Günlük Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günlük Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2017 Çarşamba

Evli Barklı - Yorum



 Kendisinin yollarını 1 yıl boyunca gözledim durdum. Ephesus müjdeyi vererek resmen fuara koşmamı sağladı. Ve elime geçer geçmez 4 saatte bitirdim kitabı.

 Serinin açık ara en komik kitabı Evli Barklı'ydı. drew/ Dee Dee'nin atışmaları cidden güldürüyor insanı. Tabi ki de Dee Dee'nin yanındayım :D Mackenize'in büyüdüğü de bu kitapta çok belli oluyor. Yerim ben onu :) Favori sahnem Steven'ın limuzindeki hareketleridir. Oralarda gülme garantisini veriyorum size. Bana göre tek eksik James'i gerektiği kadar görememekti. Keşke azıcık daha sevseydik keratayı.

 Bu seri için yorumlarımı okuyanlar bilirler. Ben drew evans'ı namı diğer -31'i hiç ama hiç sevmem. Hele Sıkı Fıkı'da iyice çıldırtmıştı beni ve internetten bulduğum küfürleri bizzat sıralamıştım. O kadar bir nefret var, siz düşünün. Bu kitabın konusunu sizlerle paylaştığımda da dayanamayıp yine kendisine saydırmıştım. Kitap okundu bitti, gelelim düşüncelerime.

 drew, "Eskisinden daha iyiyim." demişti ya, ben onu "Eskisinden iyi" demeyi tercih ediyorum. Son kitapta IQ seviyesinde hafif bir artış görülüyor. Özellikle kendi çocuğuna davranışları çok hoştu ve kız çocukları hakkındaki düşüncesine %100 katılıyorum.

 Şimdi, kendisinden ve sizden özür dilemek istiyorum. Biliyorum, bu kız nasıl olur da böyle cümle kurar? Kendisi zamanında o kadar şerefsizlikler yaptı ki "Beni yargılamadan ve hadım edilmemi talep etmeden önce olup bitenleri bir dinleyin." cümlesini hiç samimi bulmamıştım. Aslında bekarlığa veda gecesinde kendini baya tuttu diyebiliriz. Sadece striptiz sahnesi azıcık sinirimi bozdu ama bu sefer drew'e değil kızgınlığım, o üç arkadaşına. Zamanında bir alıntı okumuştum ve nedense onu drew yapmış gibi algılamışım :D Ne olduğunu son sözden önceki bölümü okursanız anlarsınız. O açıdan sizlere de hafiften yanlış bilgi vermişim. Yeniden sorry :D

 Tamam, bu kadar övgü yeter. Gelelim eşekliklerine. IQ arttı dediysem çok da artmadı, hala ikili rakamlarda geziyor. Allah'ın bencili! Ne istiyorsun benim Billy'mden! Bu çocukla ne alıp veremediğin var! Arkadaşlar, bu salak hala ama hala Billy'e hakaretler edip duruyor. Bu da yetmezmiş gibi bir de saflığından bolca faydalandı çocukcağızın. Billy'i seven biri olarak o -31'in saçını başını yolmak istedim kitap boyu.

 Yalnız Billy de ne yaptı en son? drew'e bu konuda da katılarak inşallah paraları uçmayacak bir süre sonra :D

 Bir de Rain olayından sana ne! Ben onun amcasıyım diyor ama hiç de onla alakan yok be zeka küpü!

 Sonuç olarak seri kendine yakışan bir finali yapmış bulunmakta. Serideki karakterleri seviyorum. drew, seni son kitapta azıcık övsem de yine de tez zamanda Tahtalıköy'ü görmeni dilerim :)

 NOT: CNR yazımda yazmıştım, bir daha hatırlatayım. Emma'nın yeni kitapları artık başka bir yayınevinden çıkacak arkadaşlar.  Keşke gitmeseydi. Ephesus'un elinde fazla yabancı yazar olmadığından çevirisi hızlı gelen bir yazar olacaktı. Kim olduğu şu an için bilinmemekle beraber inşallah ya Yabancı ya da Aspendos almıştır diyorum. Ephesus'un çevirisine en yakın çevirileri yapacağına inandığım yayınevleri bunlar. 

