Erotik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erotik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2016 Pazar

İtaatkar-Yorum



 Aşk en renkli fantezidir.

Abby King kütüphanede çalışan ve hayatı monoton olan genç bir kadındır. Onu diğer kadınlardan ayıran şey, zengin ve yakışıklı CEO Nathaniel West hakkında kurduğu çılgın ve karanlık fantezilerdir. Nathaniel ise hayatını bir dizi kurala göre yaşamaktadır: Hem ofiste hem yatak odasında kendisine itaat edilmesini ister ve onunla beraber olmak isteyen bir kadın öncelikle onun boyunduruğu altına girmelidir. 


Abby bir arkadaşından Nathaniel'ın yeni bir partner aradığını öğrendiğinde hiç düşünmeden Nathaniel'ın itaatkârı olmak için başvurur. Birlikte geçirdikleri tek bir hafta sonu bile Abby'ye artık Nathaniel'sız yapamayacağını göstermiştir. Nathaniel onun için daha önce varlığından bile haberdar olmadığı bir haz dünyasının kapılarını açmıştır. 



Kısa sürede Abby daha fazlasını istediğine karar verir ama koyduğu kurallarla etrafına duvarlar örmüş Nathaniel'a sevmeyi yeniden öğretmesi o kadar da kolay olmayacaktır. Yine de duygular kural tanımayacak ve aşk, fantezilerin en renklisi haline dönüşecektir.



"İnsanı etkisi altına alan, zeki ve gerçek kahramanları ile ateşli aşk sahneleri olan bir roman. Çok başarılı bir aşk hikâyesi."

-Christina Lauren, Harika serisinin yazarı-


"Bu kitap size Grinin Elli Tonu'nu unutturacak. Tara Sue Me çok yaratıcı ve İtaatkâr sizi esir alacak."

-Southern Fiction Review-


"Yeni bir erotik seriye seksi ve davetkâr bir başlangıç. İtaatkâr'ı kaçırmayın."

-Romance Reviews Today-
(Tanıtım Bülteninden)

**************************************************

 Oy anam oy! Nereden başlasam acaba?

 Başımıza bir Elli Ton Serisi geldi, sonra erotik kitapların çoğunda bu seriden mutlaka bir benzerlik bulundu. Sanırım Elli Ton'a en fazla benzeyen seri Tara Sue Me'nin "The Submissive" yani bizdeki adıyla İtaatkar Serisi.

 Ben kitabı almadım, bir siteden orijinal dilinden okudum, daha doğrusu okumaya çalıştım. Şöyle ki dil anlaşılmayacak bir dil değil. basit bir İngilizce ile yazılmış. Zamanında bu kitabın çevrildiğini öğrendiğimde "İnşallah This Man 2 faciası yaşamayacağım." Sözümü geri alıyorum. This Man hiç olmazsa 2. ve 3. kitaplarıyla beni fazlasıyla şaşırtan bir seri olmuştu. 

 Bu mu? Çok affedersiniz ama bunu okuyacağınıza internetten herhangi bir seks hikayesi okuyun daha iyi. Kitap sadece bir durum üzerinde duruyor: Her sayfada bulunan ve aşırı saçma olan +18 sahneler. 

 Kitap işleniş olarak Christina Lauren'in Harika Piç kitabına benziyor. Her 2 kitapta da daha ilk sayfalarda başlıyor +18 sahneler. Karakterlerin tek derdi "Acaba sonraki sevişme ne zaman gerçekleşecek?" Bir de Christina bu kitaba bayılmış. Hiç şaşırmadım.

 Kitapta konu diye bir şey yok. Yazar "Sadece cinsel sahne yazayım, millet nasıl olsa okur" diye yazmış bunu. Karakterler deseniz kişilik yok bunlarda. Abby, sadece hayallerimin erkeği beni arzulasın, ben yapacağı her şeye razıyım (ki adamın her isteğini yerine getirdi) , yataktan hiç çıkmayalım kafasında biri. Nathaniel ise bir itaatkar bulayım, canım ne isterse ona uygulayım mottosunda yaşıyor. Ayrıca bu karakter fazla duygusuz. Buradaki duygusuz acımasız anlamında değil, gerçek anlamında. Abby'e sürekli emir yağdırdı durdu. Mesela, yemeğini ye, şu saatte benimle buluş, hemen odama çık... Sadece emrediyor. Onun dışında kızla bir kez olsun sohbet etmedi.

