yolda gezinirken önüne biri çıkar. Daha doğrusu önüne çıktığı kişi bir ağaçtan düşerek ona görünür. Oldukça sarhoştur ve düşüşü sonucu bileğini burkmuştur. Aralarında konuştuktan sonra kendisi Billington Kontu Charles Wycombe olduğunu öğreniriz. 

 Ellie, Charles'a eve gitmesi için yardımcı olurken Charles ona evlilik teklifinde bulunur. Kontun babası, oğluna 30'undan önce evlenmezse unvanı başkasına devredeceğini yazan bir vasiyet göndermiştir. 30'una 15 gün kalan Charles da pek seçeneği olmadığı için Ellie'den yardım ister. 

 Başta bunu kabul etmeyen Ellie, kendi evinde yaşanan birtakım gelişmeler sonucu mecburen Charles'la evlenmeyi kabul eder ve biz de evlilikte yaşadıklarını okuruz.

 Yorum: Ellie/Charles çifti, Victoria/Robert çiftinden daha sevimliydi ve iyilerdi. Ellie, bazı matematik dehalarına göre (Bilesiniz ki bu kitabı, Dudaklarımda Şarkısı'ndan önce okumuştum.) daha mantıklı biriydi (Evet, Hugh'a göre daha akıllıydı.) Charles, Robert gibi uyuz değildi ama öyle aman aman da biri değildi. Birazcık olanları pek anlamak istemiyordu sadece.

 Diğer kitaba göre biraz daha sevgi dolu bir kitaptı. En azından Ellie'nin Charles'ın ailesiyle olan ilişkisi güzeldi. Yine de bir Bridgerton değil tabi ki.

 Sevmediğim yönü Lyndon kardeşleri bir arada görememek oldu. Tek bildiğimiz Victoria balayına çıkmış, Robert ile beraber çocuğunun doğmasını beklemekte.

 Bu kitapla beraber "Lyndon" serisini bitirmiş bulunmaktayım. Sanırım Julia'nın aile bağlarını en az önemsediği serisi bu oldu. Vasatın azıcık üstü bir seri olmuş.

 Ah, ah! Epsilon bu yavaşlığın beni nerelere getirdi? Fakat bu yavaşlığına da ilk kez şükrettim. Sayende hem İngilizce'mi geliştirdim hem de sonraki kitapların için gereğinden fazla para ödemekten kurtuldum.

30 Şarkı Meydan Okuması / 8


 Bağımlılıklar hakkında bir şarkı

 Hmm, bu biraz zorlayıcı olmuş. Başta aklıma The Weeknd geldi ama şarkıları bilindiği ve bağımlılığı savunan şarkılar yaptığı için vazgeçtim.

 Çok fazla sevilen bir şarkı olmasa da Lady Gaga/Perfect Illusion şarkısını paylaşmak isterim. "Şarkıyı sosyal medya bağımlılığına dikkat çekmek için yazdım." gibi bir açıklamada bulunmuştu. 

 Şarkı eski parçalarına göre çarpıcı değil ama o dönemler Taylor Swift, Ariana Grande gibi aynı tarz müzik yapan şarkıcılardan aşırı bıktığım için bu şarkı çok değişik gelmişti ve sonuçta Lady Gaga'yı bekleyen biriydim. 


30 Şarkı Meydan Okuması / 7


 Yolculukta dinlenilecek bir şarkı

 Buna yazacak pek bir şeyim yok. Yolda dinlerken beni rahatlatıyor :)

11 Mayıs 2017 Perşembe

To Sum of All Kisses (Dudaklarımda Şarkısın) / Yorum



 New York Times Çoksatan Yazarı Julia Quinn yeni romanıyla okuyucularını hem güldürecek hem de onların kalplerini sızlatacak. 

Hugh bu kadının can sıkıcı şekilde ukala olduğunu düşünüyordu... Hugh Prentice hazırcevap kadınlara karşı asla sabırlı değildi ve eğer Leydi Sarah Pleinsworth utangaç ya da mahcup kelimelerinden haberdarsa bile onları çoktan lugatından çıkarmıştı. Pervasız bir düello matematik dehası olan Hugh’u sakat bir bacağa mahkûm etmişti ve şimdi Sarah gibi bir kadınla evlenmeyi hayal etmesi şöyle dursun, ona kur bile yapamazdı. 