 PUANIM: 5/5

22 Haziran 2016 Çarşamba

El Kızı-Yorum



 Orhan Kemal'den okuduğum ilk kitaplar bir nevi otobiyografisini anlattığı Baba Evi ile Avare Yıllar idi. Aslında 2 kitabı da sevmeme rağmen bana kısaca anlatır mısın deseniz anlatamam. Aklımdan çıkan kitaplar olmuşlar. :( Ayrıca o dönemler kitaplarla aramda baya soğukluk vardı, büyük ihtimal bu yüzden aklımda kalıcı bir yer edinememiş.

 Geçen Tüyap'tan yazarın 2 kitabını aldım. Bunlardan biri olan El Kızı'nı dün bitirdim. Fark ettiyseniz bir fotoğraf da mevcut. Fakat ilk kez bir kitap yorumu yaparken kendi çektiğim fotoğrafı kullanıyorum. Hal böyle olunca da böyle biraz saçma bir şey ortaya çıktı :D Pdf kitap olmadığı sürece bundan daha iyi fotoğraflar çıkacak inşallah.

************

 Konu: Mazhar Bey, yaşadığı şehrin en iyi avukatıdır. Bir gün eline geçen ikramiye ile karısı Nazan'a pırlanta yüzük alır. Mazhar, karısını sever fakat Nazan kocasına bir eş gibi davranmaktan çok hizmetçi gibi davranmaktadır. Yüzüğün bu durumu değiştireceğini umar.

 Nazan, çok iyi yürekli fakat sevgi göstermeyi beceremeyen bir kadındır. Kahkaha atmak, makyaj yapmak gibi şeyler ona göre değildir, çünkü bunu yapan kadın basittir. Çok sevdiği kocasının onu terk edeceğini düşünür. Hayattaki tek mutluluğu kocası ve oğlu Haldun'dur.

 Bu ailenin yanında yaşayan bir de Hacer Hanım vardır. Hacer Hanım, Mazhar'ın annesidir. Geçmişinde bulunan her erkek onun bir dediğini iki etmemiş, fazlaca şımartmışlardır. Yıllar sonra namazında niyazında bir kadın gibi görünse de durum çok başkadır. Oğluna mümkün olduğunca çaktırmadan süslenip püslenip dışarılarda gezer, özellikle gelini hakkında bin bir türlü iftiralar atar. Evde de durum farklı değildir. Hacer Hanım sürekli Nazan'ı aşağılar durur, bir şekil Haldun'la arasına soğukluk katmaya çalışır. Onu oğlundan boşamak için bin bir türlü yollar dener. Tabi herkes Hacer Hanım'ın ne kadar kötü bir insan olduğunu bilse de ondan korktukları için söylediklerine kimse itiraz etmez. 

 Mazhar, Nazan'a yüzüğü hediye eder. Karısı çok mutlu olur ama yine Mazhar'ın istediği tepkiyi vermez, örneğin boynuna atlayıp onu öpücüklere boğması. Mazhar, karısına yüzükten annemin haberi olmasın diye sıkı sıkı tembihler, çünkü annesi mutlaka bir olay çıkaracaktır. Nazan yüzüğü sandığına saklar. Bu sırada Mazhar, davasına baktığı barın sahibiyle konuşurken, Jale isminde bir kadınla tanışır. Jale, geceleri meyhanede çalışan bir bar kızıdır. Mazhar, fark eder ki Jale, Nazan'ın tam tersidir. Kısaca hayallerindeki kadındır. Nazan, yine Mazhar'ın istediği sıcaklığı göstermeyince büyük kavga çıkar ve o günden sonra Mazhar eve çok nadir uğrar, günlerini Jale ile geçirir. 

 Bir gün Hacer Hanım, evde kimse olmayınca "Benim oğlanla gelin ne diye öğle vakitleri yatak odalarına çekiliyor?" diyerek oraya doğru yol alır. Yüzüğü bulduğu an işler iyice zıvanadan çıkar. 