 Kitapta yan karakterler olmasına rağmen sadece bir görünüp kayboluyorlar. Kitap sürekli Abby-Nathaniel ve onların +18 sahnelerine odaklanmış.

 Ben kesinlikle tavsiye etmiyorum. Ama ille okuyacağım derseniz ben 2. kitabı okuyun derim. Aynı olaylar erkek bakış açısından anlatılıyor. Belki ilk kitaptaki saçmalıkları açıklar ama benim için seri bitti.

 Puanım: 0.1/5

18 Mayıs 2016 Çarşamba

Gecenin Ardından-Yorum




Dünyaları tutku, haz ve sırlar üzerine kuruluydu. Julia'nın gereğinden fazla sırrı vardı, ama Clay onu aklından çıkaramıyordu. Ona ve birlikte geçirdikleri gecelere o kadar tutkundu ki, işine bir türlü konsantre olamıyordu. Sadece o vardı aklında.



Julia bir yakın bir uzak davranışlarıyla onu sinirlendirdiğini biliyordu, ama kendince sebepleri vardı. Eski sevgilisinin onu içine çektiği suç dünyası yüzünden, aylardır peşinde dolaşan beladan kurtulmaya çalışıyordu. Bu beladan bir kurtulabilseydi… Belki o zaman onu baştan aşağı tutuşturanadamı yeniden hayatına sokabilir, onun hem kalbine, hem aklına hem de vücuduna sahip olabilirdi. Çünkü Clay, Julia'yı bir bütün olarak istiyor, hakkındaki tüm gerçekleri öğrenmeden onu kabul etmiyordu. 



Julia'nın kız kardeşinin düğününde yeniden karşılaşınca ikinci bir şans elde edeceklerdi ama bu sefer Julia'nın, Clay'e tüm kapılarını sonuna kadar açması gerekecekti. Böylece aralarındaki yoğun kimyasal çekimin ne boyutlara ulaşabileceğini ve aşkın, Julia'nın geçmişindeki tehlikenin ötesine, yeni geleceklerine taşınıp taşınamayacağını öğreneceklerdi.


*************************************************

 Şimdiiii, serinin önceki kitabını çok beğendiğimi sizlere söylemiştim. Bu kitap hakkındaki düşüncem ise: Hiçbir yazar, bir serinin sonraki kitabında bu kadar çöküş yaratamaz.

 Kitap, kapağı hariç gerçekten çok kötüydü. Kurgu ilkine göre baya baya zayıftı. Allahtan 320 sayfaydı da çabucak bitti. Ama o kısalığa rağmen fazlasıyla atlayarak okudum kitabı. 

 Bu kitapla beraber bence seri benim için son buldu. Zaten yazar önceki kitapta olanları kesin sona ulaştırdı benim gözümde. 3. kitabı okumama gerek yok.

 Puanım:1/5

Gecenin Sonu-Yorum


 "Kendini benim kontrolüme bırak."

 Dünyaları seks, aşk ve yalanlarla doluydu. Onu baştan çıkarıyordu. Aklını ve bedenini tamamıyla ele geçirmişti. Ruhu da sözcükleri kadar seksiydi. Clay Nichols, Julia Bell'in isteyebileceği her şeye sahipti, ama aynı zamanda da sahip olamayacağı tek şeydi. Bir gece hayatına girmiş ve ona hiç bilmediği bir zevkin ve aşkın kapılarını açmıştı. Bedenini ve düşüncelerini ele geçirmişti. İşte bu da onu çok tehlikeli kılıyordu.


 Julia, onunla geçirdiği, aklını başından alan bir haftanın ardından ondan apar topar kaçmıştı, ama şimdi Clay, ona sahip olmaya kararlı bir tavırla karşısında duruyordu. Julia, onda uyuşturucu etkisi yaratıyordu. Ateşli, unutulmaz ve asla tadına doyulmayan. Julia, onun için tam bir gizemdi ve Clay mücadele etmeden onun gitmesine izin vermek niyetinde değildi. Ama Julia'nın mutlu olabileceğine dair en ufak ihtimali dahi yerle bir etmekle tehdit eden karanlık sırları vardı. O aranan bir kadındı - riskli, tehlikeli - ama yine de aralarındaki çekim inkâr edilemezdi. Aşkta daha önce hüsrana uğramış iki insanın tutkuları ve özlemleri, tehlikeyle buluştuğunda yeniden güvenmeyi başarabilirler miydi? New York Times ve USA Today'in en çok okunan yazarı Lauren Blakely'den duygu yüklü, şehvetli ve erotik bir aşk romanı…

********************************

 Aslında bu kitap için yapılan yorumları görmeseydim hiç haberim olmayacaktı kitaptan ki ben her türlü kitabın çıkış zamanını her zaman öğrenen biriyim. 

