İthaki Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İthaki Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2016 Cumartesi

Fahrenheit 451-Yorum



Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter. Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.

********************************************************

 Distopya türü kitaplarla aram orta derecedir. Gerçekçilik ağırlıklı olmasını sevmeme rağmen fazla melankoli, mutsuzluk gibi ögeleri de bolca barındırdığı için bir yerden sonra ruh halimde çökme başlıyor.

 Sanırım şu ana kadar okuduğum distopya sayısı 2-3 kitaptır. Şimdilik en son Fahrenheit 451 kitabını okudum. Kitabı okuyanların çoğu orta halli bulmuş, ben de katılıyorum.

 Okuyanlar İthaki'nin çevirisini beğenmemiş. Benimki kaçıncıydı hatırlamıyorum ama ben fazla görmedim hata. Ancak bana göre çeviriden çok yazarın dilinden ötürü ben ısınamadım kitaba. Yine de kitapta rastlanabilecek çok güzel cümleler mevcut. Ayrıca yazarın seçtiği konu da iyi seçilmiş: Kitapsız yaşam.

 Montag'ın eşi tam ağzı burnu dağıtmalık biri. Hayatımda gördüğüm en boş kafalı insan olabilir.

 Puanım:2,5/5

1 Nisan 2016 Cuma

11 Doktor 11 Öykü - Alıntılar




 1. DOKTOR

* "Ne kadar saçma gelişti bütün bu olaylar. Niye hiçbir zaman doğru düzgün bir seçeneğim olmuyor?" "Sanırım olmuyor. O zaman düzgün olmayan seçimi yapmaktan başka şansım yok."

* "Işında yarım düzine ruh hapsedilmiş durumda. Üç çocuk, Susan'ı da sayarsak üç yetişkin var. Emirlerimi bile bile yerine getirmediği gerçeği düşünülürse onu da yetişkin saymaktan o kadar da emin değilim aslında."

* "Hımm," dedi Doktor ve sonra "Hımmmmm."
 Aldirge, Susan'ı dürttü. "Hatalara bakmaya başladığı zaman bu sesi çıkarır ama bu sefer bulamayacak."

 2. DOKTOR

* "Nefes almanın güvenli olduğunu nereden biliyorsun?" Jamie'nin sesi maskenin arkasından boğuk çıkıyordu.
 "Bilmiyorum. Fakat ta buralara kadar boğulmak için getirilmediğimize bahse girebilirim."

* " Benimkine benzer bir hafızaya sahip olmak bir lanet gibi. O kadar çok şey görüp hiçbirini hatırlamamak korkunç bir şey!"

* Doktor kollarını yenilenen konsol üzerinde açtı ve yanağını sıcak metale dayadı. "Senin için bir süreliğine çok endişelenmiştim." diye mırıldandı.
 "Gemiyle konuştuğun zaman biraz tuhaflaşıyorsun." dedi Jamie.
 "Hişşşt, kızın duygularını inciteceksin."

* "Bir dakika! Müziğimin çirkin olduğunu mu söylüyorsun yani?"
 "Evladım benim, kaçmamıza yardım etmedi mi? Sırf bu bile onu dünyadaki en güzel müzik yapmaya yeter."

 3. DOKTOR

* "Burada ilgini çeken bir şey mi var?"
 "Doğru." 
 "Tehlikeli bir şey mi?"
 "Yine doğru."
 "Ve seni buraya UNIT yolladı?" dedi Jo zafer kazanmışçasına.
 Doktor ona döndü. "Ah güzel kızım, UNIT beni hiçbir yere yollayamaz."

* " TARDİS'in şekli modern mavi rengi, bütün doğası ilkel akıl için o kadar yabancı ki, beyn gördüğü şeyi tam olarak çözemiyor. İlkel akıl korteksi bakan kişiye gereken bilgiyi ulaştıramıyor. Bu da makinenin görüntü değiştirme devresi bozuk olsa da neredeyse görünmez olmasını sağlıyor. Yani başına hiçbir şey gelmez."