************

 Yorum: Bu kitabı ben yazsaydım "Bir Kadın Yüzünden Kararan Hayatlar" ismini koyardım. Kitabı okuyan daha ilk sayfadan Hacer'e beddualarını saymaya başlar. O ne iğrenç bir mahlukattı! Bütün aşklar ve dostlukları bozdu kadın. Bana kalsa ona daha da acımasız bir son yazardım -_- 

 Ben Mazhar'a çok kızamadım. Nazan'la anlaşamamasındaki en büyük sebep eğitim farkları idi. Mazhar'ın ahlak ve kültürel gelişimi için sağlanan çok kapı vardı. Nazan yaşadığı yerin ve o zamana göre köy kadınlarından beklenen davranışları sergileyen bir kızcağızdı. Nazan'ı da kendimce anladım ama yazar, ona çok fazla ezilen bir kişilik vermiş. Kim ne yaparsa yapsın karşı çıkamadı benim de içimi parçaladı :(

 Jale -diğer adıyla Neriman- kitapta en sevdiğim kişiydi. Fakat sonda yaptığı hiç olmadı. Ben o kadının böyle bir vazgeçiş yapacağını hiç düşünmüyorum. Yazar orada büyük hata yapmış bence.

 Biraz da yazarın kitapta dikkat çeken yönleri ve kalemi hakkında konuşalım. Kitap birçok insani değeri sorgulattı bana. Bir insan nasıl bu kadar ahlaksız -Hacer- , nasıl bu kadar yanlış yapar -Mazhar- , nasıl bu kadar suskun olur -Nazan- sorularının cevabını bulmaya iten bir kitaptı. İnsanın kendi çıkarı için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi. 

 Yazarın kalemi oldukça sade. Benzetme sanatını az kullanan isimlerden biri. Fakat o sade kalem nasıl da bir şaheser ortaya çıkarmış? Kitabı alırken elbette ki dram bekliyordum, çünkü kitaptan uyarlama dizileri de dahil karşıma ne çıkacak az çok tahmin ediyordum. Fakat bu kadar vurucu bir şey beklemiyordum. Hatta merak ediyorum, niye Türk yapımcılar bu kitabı uyarlamamış? Bir Türk dizisinde aradıkları bütün şeyler mevcut, tabi romantizm hariç :D

 El Kızı, hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak bir kitap oldu. Tavsiyem aşırı ağır dram sevmiyorsanız pek tavsiye etmem. Bir de ilk kez Orhan Kemal okuyacaksanız tavsiye edemeyeceğim. İlk kitaptan bu kadar dram ağır etki yaratabilir ve yazarı bırakmanıza sebep olabilir. Şahsen ben hala kendimi toparlayamadım. Tersiyse tam sizlik ;)

 Puanım: 4,75/5

20 Haziran 2016 Pazartesi

Aşkın Seçimi-Yorum





Milyonlarca Okuru Ağlatan, New York Tımes Çoksatarı Nıcholas Sparks'tan Bulup Kaybettiğimiz Aşklar Ve Hiç Yapmak Zorunda Kalmayacağımızı Umduğumuz Seçimler Üzerine Epik Bir Masal…

Travis Parker bir erkeğin isteyebileceği her şeye sahipti. İyi bir iş, güvenilir dostlar ve Kuzey Carolina'da rüyalarının evi. Travis'e göre, bir kadınla yaşayacağı ciddi bir ilişki bu masal gibi hayatı baltalamak demekti. 

Ta ki yeni komşusu Gabby Holland'la tanışana kadar. Travis'in arkadaşça çabalarına rağmen Gabby başta ondan hoşlanmıyordu. Ama bir şeyler, Travis'i, yeni komşusunu daha yakından tanımaya zorladı. Travis'in ısrarcı çabaları, ikisini ide geri dönüşü olmayan kararlar almak zorunda bırakacaktı. Sonuçlarını ikisinin de tahmin edemeyeceği kararlar…

Aşkın Seçim,, yürek parçalayan o soruyu soruyor: Aşk umduğunuzu koruyabilmek için ne kadar ileri giderdiniz?

****************************************
 Etkinlikte tamamlanan kitap: Bu yıl film uyarlaması vizyona girecek bir kitap

 Hepimiz yazarı The Noteebook isimli kitabından tanıyoruz. Ben yazarın şu ana kadar ne bir kitabını okudum ne de bir kitabının film uyarlamasını izledim. Aslında bunun eksikliğini de hiç hissetmedim. Fakat Sweet Summer Challange etkinliğinde "bu yıl film uyarlaması vizyona girecek bir kitap" maddesi karşıma çıktı. Bu sene çıkacak olan filmlere baktığımda sadece Patrick Ness'in yazmış olduğu Canavarın Çağrısı isimli kitabı okunmaya değer buldum. Fakat kitap alacak vakit yaratamadım, kitabın pdf versiyonu da ortama düşmediği için elime geçen kitap bu oldu. 