 Buradaki yorumlar kitabı negatif gösterse de Goodreads'ta beğenen sayısı azımsanmayacak seviyedeydi. Böylece okumaya düşük beklentilerle başladım. Şunu söyleyebilirim ki beğenemeyenler üzgünüm, ben bayıldım.

 Birçok erotik kitap okudum ve bunlardan çok azı memnun etti beni. Bunlardan biri Günahkarlar serisinin en beğendiğim kitapları Brian ve Eric'in kitaplarıydı. Serinin diğer kitaplarındaki çiftleri okurken pek zevk almadım ama o kısım harici gayet akıcı ve eğlenceliydi. 

 Bir de Milyon Dolar Düet serisini çoğu kişinin aksine ben çok beğenmiştim, tamam çiftimiz tam ergendi ama ilk kez ergen davranışı sergileyen karakter sevdim ben bu kitapla.

 Şimdi de bu güzellik beni kendine hayran bıraktı. Bir kere erotik romanlarda çokça gördüğümüz 1. kişi tarafından anlatılmıyordu. Anlatıcı 3. tekil kişiydi. Zaten kitap beni buradan bir kaptı. 

 Benim okuduklarım içinde erotik kategorisinde olmasına rağmen uzaktan bile alakası olmayan kitaplar vardı. Ya o tarz sahneler azdı ya da geçiştirilip durulmuştu. Bu kitap ise erotik kitap terimini tam anlamıyla yansıtıyordu, hem yeterli hem de detaylıydı. Yani erotik kitap denince aklıma geleni bulduğum bir kitaptı.

 Yazarın anlatımını ve kalemini de beğendim açıkçası. Karakterler de gayet başarılı anlatılmıştı.Şahsen ben kendime bir adet Clay istiyorum.

 Puanım:5/5

7 Mayıs 2016 Cumartesi

The Blackstone Affair Serisi - Yorum


 Sonunda bir seriyi daha bitirmiş buluyorum. Elli Ton serisinden sonra çıkan erotik seri kitaplarının hepsi bir şekilde onla karşılaştırıldı. Tabi bundan Blackstone da nasibini aldı. Şimdi düşününce Christian ve Ethan arasında benzerlik bence sevdiği kadınları korumalarıyla alakalı fakat Ethan'ın korumacılığı daha samimi, daha insanı boğmayan bir şekildeydi. Seri benim için vasatın biraz üstündeydi. Yani çoğu erotik romanın bana verdiği sonucu bir kez daha yaşatan bir seriydi. 

 Çırılçıplak


 Okuduğum diğer erotik romanlardan farklı olarak anlatılan ilişki BDSM tarzında değil sadece normal cinsel ilişki tarzında bir kitaptı bu yönden hoşuma gitti. Yalnız karakterler arasındaki aşkı fazla hissedemedim çok havada kaldı. Bence bunun sebebi baş karakterleri tek başına ele aldığımızda da kendileri hakkındaki özelliklerinin, duygularının, düşüncelerinin de havada kalmasından kaynaklanıyor. Aradığımı pek bulamadım.

Puanım: 2/5

 Senin İçin


 Serinin ilk kitabını çok beğenmemiştim ama bu kitabı daha çekilir buldum.Erkeğin bakış açısıyla anlatılan kitapları ayrı seviyorum. Evet çok fazla olay yoktu, daha çok çiftimizin çiftimizin ilişkilerini gelişimini anlatıyordu yine de beğendim kitabı.

Puanım: 4/5

 Aç Gözlerini



 2. kitabını daha çok beğenmiştim. Biraz daha kısa tutulsaydı kitap daha fazla sevebilirdim, 408 sayfa çok fazlaydı. En azından Brynne'nin sorunu bir çözüme kavuşuyor. Aslında okuyalı biraz zaman geçtiğinden ve kitapta hatırlanmaya değen durum azlığından dolayı ( Byrnne'nin hamile olduğunu öğrendikleri ve kaçırıldığı zamanı hatırlıyorum) ne yazsam boş bir yorum olacak.