* Doktor belirli bir mesafeden, yirmi kişiden oluşan bir grubun TARDİS'i dört iri öküz tarafından çekilen geniş ve alçak bir vagona yüklemesini izledi. Vagon ağaçlarına arasından yavaşça kayboldu.
 "Ne yapalım, sadece bir teoriydi." dedi.

 4. DOKTOR

* Bazen bir çocuk, bazense bir tanrı gibiydi.Çoğunlukla ikisi birdenmiş gibi görünüyordu.

* "İnti? Güzel bir isimmiş. Akılda kalıcı. Kolay hatırlanıyor."
 " İntikamımızı-Doktor-Binlerce-Acı-Veren-Ölüm-Tattığında-Alacağız'ın kısaltılışı."
 Doktor'un gülüşü silindi. "Eh, bu biraz uzunmuş. Niye kısalttığınızı anlıyorum. Bu arada şeker istemediğine emin misin canım?"

* Leela asıl ilginç olanın, bu ağaç insanlar tarafından onlar için planlanan ne olacağı belirsiz kadere götürülürken Doktor'un bu kadar rahat davranması olduğunu düşündü. Yüzünde yine o sırıtış vardı. Leela bunun sebebinin Doktor'un çok uzun zaman yaşayıp çok şey görmesi olduğunu düşündü.  Bir süre sonra her şey sıkıcılaşıyordu herhalde. Her yeni şey onu heyecanlandırıyor olmalıydı.

* Doktor: "Bu kim peki?"
 Justiciar: "Sensin. Doktor atalarımıza dokuz yüz yıl önce böyle görünmüş."
 Leela: "Ona hiç benzemiyor." 
 Doktor: "Bilmem. Biraz benziyor sanki. İki göz, iki kulak, bir burun. Sanırım buna burun denebilir değil mi? Yıllar içinde değiştiğim de doğru sonuçta. Ancak hiçbir zaman böyle görünmemeye çalıştım."
 Leela: "Çok genç!" dedi Leela. "Üstelik de çok yakışıklı."
 Doktor: "Papyon takıyor! Saçma sapan şeyler. Papyon takacağıma ölürüm daha iyi."
 İnti: "Doktor atalarımıza 'Papyonlar havalıdır.' demişti."
 Doktor: "Havalı mı? Böyle bir şeyi asla..."

  5. DOKTOR

 * "Yani demek istiyorum ki Nyssa, her zaman olduğu gibi her şey mümkün. Ve en nihayetinde ihtiyacın olan tek doğru da budur."

 6. DOKTOR

* "Bizi kaçırdıkları zaman karşı çıkmak için bir şansları var gibi görünüyordu. Ve seni az önce neredeyse vururken. Şansın yaver gitti."
 "Şans değil canım, kabiliyet."

* "Bir şeyi havaya uçurmak ne zaman basit oldu?" 
 "Basit tabi ki, ancak kolay değil."

* "Hadi ama Doktor. Aşk ve içsel duygularını paylaşmakla ilgili şu şahane tecrübelerini anlatsana. Sürekli başkalarıyla seyahat eden birine göre oldukça yalnız görünüyorsun."

* "Burada olduğumuza göre diğerleri bu karmaşayla ilgilenirken kumarhanede şansımızı denemeye ne dersin?"
 "Şans mı? Hani kabiliyetti? Öyle demiştin."
 " Bitmediği sürece adına ne dediğin önemli değil."

 7. DOKTOR

* "Bütün Zaman Lordları'nın TARDİS'i var mı?"
 "Evet, ancak çoğu kullanmıyor. Genelde öyleymiş gibi görünerek Gallifrey'de oturmakla meşguller."