 Yoruma öncelikle kapaktan başlamak istiyorum. Neden bilmiyorum, bir kitabın film uyarlaması çıkacağı zaman yayın evleri orijinal kapağı değiştirip film kapağı koymayı çok seviyorlar. Ben bu durumu hiç ama hiç sevmem. Kitap dediğin orijinal kapağında kalmalıdır. Şu kapaktan hallice şey gördüğüm en iğrenç kapak olabilir. Hele kızın taktığı o gözlüğü parçalamak istiyorum. Kadını resmen geri zekalı gibi göstermiş. Aslında kapak "Ben iyi bir kitap değilim, uzak dur!" diye resmen haykırıyordu fakat yapacak bir şeyim yoktu. :(

 Kitap hayatımdan bir günümü çaldı. Kitap tam bir klişelik abidesi. Baş karakterler her romantik kitapta görülebilecek tiplerdi. Olay örgüsü çok sıradandı. En azından kitap yazarla ilgili bir fikir verdi bana. Sen bir daha bu yazarın bir kitabını okuma kızım!

 Puanım: 1,5/5

10 Haziran 2016 Cuma

Kuşlar da Gitti-Yorum


 Etkinlikte tamamlana kitap: Bir günde bitebilecek bir kitap

 Etkinliğimde bulunan "Bir günde bitebilecek bir kitap" maddesinde 2. seçenek olarak Kuşlar da Gitti kitabını eklemiştim.

 Yazara alışabilmem için az sayfalı olan kitaplarından başladım. İlk olarak Tek Kanatlı Bir Kuş kitabını okumuştum fakat ne anlattığını pek anlayamadığım için fazla beğenmemiştim. Nedenlerini blogumda belirtmiştim. Bakmak isterseniz tık tık

 Yeni bitirmiş olduğum Kuşlar da Gitti kitabını ise çok beğendim. Kitap İstanbul'da yavaştan yok olmaya başlayan kuş satıcılığı ve kuş satan 3 arkadaşın hikayesini anlatmaktadır.

 Kitap kısa olmasına rağmen dolu doluydu. Kitap bana yok olan gelenek hakkında ve kuş satıcılarının çalışma koşullarının zorlukları  hakkında çok güzel bilgiler verdi. Yazarın kalemine de biraz daha alışmaya başladım.

 Puanım:4,5/5 

Sırça Köşk-Yorum



 Etkinlkite tamamlanan madde: Bir günde bitebilecek bir kitap

 Bu kitapla okuma etkinliğime giriş yapıyorum. 

 Sanırım çoğu insan gibi benim de yazarla tanışmam Kürk Mantolu Madonna sayesinde olmuştur. Maalesef ben o kitabı beğenmemiştim. Karakterler kitap başında nasılsa sonda da öyleydi. 

 Şimdiyse arkadaşımdan ödünç aldığım Sırça Köşk kitabında şansımı deneyim dedim. Belki öykücülüğünü biraz daha severim diye düşünerek başladım kitaba. Sonuçsa 3-4 hikayeden sonra anladım ki ben yazarı okuyamıyorum.

 Aslında kalemi akıcı ve ders çıkarabileceğimiz güzel kurguları var. Fakat niyeyse bana yazdıkları çok karamsar geldi. Ayrıca yazar aşırı benzetme yoluna gidiyor yazdıklarında. Bir süre sonra da betimleme ve benzetme okumaktan sıkıldım. Bir daha okumak istediğim bir yazar olmadı benim için.

 Puanım:1/5 (Dediğim gibi güzel şeyler anlatsa da kalemine ısınamadığım için üzülerek bu puanı veriyorum.)

2 Haziran 2016 Perşembe

Tatlı Kaçamak-Yorum



                                                En Tatlı Hayat Bile Aşk Olmadan Sıkıcıdır! 

Nicole Keyes'i kısaca "Bayan Sorumluluk" olarak tanımlayabilirsiniz. Neticede çoğu insan onun gibi hem aile pastanesini işletip hem de kardeşini büyütmek için kendi hayatını yaşamaktan vazgeçmez. Ancak ikiz kardeşi mutlu bir evlilik yapan, kız kardeşiyse giderek fettan bir güzele dönüşen süper güvenilir Nicole, başkalarının ihtiyaçlarını kendininkilerin önüne koymaktan bıkmaya başlamıştır. 

