Dram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2017 Cuma

Oyun - Yorum




Kural tanımaz bir korsan ile soylu ve başına buyruk bir genç kız; aşk, tutku ve ihanet sarmalında bir maceraya yelken açarsa oyunun galibi kim olur?
 
 OYUNCULAR 
Manastırdan ayrılan soylu ve haşin Katherine FitzGerald, çok sevdiği İrlanda’ya dönmek için deniz yolculuğuna çıkar. Ne var ki kendini, Denizlerin Efendisi olarak nam salmış meşhur korsanın tutsağı olarak buluverir. 

HAMLELER 
Korsan kaptan Liam O’Neill, Kraliçe Elizabeth’in gözdesidir. Hem sarayda hem de yatak odasında muhteşem bir oyuncudur ve gizli emellerini gerçekleştirirken inatçı Katherine’in kalbini kazanmaya da kararlıdır. Ancak şimdi, yürek burkan bir ihanetin üstesinden gelmeye çalışırken ölümcül bir oyunun sonunda zafere ulaşmak için değer verdiği her şeyi tehlikeye atmak zorundadır. Tüm kuralları yıkmak pahasına olsa da. 

OYUN 
Başladı… 
 
“Okuyucuyu sarsacak, içten bir anlatım.” 
Publishers Weekly 

“Görkemli Elizabeth Dönemi’nde geçen baş döndürücü bir güç ve tutku hikâyesi. Mutlaka okunmalı!” 
Virginia Henley 


*****

 Güzel bir serinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Kitap, şu sıralar içinde bulunduğum okuma isteksizliğime çok iyi geldi, kitabı 2 günde bitirdim.

 De Waranne Serisi gözümde çok başarılı bir seri olmasına rağmen serinin 2 kitabı beni hayal kırıklığına uğratmıştır: Yemin ve maalesef yorumunu gireceğim Oyun beklentimin altında olan kitapları oldu.

 Benim için kitabın hem olumlu hem olumsuz yönü baş karakterimiz Liam O'Neil oldu. Liam, seride Cliff ile beraber beni delirtmeyen erkeklerden biriydi. Katherine için yaptıkları, çektiği zorluklar ile kendini sevdirdi. Fakat kitabın büyük bölümünde Liam, birliktelik için Katherine'yi aşırı zorluyor. Korsan olduğu için ondan beklenilen davranış bu yönde olsa da Liam'ın kıza biraz daha sabırlı yaklaşmasını isterdim.

 Brenda Joyce gerçekten bambaşka bir kaleme sahip. Yazdıklarıyla tekrara düşmeyen nadide yazarlardan biri. Bir kez daha başarılı bir kurgu göze çarpıyor. Olayların ardı arkası kesilmiyor. Yalnız olay açısından "Gülün Sözü" gibi bir kitap beklemiştim. Ülkemizde kitabı çevrilmeden önce okumuş olanlar kitabı aşırı beğendikleri için böyle bir beklenti oluşmuştu. Yine de dediğim gibi, bu kurgu diğer historicallere 10 basar.

 Katherine tam bir eski dönem kadını. Hayattaki tek amacı soylu ve iyi bir eş ve aile hayatı. 488 sayfa boyunca bu isteği bir süre sonra beni delirtmeye başladı. Bir de erkek beğenmiyor hanımefendi. İlle soylu biri olacakmış, soylu geliyor onda da bir sebepten ötürü beğenmemezlik yapıyor. Her erkeğin hangi amaç olursa olsun Katherine ile uğraşması da sıkmaya başlıyor.

 Her zamanki gibi Pegasus'u da kınıyorum. Bundan önce çıkan Gülün Sözü, Oyun'un sayfa sayısı kadardı ve 29.90 idi. Şimdiki kitap 34.50 olmuş ve internetten alış veriş yapamadığım için maalesef bu parayı verdim. Yorumlarda da dedikleri gibi galiba sayfalara altın serpiştiriyorlar. Bir de verdiğim paraya değse. Kitapta fazla imla hatası mevcuttu. Örneğin "ismini" yazacağına "simini" gibi saçma sapan şeyler çokça vardı.

 Sonraki kitabın fiyatını korkuyla bekliyorum ve yeni bir seri ile başlarlarsa "Francesca Cahill Serisi"ne başlamalarını umuyorum.

 Puanım:3/5

22 Haziran 2016 Çarşamba

El Kızı-Yorum



 Orhan Kemal'den okuduğum ilk kitaplar bir nevi otobiyografisini anlattığı Baba Evi ile Avare Yıllar idi. Aslında 2 kitabı da sevmeme rağmen bana kısaca anlatır mısın deseniz anlatamam. Aklımdan çıkan kitaplar olmuşlar. :( Ayrıca o dönemler kitaplarla aramda baya soğukluk vardı, büyük ihtimal bu yüzden aklımda kalıcı bir yer edinememiş.

 Geçen Tüyap'tan yazarın 2 kitabını aldım. Bunlardan biri olan El Kızı'nı dün bitirdim. Fark ettiyseniz bir fotoğraf da mevcut. Fakat ilk kez bir kitap yorumu yaparken kendi çektiğim fotoğrafı kullanıyorum. Hal böyle olunca da böyle biraz saçma bir şey ortaya çıktı :D Pdf kitap olmadığı sürece bundan daha iyi fotoğraflar çıkacak inşallah.