* Ace, Doktor'un yüzündeki ifadeden Zaman Lordları'na yapılacak bir ziyaretin, kendisinin Dünya'da dişçiye gitmesi gibi bir şey olduğunu anladı.
 " Niye gitmek istemiyorsun?"
 "Of, Ace, o kadar sebep var ki. Bir kere yaşlı, sıkıcı ve önyargılılar."
 " Bu kadar mı?"
 "Daha yeni başlıyorum! Dar görüşlüler ve tören kıyafetlerini giyip evreni izlemeyi, onun bir parçası olmaya yeğliyorlar."
 "Başka?"
 " Bana yaramaz bir okul çocuğuymuşum gibi davranıyorlar."

* " Evren böyle değişebilir mi?" diye sordu Ace. "Bütün hepsi?"
 "Oldukça nadir ama olabilir."
 " Peki sonra?"
 "Birinin değiştirmesi gerekir."
 " Kim?"
 " Genellikle Zaman Lordları."
 " Zaman Lordları bir sorun olmadığını düşünüyorlar."
 "Bir tanesi hariç!"
 "Biraz önyargılı mı yaklaşıyorsun acaba?"
 " Hayır!" dedi Doktor inanamayarak.
 "Emin misin? Kendini açık görüşlülüğün ve herkesin yaşamına karışmamakla översin ama Dalekler'e geldiğinde en az onlar kadar inatçılaşıyorsun. Bana bir keresinde sonsuz sayıda zaman çizgisi olduğunu, hepsinin bir diğerinden küçük farklarla ayrıldığını söylemiştin. Ancak Dalekler'in şeytani olmadığı bir zaman çizgisine inanmayı reddediyorsun. Kabul et Doktor, konu Dalekler olduğunda sen de en az bizler kadar toleranssızsın. 
 " Kesinlikle öyle değilim. Neler yapabileceklerinin farkındayım sadece. Bu, hiçbir zaman çizgisinde değişmez."
 "Bak işte! Başka bir şey demiyorum hakim bey!

* "Ace, bu evren hiç var olmamalı."
 " Ama var işte! Bunu Dalekler'den nefret ettiğin için yapıyorsun. Onlardan hep nefret ettin. Ne bu evende ne de diğerlerinde mutlulukla yaşamayı hak etmediklerini düşünüyorsun. Çocuksu bir tanrı kompleksine sahip ukala bir Zaman Lordusun sadece ve onları sonsuza kadar cezalandırmak istiyorsun."

 8. DOKTOR

* Bir zamanlar, uzun zaman önce, bir ismi vardı. Dokuz yüz yıl önce. Aklında o kadar çok hatıra vardı ki, birçoğu önceki rejenerasyonlarına aitti... Sanki başkalarının olan bu hatırlar öyle sönük ve belirsizdi ki, bazen hayaletlerin fısıltılarını andırıyorlardı. 

* " Ama Evelyn, bu bilimsel bilgiyi doğal zamanından önce öğrenmek yerine hak etmeniz lazım."

 9. DOKTOR

* "Her şey yolunda mı? Önümde diz çökmenize hiç gerek yok. Elimi sıksanız da yeterdi."

* " İşte bu yüzden bir yol arkadaşına ihtiyacım var. Aklımın bir karış havada olmasını, ayaklarımın yerden fazla kalkmasını engellemek için. Beni kendimden korumak için. Devam etmemi Rose gibi insanlar ve senin gibi kabuklu canlılar sağlıyor Ali. Bana her şeyin sona ermediğini, her şeyin benimle ilgili olmadığını hatırlatıyorsunuz. Halkım tamamen gitmiş olabilir ama senin halkın var. Ve hepsi de çok değerli.

 10. DOKTOR

* "Şişko. Evet öyle diyorlardı." 
 " Çocuklar çok acımasız olabiliyorlar." dedi Doktor. "Çocuk kitabı yazarları daha da fazla..."