İşte, tam da bu noktada hayatına Hawk girer. Eski bir Amerikan futbolu yıldızı olan genç adam, Nicole'e özlemini duyduğu özgürlüğü tattırır. Hawk gözleri kapalıyken bile genç kadının dizlerinin bağını çözebilecek biridir ama Nicole onu, kalbini kırabileceği kadar yakınına sokmaya isteksizdir. Nicole ve Hawk korku ve tereddütlerini aşıp aşkı bulabilecek midir? 

*******************************************************


 Yazardan okumuş olduğum en iyi kitabı bu oldu. Öncelikle mavi delisi olarak kitap kapağındaki mavi tonu çok sevdim *-* 

 İlk kez beni sinirden çatlatmayacak bir erkek gördüm sonunda yazardan. Gerçi sonlara doğru kızdırmadı değil ama yazarın önceki erkekleri gibi olmadığı için fazla sorun etmedim. Ama asıl sevdiğim Raoul oldu. Yaşına göre çok olgundu ve sorumluluk sahibiydi.

 Nicole, biraz daha iyi gibiydi. Yine de küçük kardeşi konusundaki aşırı inadı beni sinir etti. 

 Bu sefer değinilen genç sorunsalı hoşuma gitti. Bazen çocuklarımıza, yaşadığımız şeyleri azıcık değiştirirsek nasıl sonuçlanacağı güzel şekilde anlatılmış.

 Yalnız iyi özelliklerine rağmen kötü kısımlar da vardı. Örneğin yazarın baş karakteri hamile bırakma sevdası bir kez daha gözümüze sokuluyor. Yalnız burada sorun şu ki burada hamile kalan kişi sayısı 1 değil tam tamına 3 kişi. Yazarın bu konuda acilen kendini kontrol altına alması lazım.

 Yazarın küçük kız kardeşi var mı acaba? Anlaşılan bu küçük kız kardeş zamanında yazarın sevdiği kişiyi elinden bir şekilde almış. Sonra bir şekilde barışmış gibi duruyorlar. Bu seride olduğu gibi Titan Kız Kardeşler Serisi'nde de buna benzer bu durum yaşanmıştı. Öyle bir durum varsa gerçekte bu aile durumunu bizlere sunması hoş değil.

 Bence yazar işin içine romantizm katmasın, işin iyice cıvığını çıkarıyor. Sadece çocuklar ve gençliğe yeni girenlerin sorunlarına değinsin.

 Puanım:4,25/5

Tatlı Aşk-Yorum



                                                  İlk aşktan daha tatlı bir şey olabilir mi? 


Bunu Claire Keyes'e sormayın. Yirmi sekiz yaşındaki dâhi piyanist bırakın âşık olmayı, bugüne dek kimseyle flört bile etmemiştir. Kariyerinin peşinde koşmaktan aile ve arkadaşlarına zaman ayıramayan Claire, ailesinin pastanesini ve iki kız kardeşini de yıllardır ziyaret etmemiştir. 


Ancak şimdi bir kardeşi hasta, diğeri ise kayıptır ve yumurta bile kıramayan Claire, hasta bakıcı rolünü üstlenmekte kararlıdır. Yapılacaklar listesinin başında kız kardeşleriyle sıkı bir bağ kurmak, âşık olmak veya en azından şehveti tatmak vardır. 

Yakışıklı ve sert görünüşlü Wyatt bu amaca uygun gibi görünmektedir. Genç adam farklı dünyalara ait olduklarını söyleyip dursa da Claire'in yanındayken tek düşünebildiği keki fırına vermektir. Claire tatlı diliyle bu ateşli adamı yatağına ve yaşamına alabilecek midir? 



*************************************************


 Çıktığı günden beri merak ettiğim bir kitaptı Tatlı Aşk. Okuduğumda şunu anladım ki Susan Mallery, Harlequin tarzı kitap yazmamalı, o tarz kitaplarını da normal roman şeklinde yazmalı. 

 Daha önce roman olarak Zor Kadın isimli kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim. Vermek istediği duyguları gayet güzel bir biçimde ele almıştı. Aynı şeyleri Tatlı Aşk için de söyleyebilirim.

 İçinde romantizm olmasına rağmen bu kitap aslında aşk kitabı değil, bir ailenin dağılımını ve yeniden birleşme çabalarını ele alıyor. 