Puanım: 2,75/5

 Değerli Şeyler



 Seri bittiği için bana derin bir oh çektirdi. Son kitap da durum bakımından yine ilk 3 kitap gibi, öyle aman aman olaylar yaşanmıyor, yaşansa da bize yansıtılmadan barıştıklarını görüyoruz. Fakat çiftimizin birbirlerine destek olmaları ve hissettikleri sonsuz sevgiyi okumak kalp ısıtan cinsten.

Puanım: 4/5





21 Mart 2016 Pazartesi

Bu Adamla Beraber-Yorum



 Jesse Ward, Ava için yanıp tutuşuyor ve onu tutkusuna yenik düşürmeye devam ediyordu. Ancak Ava'yı karanlık sırlarından ve yaralı ruhundan uzak tutuyordu. Ava'nın tek kurtuluşu Jesse Ward'ı terk etmekti fakat ondan kaçmanın imkânsız olduğunu bilmeliydi. Jesse, yaşadıkları tüm fiziksel hazları ona hatırlatmakta son derece kararlı olarak tekrar hayatına girmişti. Fakat Ava da bu adamın sert görüntüsünün altında yatan gerçeği öğrenmekte kararlıydı. Bu yüzden bir kez daha Manor'ın Tanrısı'na kendini sundu. Jesse'nin tek isteği de zaten onu yanı başında tutmaktı.

 "Bu Adamla Beraber daha fazla tutku, merak ve entrikayı da beraberinde getiriyor. Hayatlar değişiyor ve sırlar ortaya dökülüyor. Jodi Ellen Malpas yine yapacağını yapıyor. Sürükleyici, her sayfası ayrı bir heyecana açılan bu kitabı elimizden bırakamadık." 
-TotallyBookedBlog-



 UYARI: YORUMUN UFAK KISMI KÜFÜR İÇERİR!

 İlk kitabı okuduktan sonra orijinal dilindeki pdf'sini indirmiştim belki okurum diye. Aslında benim beklediğim Türkçe pdf'sinin çıkmasıydı fakat İngilizce dil yapısı aşırı basit olduğu için buradan devam etmeye karar verdim seriye.

 Bana göre serinin ikinci kitabı, ilkine göre az biraz daha iyiydi. Tek tek sıralayacak olursam:

* Yukarıda da dediğim gibi, kitap orijinal dilinde gayet anlaşılırdı. Okurken anlamayacağınız yerler olacağını sanmıyorum.

* Erotik sahnelerde olumlu yönde bir azalış görülüyor. Yani bir erotik romanda olması gerektiği kadar erotik sahneler içeriyor kitap.

* Kitabın ilk yarısı bildiğimiz erotik roman tarzında ilerliyor. Çiftimiz sevgili oluyor ve çoğu erotik kitap çiftinde gördüğümüz şeyleri yaşıyorlar. Ama 2. yarıya geldiğimde beni ters köşeye düşürecek bir durumla karşılaştım. Ve bu okur bilmiyordu bunun sadece ufak bir başlangıç olacağını. Sonrasında "Ne! Nasıl yani? Hadi canım! Aman tanrım!" tepkilerini vereceğim durumlar gerçekleşmeye başladı. Neler olduklarını söylemiyorum, yoksa kitaptan alınacak bütün zevk gider. En fazla şu kadarını söyleyebilirim. 2. kitap "Olaylar,olaylar." dedirtecek durumlar yaşatacak size.

* İlk kitaba oranla Ava'yı biraz daha sempatik buldum. Yaptıkları gözüme fazla çarpmadı, bana aşırı saçma gelecek bir harekette bulunmadı kendisi.

* Hayatımda ilk kez bir kitapta bir evlilik teklifine hiç zorluk çıkarmadan "evet" cevabını veren birini gördüm. Belki olumsuz gelebilir size ama bu yönüyle şaşırtması iyi oldu benim için.

* Belki de kitabı orijinal dilinde okuduğum için aldığım zevk daha fazlaydı.

 Fakat kitap için olumsuz söyleyeceğim şeyler de mevcut. Daha doğrusu az sonra birine çok fena saydıracağım.

* Kitabın kapağı rezalet. İlk kitabın kapağına göre çok alakasız olmuş. Aslına bakacak olursak kitabın kapakları gerçekten hikayenin hiçbir kısmıyla örtüşmüyor. Fakat son kitapta şaşırtabilir de.