* " Ben Doktor, bu da Martha. Siz...?"
 " Bayan O'Grandy. Nasılsınız?"
 " Bayan O'Grandy." diye tekrar etti Doktor. "İlk isminiz de var mıydı acaba?"
 " Evet, var. İlk adım Bayan."
 " Tam anlamıyla üç boyutlu bir karaktersiniz." dedi Doktor, Martha'ya bakıp alaycı bir tavırla kaşlarını kaldırarak.

* "Duyularımızdan ibaretiz sadece Martha. Gözlerimiz düz bir yüzeyde olduğumuzu söyler, ayaklarımızın altındaki toprağı hissederiz ama ya duyularımız bize yalan söylüyorsa? Dokunma, tatma, duyma, göre, koklama yeteneklerimizi alırsak Dünya da ona göre değişmez mi?"
 " Evet, ama aslında değişmiyor değil mi? Duyularımızı alsan da bir an önce neredeysek orada kalırız, sadece duyularımız eksik olur."

* " Doktor, sanırım onu durdurmak için bir plan yapmışsındır. Değil mi?"
 " Doğal olarak."
 " Koşmamız gerekecek mi?"
 " Doğal olarak."
 "O zaman gidelim."

* " Güzel kovalamacaları severim. En iyi hikayeler güzel bir kovalamacayla biter. Çok fazla kitap okuduğun belli."
 " Evet, okudum. Çok fazla kitap okudum. Benim kadar çok yolculuk yaparsan, bütün zamanını yalnız geçirirsen, hiç uyumadan üstelik... Bir noktadan sonra okumaya başlarsın değil mi? Aklımda dokuz yüz yıl değerinde kitap var Cotterill ve hepsine ulaşabiliyorsun. Hepsine birden."

 11. DOKTOR

* " Hep böyle miydin?"
 "Nasıl?"
 "Zaman makinesi olan deli bir adam?"
 "Yok yahu, zaman makinesini çok sonra aldım."

* "Neredeyse oradayız." dedi Doktor. " Zamanın Şafağı'nda. Lütfen. Her neredeyse Amy'nin güvende olduğunu söyle lütfen."

* " Beni öldürecekseniz öldürün. Ancak Doktor'un beni terk ettiğine inanmıyorum. Ve saatin kaç olduğunu da sormayacağım."

* " Zaman Lordları soykırımı sevmezlerdi. Benim de çok hoşuma gittiği söylenemez. Sonuçta bir potansiyeli öldürüyorsun. Ya bir gün iyi bir Dalek olursa? Ya da..." Doktor duraksadı. "Uzay büyük. Zaman çok daha büyük... Sana yaşayabileceğin bir yer bulmak için yardım edebilirdim. Ama Polly adında bir kız vardı ve günlüğünü unutmuştu. Ve sen onu öldürdün. Bu bir hataydı." 
 "Onu tanımıyordun bile." diye seslendi Kin Boşluk'tan.
 " Bir çocuktu." dedi Doktor. " Bütün çocuklar gibi saf bir potansiyeldi. İhtiyacım olan kadarını biliyorum yani."

11 Doktor 11 Öykü- Yorum



 NOT: Yorumu okuduktan sonra alıntılar için uğrayabilirsiniz buraya .

 Vizelerimin başlamasına az kalmasına rağmen şu güzellik sürekli "Beni oku!" diye göz kırpıp durdu. Araya 1-2 aksilik çıkmasaydı şu kitabı 4 günde bitirmiş olacaktım.

 Kitap hakkında önce genel bir yorum yapacağım, sonra da öyküler için söylemek istediğim birkaç şey var.

 Öncelikle Doctor Who hayranıysanız kitabı sevmemeniz mümkün değil. Kitap 50. yılın hakkını gerçekten vermiş.

 Yazarların hepsi itinayla seçilmiş. Özellikle Neil Gaiman'ın kalemini çok beğendim. 