************

 Konu: Mazhar Bey, yaşadığı şehrin en iyi avukatıdır. Bir gün eline geçen ikramiye ile karısı Nazan'a pırlanta yüzük alır. Mazhar, karısını sever fakat Nazan kocasına bir eş gibi davranmaktan çok hizmetçi gibi davranmaktadır. Yüzüğün bu durumu değiştireceğini umar.

 Nazan, çok iyi yürekli fakat sevgi göstermeyi beceremeyen bir kadındır. Kahkaha atmak, makyaj yapmak gibi şeyler ona göre değildir, çünkü bunu yapan kadın basittir. Çok sevdiği kocasının onu terk edeceğini düşünür. Hayattaki tek mutluluğu kocası ve oğlu Haldun'dur.

 Bu ailenin yanında yaşayan bir de Hacer Hanım vardır. Hacer Hanım, Mazhar'ın annesidir. Geçmişinde bulunan her erkek onun bir dediğini iki etmemiş, fazlaca şımartmışlardır. Yıllar sonra namazında niyazında bir kadın gibi görünse de durum çok başkadır. Oğluna mümkün olduğunca çaktırmadan süslenip püslenip dışarılarda gezer, özellikle gelini hakkında bin bir türlü iftiralar atar. Evde de durum farklı değildir. Hacer Hanım sürekli Nazan'ı aşağılar durur, bir şekil Haldun'la arasına soğukluk katmaya çalışır. Onu oğlundan boşamak için bin bir türlü yollar dener. Tabi herkes Hacer Hanım'ın ne kadar kötü bir insan olduğunu bilse de ondan korktukları için söylediklerine kimse itiraz etmez. 

 Mazhar, Nazan'a yüzüğü hediye eder. Karısı çok mutlu olur ama yine Mazhar'ın istediği tepkiyi vermez, örneğin boynuna atlayıp onu öpücüklere boğması. Mazhar, karısına yüzükten annemin haberi olmasın diye sıkı sıkı tembihler, çünkü annesi mutlaka bir olay çıkaracaktır. Nazan yüzüğü sandığına saklar. Bu sırada Mazhar, davasına baktığı barın sahibiyle konuşurken, Jale isminde bir kadınla tanışır. Jale, geceleri meyhanede çalışan bir bar kızıdır. Mazhar, fark eder ki Jale, Nazan'ın tam tersidir. Kısaca hayallerindeki kadındır. Nazan, yine Mazhar'ın istediği sıcaklığı göstermeyince büyük kavga çıkar ve o günden sonra Mazhar eve çok nadir uğrar, günlerini Jale ile geçirir. 

 Bir gün Hacer Hanım, evde kimse olmayınca "Benim oğlanla gelin ne diye öğle vakitleri yatak odalarına çekiliyor?" diyerek oraya doğru yol alır. Yüzüğü bulduğu an işler iyice zıvanadan çıkar. 

************

 Yorum: Bu kitabı ben yazsaydım "Bir Kadın Yüzünden Kararan Hayatlar" ismini koyardım. Kitabı okuyan daha ilk sayfadan Hacer'e beddualarını saymaya başlar. O ne iğrenç bir mahlukattı! Bütün aşklar ve dostlukları bozdu kadın. Bana kalsa ona daha da acımasız bir son yazardım -_- 

 Ben Mazhar'a çok kızamadım. Nazan'la anlaşamamasındaki en büyük sebep eğitim farkları idi. Mazhar'ın ahlak ve kültürel gelişimi için sağlanan çok kapı vardı. Nazan yaşadığı yerin ve o zamana göre köy kadınlarından beklenen davranışları sergileyen bir kızcağızdı. Nazan'ı da kendimce anladım ama yazar, ona çok fazla ezilen bir kişilik vermiş. Kim ne yaparsa yapsın karşı çıkamadı benim de içimi parçaladı :(

 Jale -diğer adıyla Neriman- kitapta en sevdiğim kişiydi. Fakat sonda yaptığı hiç olmadı. Ben o kadının böyle bir vazgeçiş yapacağını hiç düşünmüyorum. Yazar orada büyük hata yapmış bence.

 Biraz da yazarın kitapta dikkat çeken yönleri ve kalemi hakkında konuşalım. Kitap birçok insani değeri sorgulattı bana. Bir insan nasıl bu kadar ahlaksız -Hacer- , nasıl bu kadar yanlış yapar -Mazhar- , nasıl bu kadar suskun olur -Nazan- sorularının cevabını bulmaya iten bir kitaptı. İnsanın kendi çıkarı için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi. 

 Yazarın kalemi oldukça sade. Benzetme sanatını az kullanan isimlerden biri. Fakat o sade kalem nasıl da bir şaheser ortaya çıkarmış? Kitabı alırken elbette ki dram bekliyordum, çünkü kitaptan uyarlama dizileri de dahil karşıma ne çıkacak az çok tahmin ediyordum. Fakat bu kadar vurucu bir şey beklemiyordum. Hatta merak ediyorum, niye Türk yapımcılar bu kitabı uyarlamamış? Bir Türk dizisinde aradıkları bütün şeyler mevcut, tabi romantizm hariç :D

 El Kızı, hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak bir kitap oldu. Tavsiyem aşırı ağır dram sevmiyorsanız pek tavsiye etmem. Bir de ilk kez Orhan Kemal okuyacaksanız tavsiye edemeyeceğim. İlk kitaptan bu kadar dram ağır etki yaratabilir ve yazarı bırakmanıza sebep olabilir. Şahsen ben hala kendimi toparlayamadım. Tersiyse tam sizlik ;)

 Puanım: 4,75/5