 Claire, 28 senelik hayatı boyunca başkalarının isteklerine boyun eğmiş ve piyano yeteneği hariç elinden fazla iş gelmeyen biri. Kitap boyunca karakterin kişiliğini ve kendi ayakları üzerinde durma çabalarını okumak çok eğlenceliydi. 

 Okuduğum kitaplarından anladığım kadarıyla yazar çocukları gerçekten çok seviyor. Onlar da kitap boyunca çok önemli bir yer kaplıyorlar. Bu seferki karakterimizin ismi Amy ve çok tatlı bir şey :D 

 Fakat kitap akıcı, konusu güzel ve Claire ve Amy'ye rağmen diğer karakterler sizin sinirinizi bozacaktır. Özellikle Wyatt ve Jesse. Ve en başlarda Nicole. Onların kitap boyunca Claire'ye karşı olan tutumları sizi çileden çıkaracaktır. 

 Puanım:4/5

19 Mayıs 2016 Perşembe

Yakıcı Sır-Yorum


 Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron, zamanını zararsız bir flörtle renklendirmenin yollarını aramaktadır. Kendine fazlasıyla güvenen ve gönül maceralarına her zaman açık olan bu müzmin kadın avcısı, kısa sürede kendisine bir av bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Tanışıp yakınlaşmak istediği kadının on iki yaşındaki oğluyla ahbaplık kurarak işe koyulur. Yakıcı Sır annesini elde etmek isteyen bu narsist çapkın tarafından kullanılan bir çocuğun hikâyesidir aslında. Ne var ki, yetişkin dünyası bazen masum çocuklara büyüklere göründüğünden çok daha berrak görünmektedir… 

********************************************

 Sanırım ben kitabın özetinin özetini okudum. Çünkü yaptığım bazı araştırmalar kitabın 280 sayfa civarı olduğunu gösteriyor.

 Kitap daha ilk sayfadan sizi sürüklemeye başlıyor. Yazar, oluşturduğu karakterlerin psikolojisini çok başarılı bir şekilde yansıtmış. Edgar, Baron'dan sadece şu ana kadar görmediği sevgiyi istiyordu. O anneyi kitap boyunca şöyle bir sarsmak geldi içimden. Ben Baron'u kötü biri olarak göremedim. Baron sadece çıkarını düşünen biriydi. Sonlara doğru hak ettiği dersi almasını içimin yağları eriyerek okudum.

 Kısacası, sevgisizliğin ve aldatılmışlığın bir insanda nelere yol açabileceği Yakıcı Sır'da çok güzel anlatılmış.

 Puanım:4,5/5

İyi Geceler Tweetaşkım-Yorum



 İki Yalnız Kalp Bir Gerçek Aşk. Gerçek aşkı bulmak için 140 karakter değil, sadece iki küçük kelime gerekir. 

Başarılı yazar Abigail Donovan, Oprah'nın onayını kazanmış, Pulitzer'i ise kıl payı kaçırmıştır. O zaman neden zamanını New York'taki dairesinde iki kedisiyle yapayalnız geçirmektedir?

Yayın hakları temsilcisi onu sosyal medya dünyasına sürüklediğinde Abby, karşısına hayatını macera peşinde koşarak geçiren, seksi ve zeki İngiliz edebiyatı profesörü Mark Baynard gibi birinin çıkacağını aklının ucundan bile geçirmez. Abby ondan etkilenmemeye çalışsa da Mark her gülünç karşılaşmalarında Abby'nin yazar tıkanmasını çözmeye başlar.Abby tam da tekrar yazmaya başlamışken Mark'ın ikisinin de hayatını sonsuza kadar değiştirebilecek bir sır sakladığını öğrenir. Bu sır karşısında Abby kasvetli hayatına mı dönecektir yoksa değişimi kabullenip hayatına devam etmeyi mi seçecektir?

"İyi Geceler Tweetaşkım tam da soğuk kış gecelerinde insanı ısıtacak türden bir kitap. İçten, komik ve dokunaklı bu roman sizi hem ağlatacak, hem güldürecek." 
-Kristin Hannah-

"Bu kitapta şimşek hızında hazırcevaplık, keskin zekâ ve kalbe işleyen içtenlik var. Medeiros hangi devirde, hangi iletişim şekliyle olursa olsun, aşkın bir yolunu bulacağını kanıtlıyor." 
-Lisa Kleypas-

******************************************************

 Brenda Joyce'un Gülün Sözü adlı kitabını bitirir bitirmez hemen hasretinden yandığım diğer yazarımın kitabına başladım. 