 Yazarlar, doktorlarına ve yardımcılarına çok dikkat etmişler. Ve 3. ile 6. Doktorun hikayesinde seride en sık karşısına çıkan düşmanlar görülüyor. Çoğumuz modern seriyi bildiğimiz için kitaptaki son 3 doktoru okurken daha zevk alacağınıza eminim. Az biraz klasik seriyi de bildiğim için bildiğim doktorları okumak çok zevkliydi benim için.

 Diğer dikkat ettiğim noktaysa her hikayede TARDİS'in Doktor için öneminin vurgulanmasıydı.

 Sanırım tek eleştirim bazı yerlerde çevirilerin düzgün çevrilmemesi olacaktır. 

 Spoilera kaçmadan her hikaye için kısa notlar eklersem:

 1. Doktor: Tam klasik seriye yakışır bir hikaye olmuş. Hikayede en çok hoşuma giden kısım Doktor'un Susan'a olan sevgisiydi. Bu kısım bana 12. Doktor'un Clara'ya olan derin sevgisi ve bağlılığını hatırlattı. 

 2. Doktor: Bu Doktor'umuzun zamanında 4 bölümlük olan bir macerasını izlemiştim ama beğenmemiştim o bölümü. Sebebi senaryoda aşırı tekrarlar olmasıydı ve Doktor'un bölüm boyunca yaptığı şey sadece kapı açmak oldu. O bölümden sonra 2. Doktor'u izlemeyi bırakmıştım. Fazla pasif gelmişti bana Doktor. Kitaptaki Doktor'un hikayesini beğendim. Pasif de değildi hikayede. Jamie'yi o beğenmediğim bölümde izlemiştim, yani Jamie hakkında da az çok bir bilgim vardı hikayeye başlamadan önce. Sırf Jamie hatırına yazın 2. Doktor'un maceralarını izleyebilirim.

 3. Doktor: İşte en sevdiğim Doktorlardan biri. Diğer rejenerasyonlarından ayrılan en önemli özelliği centilmen olmasıdır. Hikayede de bu centilmenliği bir kez daha karşımıza çıkıyor. Yol arkadaşının rahatlığı için birçok şey yapabilecek biri. Diğer sevdiğim bir yönü de ciddi bir şey olduğunda o sorunu çözmek için gerçekten dikkatini vermesidir. Klasik seridekileri çok bilmesem de modern seridekiler ne yazık ki çok "lay lay lom" şekilde çözüyorlardı sorunları. Çoğu macerada asıl konudan koptukları çok oluyordu. Neyse ben biraz dağıttım konuyu, dönelim hikayeye. Elbette bu hikayeyi de çok beğendim. Bu da tam klasik seri macerası olmuş. 

 4. Doktor: Hakkında tek bildiğim seride en uzun bulunan doktor olduğudur, bir de jelibona olan aşırı düşkünlüğüdür. Kitaptaki hikayesi fena değildi. Fakat benim ilgimi asıl çeken yol arkadaşı olan Leela oldu. 

 5. Doktor: Tek bildiğim gerçek hayatta 10 Doktor'un kayın pederi olduğu. Açık ara kitaptaki en en en kötü hikayeye sahipti. Bir kere 5. Doktor nasıl biridir bir bilgi yok. Ayrıca kitapta 3-4 sayfa gözüküyor sadece. Hikaye desen 2-3 veledin başından geçen saçmalıkları konu alıyor. Hikaye öylesine yazılmış sadece.

 6. Doktor: Bildiğim tek şey sebebini hatırlamasam da BBC tarafından işine son verilmesidir. Diğer hikayelerden farklı olarak 1. kişi ağzından anlatım yapılıyor. Anlatıcı Doktor'un yol arkadaşı olan Peri Brown. Richelle Mead, okumasam da ismini bildiğim bir yazar ve iyi ki zamanında bir kitabını okumamışım. Kalemini fazla akıcı bulmadım. Yeminle Doktor için kitap yazmasaymış, bu hikaye kesin aşk hikayesi olacakmış. Hikayede gerçekten beğendiğim şey düşmanı iyi seçmiş olmasıydı. Yeminle başka bir düşman olsaymış resmen facia bir hikaye olacakmış.