* Ava'nın arkadaşı Kate, bana hiç de arkadaş gibi görünmedi. Tabi buldu erkeği (Sam'i), Ava'nın varlığını bizim erkekler olmasa unutacak.

* Kitapta çok fazla gereksiz çift kaplıyor. Örneğin Victoria-Drew ikilisi. Bunlar sevgili midir, değil midir kısacası ne idüğü belirsizler benim için.

* Şimdi geliyorum saydırmaya: Arkadaşlar, hatırlarsanız ben Jesse Ward için "Baskıcılıkta dünya markası" gibi bir tanım kullanmıştım. İlk söylediğimin hala arkasındayım. Benim değinmek istediğim başka noktalar var. Meğer bu Jesse düşündüğümden daha pislik biri çıkmasın mı kitapta? Adam bildiğimiz orospu çocuğuymuş da benim haberim yok. Mümkün olduğunca spoiler vermemeye çalışarak neden nefretimi kazandığını anlatmaya çalışacağım.

* Sally'i sürekli "O sadece arkadaşım. Bizi ayırmaya çalışmıyor, kafanda kuruyorsun bunları Ava." diye savunması çıldırttı beni.

* Kitap boyunca Ava'nın her işine burnunu soksun, kızın her bir sırrını bir şekilde öğrensin ; fakat iş kendisine geldiğinde tam bir kapalı kutu olsun. Hele bir itirafı var ki... Allah belanı versin Jesse, tez zamanda geber inşallah!  Ben Ava'nın yerinde olsam o anda bitirirdim ilişkiyi. Çünkü Jesse'in orada yaptığı tek şey bağımlılığına sığınmaktı (Tabi ona göre bu bir bağımlılık değil ya.) .

* İlk kitapta Jesse tam bir boş adamdı benim gözümde. Burada ise hafif karanlık geçmişi olduğu gösteriliyor. Bence böyle bir şeye gerek yoktu. Yazar, boş adamı biraz doldurayım demiş ama böyle olması için geçerli hiçbir sebebi yok.

 Kitap bazı soru işaretleri bırakıyor elbette ama 2. kitap çok normal bir şekilde sonlanıyor. Hal böyle olunca "3. kitapta fazla bir şey olmaz, özetini okusam da olur." dedim. Demez olaydım a dostlar! Kitap daha da şoka sürüklüyormuş meğerse okuyucuyu. Az önce üst paragrafın son cümlesinde yazmış olduğum şeyi yazar bana güzel yedirdi. Biraz da bu ironi için üst paragrafı koyu renkle belirttim.

 İndirmeyi başarırsam 3. kitabı, vizelerden sonra okumayı planlıyorum.

 Puanım: 3,5/5 (2. kitapta yaptığı ters köşeler için. Öyle olmasaydı 3/5 verirdim.)

17 Mart 2016 Perşembe

Tess'in Gözyaşları-Yorum



 Tanıtım bültenlerinde sıkça gördüğüm bir kitaptı Tess'in Gözyaşları. Fakat konu benlik olmadığı için okumak istemiyordum. Sonra bizdeki yorumlar olumlu ve fena değil şeklinde olunca kitabı pdf olarak yükledim. Buna rağmen kitabı okumak içimden gelmiyordu. Okumam için yatak döşek olmam lazımmış. Evet, şu anda hafif nezleyim ve kitap okumayı pek istemedim. Telefonumdaki pdf dosyalarına bakarken bu kitap gözüme çarptı ve "Artık aradan çıkma zamanı gelmiş." dedim.

 Kitabın Konusu: Tess Snow; 20 yaşında olup, nazik ve sevecen bir erkek arkadaşa sahip, sıradan bir hayatı olan bir kızdır. Yalnız Tess'in karanlık bir yönü vardır: Kendisi ağır mazoşist biridir. Brax -erkek arkadaşı- ile iyi bir cinsel hayatları olsa da Tess, erkek arkadaşının ona yatakta fazla sert davranmasını arzulamaktadır. Kendisinin ellerini ve gözlerini bağlaması gibi. Tess, Brax'e imalarla durumu anlatmaya çalışsa da Brax bunu anlamaz.