 Bilindiği üzere Teresa Medeiros historical yazarlarından biridir. Fakat bu kitap bir istisnadır, çünkü yazar ilk kez tamamıyla günümüzde geçen bir hikayeyi ele almış durumda. Açıkçası kitaba başta hafif bir ön yargıyla başlamadım desem yalan olur çünkü historicalda aldığım zevki bunda alabilecek miydim, bilmiyordum.

 Abby, baya tahlilsiz şeylerle uğraşmak zorunda kalıyor ilk bölümde. Benim başıma gelse fıttırırdım büyük ihtimalle. 

 İlk 6 bölüme kadar " Yazar gayet güzel gidiyor ama hafiften sıkılmaya başladım ben." kafasındaydım. 6. bölüme gelince hikaye daha eğlenceli ve akıcı olmaya başladı. Sonlara doğru kalbimde bir endişe ve hüzüntü oluştu. 

 Abby ve Mark karakterlerine bayıldım. İkisi de hazırcevaptı. Hangisi hangisinden daha hazırcevap derseniz karar veremedim ben. Tabi hazırcevap olur da komik anlar yaşanmaz mı? Teresa yine ne kadar bu konuda uzman olduğunu kanıtladı bana. Çoğu sahne cidden güldürdü beni. :D

 Kitaba hiç toz kondurmak istemiyorum ama kitabı okuyacaklar için ufak bir sorun var. Yazar, kitabı yazarken aynı zamanda Amerika'nın popüler kültüründen baya yararlanmış. Her sayfada en az 1 tane bulmanız mümkün. Tabi böyle olunca bazı yerlerde ben bocaladım, "Burada hangi filmden bahsediyor?" gibi. Kitapta The Simpsons, Doctor Who ve The Big Bang Theory'den parçalar bulmak bende iyice şapsal gülümsemelere yol açtı :D

 Popüler kültür açısından biraz bocalatsa da bana göre Senden Önce Ben kitabını sevenlerin bunu da seveceğini düşünüyorum.

 Puanım:4,5/5

7 Mayıs 2016 Cumartesi

The Blackstone Affair Serisi - Yorum


 Sonunda bir seriyi daha bitirmiş buluyorum. Elli Ton serisinden sonra çıkan erotik seri kitaplarının hepsi bir şekilde onla karşılaştırıldı. Tabi bundan Blackstone da nasibini aldı. Şimdi düşününce Christian ve Ethan arasında benzerlik bence sevdiği kadınları korumalarıyla alakalı fakat Ethan'ın korumacılığı daha samimi, daha insanı boğmayan bir şekildeydi. Seri benim için vasatın biraz üstündeydi. Yani çoğu erotik romanın bana verdiği sonucu bir kez daha yaşatan bir seriydi. 

 Çırılçıplak


 Okuduğum diğer erotik romanlardan farklı olarak anlatılan ilişki BDSM tarzında değil sadece normal cinsel ilişki tarzında bir kitaptı bu yönden hoşuma gitti. Yalnız karakterler arasındaki aşkı fazla hissedemedim çok havada kaldı. Bence bunun sebebi baş karakterleri tek başına ele aldığımızda da kendileri hakkındaki özelliklerinin, duygularının, düşüncelerinin de havada kalmasından kaynaklanıyor. Aradığımı pek bulamadım.

Puanım: 2/5

 Senin İçin


 Serinin ilk kitabını çok beğenmemiştim ama bu kitabı daha çekilir buldum.Erkeğin bakış açısıyla anlatılan kitapları ayrı seviyorum. Evet çok fazla olay yoktu, daha çok çiftimizin çiftimizin ilişkilerini gelişimini anlatıyordu yine de beğendim kitabı.

Puanım: 4/5

 Aç Gözlerini



 2. kitabını daha çok beğenmiştim. Biraz daha kısa tutulsaydı kitap daha fazla sevebilirdim, 408 sayfa çok fazlaydı. En azından Brynne'nin sorunu bir çözüme kavuşuyor. Aslında okuyalı biraz zaman geçtiğinden ve kitapta hatırlanmaya değen durum azlığından dolayı ( Byrnne'nin hamile olduğunu öğrendikleri ve kaçırıldığı zamanı hatırlıyorum) ne yazsam boş bir yorum olacak.