 7. Doktor: Bunun hakkında da tek bildiğim rejenerasyon geçirdiği kısımdır. Kitaptaki en iyi hikayesi olan doktorlardan biri. Başından sonuna kadar film izliyormuşum gibi his yarattı.  Ayrıca Ace'i de çok sevdim ben.  Bir gün izleme şansına erişirsem bence çok seveceğim bir doktor olacak kendisi.  

 8. Doktor: Sevdiğim bir başka doktor. Ne yazık ki sadece 1 filmi ve mini bir bölümü var kadersizin. Ama Wiki sayfasından ve internette okuduğum birkaç çizgi romanı sayesinde kendisini tanımış oldum baya. Hikayesine gelince bence 8. Doktor'a göre bir hikayeydi ve genel olarak da iyiydi.

 9. Doktor: İlk doktorum. Ve en bir sevdiklerimden. Hikayesi de gayet güzeldi. Tek hayal kırıklığım Ali'nin kız çıkması oldu. Ali tam benlik bir yol arkadaşıydı. Korkusuz, acayip zeki ve uzaylı *-*

 10. Doktor: IYYYYYYYY!!! 10. Doktor, Doctor Who evrenindeki en sevmediğim 2 kişiden biridir (diğeri ise Rory). Bu hikaye de neden kendisinden nefret ettiğimi bir kez daha güzelce hatırlattı. Çok konudan kopuyorsun be arkadaşım! Ayrıca zekimişmiş. Gördük ne kadar zeki olduğunu 3 sezon boyunca. Martha ise modern seride Clara'dan sonra en bir bağrıma bastığım yol arkadaşıdır. 3. sezonun tek güzel yanı Martha'dır benim için.  Ayyy 3. sezonu hatırladıkça beni afakanlar basıyor. Her bölüm bu kadar mı kötü olur ( evet, çoğu kişinin sevdiği Blink bölümü de gözümde berbat bir bölümdür -_-) ? Ben yine farklı bir konuya geçtim. Neyse, ilk kez 10. Doktor ve Martha'nın macerasından zevk aldım. Yazarın ağzına sağlık. Tabi hikayede Doktor yine beni sinir etti, Martha ise mantığıyla beni hayran bıraktı. Fakat bir yerde mantık hatası vardı bence. Martha, Rapunzel ile görüştüğü zaman "Geleceğe gidip senin Disney yapımı filmini izledim." diye bir cümle kuruyor. Fakat bana çok mantıksız geldi. Bir kere 10. Doktor'un Martha'yı herhangi bir filme götüreceğini hiç sanmıyorum ben. Keşke yazar öyle bir şeyi dahil etmeseymiş.

 11. Doktor: Gaiman, 5. ve 6. sezonlardaki 1-2 bilgiye kısaca yer vermiş. Örneğin Amy'nin en iyi kız arkadaşı Mels. Hikaye fazla aksiyonlu değildi fakat okuması çok zevkliydi. 11. Doktor, veda sahnesine kadar çok sevdiğim bir doktordu. Moffat sağ olsun tam rejenarasyon sahnesinde kendisinden soğuttu beni. Hayır, sebebi kısa sürmesi değildi, vedası iyice yaşlanmış haliyle olmalıydı, gencecik haliyle değil -_- .

 Kısaca modern seridekiler hariç 3. ve 8. Doktor'u baya iyi tanıyorum. 1,2 az biraz biliyorum, diğerlerinin doktorsal özelliklerini hiç bilmiyorum. Yazın bir terslik olmazsa modern seriyi izleyeceğim.

 Puanım: 5/5 ( Ne kadar 5. Doktor'un hikayesi kötü demiş olsam da 1 hikaye için düşük puan vermeye gönlüm el vermez.)