 Brax, Tess ile birlikte monoton giden hayatlarına biraz heyecan katmak için Meksika'ya tatile giderler. İlk birkaç gün güzel geçse de gittikleri bir kafede Tess'in başına kötü bir olay gelir: Kaçırılır. Kaçırıldıktan sonra başından çok kötü durumlar geçer. Ve sonunda biri tarafından satın alınır.  

 Tess, onu satın alan kişinin yanına, Fransa'ya, götürülür. Orada efendisi Q ile tanışır. Tess, Q'ya ne kadar direnmeye çalışsa da zamanla anlar ki Q, onun fantezilerinin gerçekleşmiş halidir. Bir yandan Q'un sadistliğinden etkilenip, diğer yandan eski yaşantısına geri dönme mücadelesi veren Tess'in sonu ne olacaktır?

**********************************************************

 Yorumum: Kitap için olumlu söyleyeceğim şeylerden biri olay kurgusu olabilir. Kitapta giriş gelişme sonuç kısımları güzel bağlanmış.

 Hoşuma giden 2. şey kitabın yazılmasına ilham veren şarkılar listesiydi. Hele en sevdiğim grup olan Depeche Mode'u görünce yüzümü kocaman bir gülümse kaplamadı desem yalan olur :) . Seçilen şarkıyı da baya severim. Ben buraya videosunu koydum, umarım siz de beğenirsiniz :) .




 Tess'ten hoşlanmasam da kendinden ödün vermeyişini sevdim. Olaylar karşısında gösterdiği cesaret, zamanla kendini tanıması, nasıl biri olduğunu kabullenmesi karakterin hoşuma giden özellikleriydi.

 Kitapta en sevdiğim yön, çoğu seri kitaplarının aksine belirgin bir sonla bitmiş olmasıydı. Yani kitap en heyecanlı yerde kesilip "Mutlaka 2. kitabı alın." dedirtmiyor size. İyi ki böyle oldu çünkü kitabı okuduğum süre boyunca 2. kitabı okumayacağım kesinleşmişti benim için.

 Bunu dedikten sonra geliyorum olumsuz yönlere.

 İtiraf ediyorum ki ben kitabın ilk 100 sayfasını okumadım. Çünkü yorumlardan baktığım kadarıyla oraları okumazsam bir şey kaybetmeyecektim. Ki kaybetmemişim. Belki kitap o açıdan biraz daha kısa tutulabilirdi.

 Kitap cidden adının hakkını veriyor. Neden? Çünkü Tess, bütün kitap boyunca ağladı durdu. Hadi kaçırıldığı zaman anlarım, Allah korusun, kimin başına gelse korkar. Fakat gidip de en olmayacak yerlerde de ağlarsan, o zaman bir sorun var demektir. 

 Q karakterine de pek ısınamadım. Bence sadist yönü olması acayip zorlama olmuş. Hadi, sadistçe şeyler sevmesi Tess'inki gibi olsa biraz daha çekilir kılardı kendisini fakat kitap boyunca gösterdiği davranışlar ile sadistliği çok ters düşüyor birbirine.

 Kitap BDSM'nin hakkını cidden vermiş. Yani bize Dark Erotizm diye yutturulan kitaplardan biri değil, ta kendisi! İşin bu yönü güzel. Gelelim sorunlara.  İstemeyeceğiniz kadar cinsel şiddet barındırıyor kitap. Ben bile bir yerden sonra tahammül edemedim. Eğer kadının bir şekilde ezildiği kitapları sevmiyorsanız Tess'in Gözyaşları kesinlikle size göre değil. Aslında bana göre de değilmiş bu kitap, bunu anladım.

 Puanım: 2,5/5 



29 Ocak 2016 Cuma

Bu Adam-Yorum




 Genç iç mimar Ava O'Shea'nin, Manor'da onu neyin beklediğine dair hiçbir fikri yoktu. Ava başvuru görüşmesinde karşısına sıradan, hantal bir beyin çıkacağını düşünür, ancak karşısına müthiş yakışıklı, özgüveni yüksek, zevk peşinde koşan ve bu uğurda hiç sınır tanımayan bir çapkın olan Jesse Ward çıkar.

 Ava, bu adamdan etkilenmemeye çalışır ancak adamın içinde uyandırdığı tutkuları da kontrol edemez. Kalbinin bu adamı asla bırakmayacağını bilir ama içinde bir ses ona kaçması, ondan uzaklaşması gerektiğini söyler. Fakat onu deli gibi isteyen Jesse, ona sahip olmak için her şeyi yapacak ve gitmesine asla izin vermeyecektir.