Sarah bu adamın delinin teki olduğunu düşünüyordu… Hugh’un yaptığı düello neredeyse Sarah’ın tüm ailesini mahvedeceği için onu asla affedemezdi ama Sarah’ın asıl tahammül edemediği onun kişiliğiydi. Ancak bu ikili bir haftayı yan yana geçirmek zorunda kaldıklarında, ilk izlenimlerin o kadar da güvenilir olmadığını keşfedeceklerdi. Sonra ilk öpücük ikincisine, üçüncüsüne ve dördüncüsüne yol açarken, matematik dehası lord hesabını şaşıracak ve her zaman hazırcevap olan leydi belki de ilk defa kendini nutku tutulmuş halde bulacaktı.

Bridgertonlar Smythe-Smithler'i biliyorlar, siz biliyor musunuz?

Bu kitaptan sonra cevabım: Maalesef evet.

 Kitabı tek bir kelimeyle özetleyecek olsam rezalet derdim. Brdigerton gibi güzel bir seriyi yazan kadın bu kitapta bildiğiniz çuvallamış. Halbuki serinin ilk 2 kitabını oldukça seven biriyimdir.

 Öncelikle Epsilon'a biraz çemkirmek istiyorum. Siz ne yapıyorsunuz? Herhangi bir metinde paragraf diye bir şey var hatırladınız mı? Kitapta paragraf yok desem sizlere? Yani bu nasıl sorumsuzluk? Konu kolay para kazanma yeri Wattpad olunca şahane, yalvar yakar duruma geldiğimiz historicaller olunca sosyal medyanızdan ne bir duyuru ne de reklam görünüyor. Sonra "Bu kitaplara ilgi yok, biz de bilmem kimin yeni kitabını çevirmeyeceğiz." He canım he. Okuyucu da yedi mazeretini. İyi ki de zamanında 18 tl'ye orijinal dilinden almışım. Yoksa parama yazık olacaktı.

 Kitapta iyi olan 3 şey vardı: Kapak, ikilinin aşık olma sürecinin iyi ayarlanmış olması ve küçük kardeş Frannie. Geri kalan tam hayal kırıklığı.

 Sarah, yazarın şu ana kadarki en itici,en bencil karakteri olabilir. Ayrıca en küçük olayları dahi aşırı dramatize ediyor. İlk 100 sayfa tam bir boş kafa olarak karşımıza çıkıyor. Sonradan ufacık bir toparlaması oluyor, yine de boş kafalı biri. Zaten kendisini ilk kitapta da hiç sevmemiştim.

 Hugh, önceki kitapta psikolojik olarak çökük ama sempati duyduğum biriydi. Kendi kitabında da sır olayına kadar güzel gidiyordu her şey. Sır ortaya çıkınca "Matematik zeka süper ama sorun çözmede IQ eksilerde" olan bir karaktere dönüşüyor. Yani öyle bir sebebe böyle dandik bir çözüm mü buldun sen? Matematikçi olarak daha analitik bir düşünce, keskin bir zeka beklerdim. Gerçi şimdi yazarken "Bütün olayların sebebi bu şaşkalozdu" düşüncesi geçti aklımdan. Yani Hugh, sen de antisempatiksin.

 Hugh'un babasına hiç girmiyorum. O ayrı ruh hastası.

 Julia sen ne yaptın? Bu kurgu gerçekten senden mi çıktı şimdi? "Son Söz Aşkın" kitabında Sophie'nin üvey annesi de gıcıktı ama Hugh'un babası gibi bir karakterin senden çıkması çok şaşırtıcı.  Pleinsworth kardeşler arasındaki diyaloglar senin yazacağın tarz olmasa hayatta inanmazdım bu kadar kötü bir kitap okuyacağıma.

 Bunu 2 seçeneğe bağlıyorum. Yazarın ya psikolojik olarak kötü bir zamanına denk geldiği için bu kurgu ortaya çıktı ya da yanına 1-2 kişi daha alıp bu saçma romanı yazdılar.