Puanım: 2,75/5

 Değerli Şeyler



 Seri bittiği için bana derin bir oh çektirdi. Son kitap da durum bakımından yine ilk 3 kitap gibi, öyle aman aman olaylar yaşanmıyor, yaşansa da bize yansıtılmadan barıştıklarını görüyoruz. Fakat çiftimizin birbirlerine destek olmaları ve hissettikleri sonsuz sevgiyi okumak kalp ısıtan cinsten.

Puanım: 4/5





20 Nisan 2016 Çarşamba

Tess-Yorum


 Geçen sene İngilizce hazırlıkta bu kitabın BBC yapımının ufak bir kısmını izlemiştik. O ufak kısmın beni etkilemesi sonucu kitabı almış oldum.

 Büyük bir hevesle başladığım kitap ne yazık ki beni pek tatmin etmedi. Sıkıntımı anlatmak için hafiften spoilere girmek zorundayım.

 İlk olarak kitabın çevirisinden başlamak istiyorum. Martı'nın, Tess çevirisi başarısızdı. Çoğu yerde tırnak içine alınması gereken kısımlar alınmamıştı. 

 Spoiler: Kitabın başlarını biraz geçtikten sonra Tess'in hamile olduğunu öğrendim fakat bu kız hangi ara baştan çıktı, kim tarafından baştan çıkarıldı sorusunu sordum kendime. Bence ya çevirmen kitaba sansür uygulamış ya da yazar o kısmı atlayıp nasıl olsa okuyucu anlar demiş.

 Çoğu kişinin aksine ben Tess'i çok sevdim. Onun naifliği ve saflığı beni baya etkiledi. Ne yazık ki ailesi için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Hepsi uyuz -_- .

 Aslında kitabın konusu ve kitap boyunca yaşananlar tam benim okuyabileceğim tarzdaydı. Kitap bir nevi benim istediğim tarzda bitti. O yönden yazarın kurgu kısmını başarılı buldum. Fakat Tess'i okuyan çoğu kişiye de katılıyorum. Maalesef yazarın dili sıkıcıydı. Karamsar havadan ziyade bazı yerlerde betimlemelerin fazlalığı ve çoğu yazılmasa da olurmuş denen eylemlerden dolayı kitabı yarım bıraktım. Böylece ilk kez bir kitabın özetini okuyarak bitirmiş oldum. En fazla 400 sayfalık bir kurgu vardı bence.

 Puanım: 2/5 (Çok sağlıklı bir puan veremiyorum. Sıkıcılıktan dolayı puanım 1 ama kurgunun güzelliği de 4 puanlık.)

10 Nisan 2016 Pazar

Fareler ve İnsanlar-Yorum


 Bu kitabı bu kadar geç okumama kızanların sayısı çok fazla olacaktır ama ne demişler, geç olsun güç olmasın.

 Yazarın şu ana kadar 2 kitabını okudum. Biri bu, diğeri de İnci. Yazarın İnci kitabını da çok sevmekle beraber, Fareler ve İnsanlar'ı okumak bana daha fazla keyif verdi. Sanırım bunun sebebi İnci'nin gereğinden fazla betimlemeye boğulmuş olmasıydı.

 Kitap daha ilk sayfadan sizi kendine çekiyor. Curley' hariç orada bulunan karakterlere kanım çabucak ısındı. Özellikle George'a. Aksi görünüşüne rağmen içinde yumuşak bir kişilik barındıran karakterleri seviyorum. 

 Benim için "Hayal kurma" temasını en güzel işleyen kitaplardan biri oldu Fareler ve İnsanlar.

 Zamanında kitabı incelerken Candy ismini görmüştüm. Kitabı okumaya başladıktan sonra Candy'nin erkek çıkması beni baya şaşırttı. 

 Kısa olmasına rağmen içi çok doluydu. Sadece "George, kendine ait bir çiftliğe sahip oldu mu?" sorusunun cevabını vermiyor, o kısım okuyucuya bırakılmış gibi görülüyor. Bana kalırsa, George olanlardan ötürü başta hayalinden vazgeçti fakat onu bunaltan çalışma şartlarına daha fazla dayanamadığı için kendine çiftlik satın aldı. Yine de fazla mutlu olduğu söylenemez.

 Puanım: 5/5