***********************************************************

  Bu Adam kitabını ilk önce D&R'ın mağazalarında görmüştüm, o zamanlar kitap Türkçe'ye çevrilmemişti. Goodreads'ta da olumlu yorumları görünce kitabın bizim dilimize çevrilip çıkmasını bekledim haliyle. Çevrildi falan derken pdf şekli de geldi, ben de durur muyum okumakta olduğum bir kitabı yarıda bırakarak hemen okumaya başladım.

 Kitaba bayıldım, beklediğime değmiş demeyi gerçekten çok isterdim ama maalesef bunları diyemeyeceğim.

 Öncelikle karakterlerden başlayalım: Kitabın arka kapağından çıkardığım kadarıyla Ava kariyerinde başarılı, ayakları yere sağlam basan, biraz ciddi ama hoş bir bayan. Keşke gerçekten de öyle olsaydı. Aslında ben bunu Jesse ile ilk karşılaşmalarında anlamalıydım. Tamam, hadi ilk karşılaşma diye bunu azıcık mazur görelim; kızımız çalışamayacağını anladığında işi arkadaşlarından birine devrediyor, Jesse de kızı aşırı derecede rahatsız ederek bir şans daha ver şu projeye, yanına yaklaşmayacağım diyor. Tabi bunun yalan olduğunu okuyan herkes anladı. Kız ne yaptı peki, bir öpücükle hemen adamın kollarında eridi. Sonra yok yapamam seninle diye işin içinden çıktı. İç tasarımını yaptığı terası da şansa bakın ki Jesse almış. Ava, Jesse'nin zorlamalarına dayanamayıp onunla beraber oluyor fakat ertesi sabah nedenini bilmediğimiz şekilde görüşmüyor adamla. Ve Ava bunu kitap boyunca 2-3 kez daha yaptı. Yani Ava başarılı biri ama fazla tripli, ne istediğini hiç bilmeyen biri aslında. Bir de Ana Stelle karakterine ben ergen diyordum, Ava, Ana'yı da aştı.

 Jesse, Jesse, Jesse... Bu adam için söyleyebileceğim cümle şu olur: Christian Grey'in huy bakımından tıpatıp aynısı. Gerçi Grey de Ana'ya baya baskı uyguladı ama yeri geldi mi kıza biraz alan tanıdı. Jesse, Ava'nın ne istediğini bir an olsun önemsemedi. Her gün telefon,mesaj, ev tacizi yaptı. Anla işte kız istemiyor seni. Yok beyfendi durur mu? Adam baskıcılıkta dünya markası. Yeminle illallah getirtti bana şu herif.

 Yazarın diline gelirsem akıcı olduğu doğru, ki bun sayede kitabı birkaç saatte bitirdim. Genel anlamda konu toparlaması da iyi. Fakat cümleleri aşırı aşırı basit yapıdaydı. Yani Türkçe'sini beklemeye hiç gerek yokmuş kitabın aslında. Ayrıca o kitaba 528 sayfa fazlaymış. Kitap erotik olsa da fazla mı +18'lik sahne vardı acaba? Kitabın son 20-30 sayfasında asıl konuya gelmiş yazar. O +18 sahnelerin bir kısmını çıkar, asıl konuyu son 100 sayfaya aktar, böylece kitap pek boşa gitmemiş olurdu.

 Aspendos'un yine çeviri hataları olsa da önceden çıkardığı kitaplara göre çeviride büyük gelişme var. Gözüme fazla çarpan hatası yoktu. Ama kitap sanırım bugüne kadar okuduğum en açık saçık çeviriden meydana gelmiş. Aslında orijinal dillerdeki erotik romanlar gerçekte Aspendos'un çevirisi gibi ama bizde bu çeviriler genelde biraz daha yumuşatılıyor. Yayın evi bodoslama dalmış resmen. Bu durum rahatsız etti mi beni, aslında hayır. Dürüst olan çeviri daha hoşuma gitti. Yalnız bu kitap Can Yayınları'nın bazı kitapları gibi bir folyo ile kaplanıp satılmalı çünkü dil baya baya...

 Serinin 2. kitabını okumayacağım dersem yalan olur. Umuyorum ki kitap Elli Ton serisinden kopar, ertotizm kadar Jesse'nin sorunlarına da değinir, Ava da artık kendine çeki düzen verir.

 Puanım:3/5