 Eskiden seni severdim Julia, bu türdeki favori yazarımdın. Fakat araya 2 koca sene girmesi olsun, kurguları daha sağlam yazarlar okumuş olmam olsun, sanırım artık değil favorim ilk 10'umda bile yoksun :/ 

 Kendisini okumaya devam eder miyim, ederim. Sonuçta bana kitap okuma aşkını geri kazandıran, "Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü" şaheserini yaratan bu kadındı. Sadece eskisi gibi yeni bir kitabı çıktığı zaman heyecan duyacağımı hissetmiyorum.

 Ufak spoiler: Kitapta Leydi Danbury ufak da olsa yer kaplıyor ama ilk kez bu kadar ruhsuz ve sıkıcı bir Danbury gördüm karşımda. O bile kurtaramadı kitabı, düşünün.

 Puanım: 1/10

30 Şarkı Meydan Okuması / 6


 Bana dans etme isteği uyandıran bir şarkıya geldi sıra. Aklıma şu an için Gorillaz'ın son albümü Humanz'dan "Strobelite" şarkısı geliyor. Bilmiyorum ama bu şarkıyı önümüzdeki 3 ay içinde yayınlasalar "2017 sevilen yaz parçaları"na girermiş gibi geliyor.

10 Mayıs 2017 Çarşamba

30 Şarkı Meydan Okuması / 5


 Dünkü madde hakkında bir şey yazmadım çünkü ne unutmak istediğim biri vardı ne de bana kötü bir şey hatırlatan bir şarkı. Kötü hissedince müzik dinleyemiyorum. Bugünse yüksek sesle dinlenebilecek bir şarkı seçmem gerekiyordu. 

 Yüksek sesli şarkılar denince aklıma hep rock, özellikle metal parçalar geliyor. Ben de buna uygun olarak Helix isimli bir gruptan seçtim şarkımı. Keyifli dinlemeler :)




8 Mayıs 2017 Pazartesi

30 Şarkı Meydan Okuması / 3


 Bugün bizlere yaz mevsimini çağrıştıran bir şarkı seçeceğiz. Açıkçası biraz zorlandım. Aklımda birçok şarkı vardı ama aklımda olanların çoğu popüler olanlardan oluştuğu için biraz daha kıyıda köşede kalmış bir şarkı bulmaya çalıştım. 

 Bir şarkı buldum ama ne kadar popüler olmayışı tartışılabilir :D Bugünlere 60'lar müziğini incelemeye koyulmuştum. Anladım ki yaz için en iyi şarkılar 60'lardan çıkma. Ben sizlere The Beach Boys'un Surfin' Safari isimli şarkısını paylaşacağım. Umarım beğenirsiniz :)


7 Mayıs 2017 Pazar

30 Şarkı Meydan Okuması / 2


 Bugünün konusu "Adında Sayı Olan Sevdiğiniz Bir Şarkı". Ben 2 yapsam kızmazsınız umarım :D

 İlk şarkım Dolly Parton'dan gelsin. Kendisi country müziğinin duayenlerinden harika bir ses. 9 to 5 oldukça ünlü bir şarkısıdır.



 Diğer şarkım da bir country şarkısı. Gerçi ne kadar country'e girer tartışılır. Talor Swift / 22. Lütfen gülmeyiniz 😃 Karşıma çıkarsa dinlediğim bir şarkı olur. Ayrıca 22'ye girmişken şu şarkıyı yayınlamam elzem bence :D



6 Mayıs 2017 Cumartesi

Everything And The Moon - Yorum



 Bu sene elimde olan İngilizce dilindeki Julia Quinn kitaplarını bitirmeye niyetliyim. Şu an 1 tanesini bitirmiş bulunmaktayım. Eğer İngilizce dil bilginiz orta düzeyse ve kurslarda verilen öyküler yerine gerçek bir kitaptan başlamak istiyorsanız Julia tam size göre. Okuması gerçekten çok kolay.

 Everything And The Moon, "Lyndon" serisinin ilk kitabı. Seri 2 kitaptan oluşuyor, 2 kız kardeşin yaşadıkları anlatılıyor.

 Normalde yorumlarda pek konu anlatmam ama bu kitap çevrilmediği için azıcık özet geçeceğim. Tabi bu durum diğer Julialar için de geçerli olacak.

 Konu: Macclesfield Kontu Robert Kemble, kendi topraklarında bulunan gölde eğlenen bir kız görür ve saniyesinde aşık olur. Oyalanan kızımızın ayağı kayınca göle düşer. Çalılardan duyduğu sesle Robert'in geldiğini düşünür fakat karşısında gördüğü kişi kendi Robert'i değildir. Kont olan Robert, tanışmaları sonucu kızın isminin Victoria Lyndon olduğunu öğrenir. O da Robert'a ilk görüşte aşık olmuştur ve gece olunca aşklarını itiraf ederler.

 2 ay boyunca beraber olan çiftimiz evlenme kararı alır fakat ikisinin de babaları buna kendi sebeplerinden ötürü karşı çıkar. Böyle olunca ikili kaçmaya karar verir ve işler olumlu sonuçlanmaz. Bu durumdan sonra Robert Londra'ya gider, Victoria da babasına küser ve evden ayrılır.

 7 sene sonra Victoria bir evde mürebbiyelik yapmaktadır. Fakat işi hiç de güzel değildir. Evin hanımından ve oğlundan çok çeker. Evin hanımı birkaç gün sürecek bir davet hazırlar ve evine bir kont gelecektir. Victoria, evin oğlundan dolayı davetin ilk günü bir mağarada tutsak kalır. Tam çıkışı bulmuşken 2 aşığın konuşmalarına kulak misafiri olur. Yakalanan Victoria bir isim duyar ve şok yaşar: Macclesfield Kontu. Davete gelen kont bizim Robert'tir. 7 sene sonra ilk kez birbirini gören ikili büyük bir tartışmaya girer. 

 Tartışmadan sonra Robert, Victoria'yı unutamadığını anlar fakat ondan intikam almak da istemektedir. İntikamı da biçare olduğunu bildiği Victoria'yı metresi yapması olacaktır.

 Yorum: Yaklaşık 2 senedir Julia okumamıştım. Elimde 2 kitap da olduğu için bu seriden başlama istedim. Yazar karakterleri hemen birbirlerine aşık edeceğini yazdığından ilk saniyede aşk kısmını normal karşıladım. Kitabın giriş kısmı ve Victoria'nın mürebbiyelik yaptığı günlere kadar oldukça güzeldi. Sonrası maalesef çöküşün başladığı yer oldu.

 Mürebbiyelik anılarından sonra hikaye FMArsal'ın yazdığı bir kitaba dönüşmeye başladı. Robert sürekli Victoria'yı yanında tutmak için sözleriyle zorbalık yapıyor. Victoria da "Seni istemiyorum, anlamıyor musun?" tarzında cümleleri sıkça kullanıyor.

 Victoria'yı sevsem de Robert baya uyuzdu. Sürekli kendi istediğinin yapılmasını isteyen biri. Yapılmayınca sözlü zorbalığa geçiyor.

 Diğer Julia romanlarına göre aile bağlarının az göründüğü bir kitaptı. %95 Victoria/Robert arasında yaşananlardan oluşuyor. Olumsuz bir şey değil ama çoğunlukla aile bağları hakkında hikayeler okuduğum yazar bu konuda şaşırttı.

 Fakat kalem bildiğimiz Julia. Kitabı o sayede okuyabildim. Yoksa daha düşük bir puan verirdim.

 Puanım: 5/10

30 Şarkı Meydan Okuması / 1


 Seçtiği müzikleriyle beğenimize beğeni katan Öneri Makinesi oldukça eğlenceli bir challenge başlattı. 30 gün boyunca oluşturduğu listedeki maddelere göre şarkılar seçeceğiz. Siz de katılmak isterseniz tık tık 

 İlk maddemiz "Adında renk olan sevdiğin bir şarkı". Biraz kafayı yorduktan sonra aklıma The Rolling Stone grubundan Paint It Black geldi. The Rolling Stone pek dinlediğim bir grup değil ama bildiğim kadarıyla akıllara ilk gelen şarkılarından birisi. İşte o şarkı: