Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2018 Pazar

Mim: Kurgusal Aşklar



 Bir mim biter, diğeri başlar. Periodic Library oldukça tatlı bir mim hazırlamış ve ilk davetlerden birini bana vermiş 💓 Periodic'e "Ben bu mimi yapacağım!" diye yorum atacaktım, yazıyı 2. kez okuyunca beni mimlediğini görmek de ayrı başarı. 😂 

 Hmmm, bence ben bu mimin altından kolay kalkarım. Ağırlık olarak romantik okusam da "Hayranım sana!" dediğim erkek karakter oldukça azdır. Her zaman kadın karakterlerin yaptıklarına daha çok odaklanırım.

 Her neyse. Dürüst olayım,  8. soru hariç diğerlerine Elizabeth Hoyt'un Kalbin Gölgesi kitabının baş erkek karakteri Winter Makepeace cevaplarını şimdiden yapıştırıyorum. 😍Adam tam hayallerimin erkeği. Kitap okuyan, laf salatası yapmayan, aşk konusunda saf ama tuttuğunu koparan, az biraz da maceracı biri. Ama baloları hiç sevmez, bu yüzden son soruya eklemiyorum. Çok şükür ki bizim ülkede bu kitabı seven pek olmamış, kaptım fıstık gibi adamı. 😁 Diğer cevaplarıma gelirsem:

1. Birlikte Dünyayı Dolaşmak İstediğim

 Colin Bridgerton (Rüyalar Gerçek Olsa) : Çoğu kişinin aksine Colin'i aman aman sevmem. Fakat favorilerime baktığımda hiçbirinin o kadar gezgin olmadığını fark ettim. Colin gezmeyi sevdiği kadar oldukça da iyi bir gözlemcidir. Haliyle gözlemleri gezdiği yerler hakkında onu bilgili yapar. Hem sıkıcı biri olmadığı da bilinen bir gerçek. 

2. Hem Eğlenilecek Hem de Evlenilecek Olan


 Eric Sticks (Ahlaksız Ritim) : Zorlu geçmişine rağmen hayattan her zaman keyif almasını bilmiştir. Çocuksu tavırları da onu oldukça eğlenceli yapmaktadır. Kendisi grubunun iskelet sistemidir, o olmasaydı grubu bu kadar tanınmayacaktı. Sayesinde rock müzik dinlerken bateristlere daha önem vermeye başladım. Hem adam ilk görüşte aşık olanlardan. Gelecekteki eşine duyduğu sevgi ile çocukların dilinden anlıyor olması onu mükemmel bir eş adayı da yapıyor.

3. Göründüğü Gibi Soğuk/Sert Olmayan

 En zor soru bu olmuş. O kadar romantik okudum ama öyle olduğunu düşündüğüm biri yok ya 😕 Belki Godric St. John'u (İntikam Maskesi) yazabilirim. O da yazarın Godric'in kitabına kadar kendisini pek tanıtmadığı için olabilir. Beklediğim Godric ile karşılaştığım Godric arasında çok fark vardı ama bana bu durum fazla olumlu yansımıştı.

4. Birlikte Issız Adaya Düşmek İstediğim

 Reynaud St. Aubyn (Yabani Aşık) : Savaş esiri olarak 7 sene boyunca Kızılderililerle kalan sert adamımız mecbur olarak vahşi doğada yaşam mücadelesi vermiş. Yani adam zor durumlar için dünden hazırlıklı. Yalnız kendisinin 2. kez yabani ortamlara girmek isteyeceğini hiç sanmıyorum. 😂

5. Sabahlara Kadar Mesajlaşmak İstediğim

 Simon Wescott (Bazıları Ateşli Sever) : Kendisi fazla hazırcevap bir arkadaşımız. Onunla mesajlaşmak veya sohbet etmek oldukça eğlenceli ve zihin açıcı olurdu. 

6. Battaniyelere Sarıp Sarmalamak İstediğim

 Sterling Harlow (Unutulmaz Öpücük) : Hep o içki düşkünü baba yüzünden! Kendi halinde sevgi dolu bir çocuğu içki parası karşılığında akrabası olan düke (gerçi akraba olan anne de olabilir, şu an hatırlayamadım) satması sonucu Sterling duygusuz, bencil birine dönüşmüştür. Fakat karakteri tanıdıkça içinde yanmayı bekleyen bir kıvılcım olduğunu görünce nasıl sarılmayayım bu yavrucağa. 😭

 Apollo Greaves (Darling Beast) : Bunu bonus olarak yazacağım. İntikam Maskesi kitabının 3 sayfasında görünmesine rağmen beni benden alan, kardeşiyle çok güçlü bir bağı olan bu karakteri eminim ki bizde kitabı çevrildiği zaman daha da seveceğim. 

 GELİN GÖRÜN Kİ BİRİLERİ BU YAZAR SATMIYOR DİYE DÜŞÜNÜYOR OLMALI Kİ "EN AZ 8 AY SONRA YENİ KİTABI OKURSUNUZ." DEDİKLERİ HALDE ARADAN 1 SENE GEÇMİŞ. VE BU KİTAPTAN ÖNCESİ DE VAR! AMA BEN KİME NE ANLATIYORUM Kİ. DEVAM EDİN SİZ 3 AYDA 9 KİTABINI ÇIKARTTIĞINIZ IRVIN D YALOM'A VE 150 TANE ANCA SATACAK OLAN KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI ÇIKARMAYA!

7. Birlikte Dünyayı Yönetmek İstediğim

 Gage Guthrie (Gölgeler Arasında) : Harlequin tarzına giren bu kitapta kendisi bir nevi Batman tarzında takılıyor. Adalet sağlama tarzlarımız birbirine oldukça benzediği için evet, bu adamla dünya yönetilir. Ayrıca kendisi şu an için tam anlamıyla takdirimi kazanmış son erkek karakterdir.

8. Birlikte Baloya Gitmek İstediğim

 Henry Delafield (Bir Asi Yürek): Ailesindeki çürümüşlüğe rağmen oldukça ince ruhlu bir insan olduğunu defalarca kanıtladı. Soylu da olan bu arkadaşımız balolarda harika bir kavalye olurdu. 

 Benedict Bridgerton (Son Söz Aşkın) : Şimdi favori Bridgerton'umu yazmazsam olmazdı. Arada odunluklar yapsa da sanatçı ruhuna sahip, gerçekçi bir romantik insan olması kalbimi fethetmişti. Ayrıca baş rol olduğu kitapta aşkıyla baloda tanışmış olması da kendisini buraya yazmamda etkili oldu.

 Yine de yukarıda yazdığım gibi, diğerleri bir tarafa, Winter Makepeace bir tarafa. 😍

 UFAK BİR SORU: Sanki benim bir mim daha yapmam lazımdı. Hatta yeni mimlendim ve Deeptone beni mimledi diye aklımda kalmış ama kim beni neye mimlemişti? 😅 

16 Şubat 2018 Cuma

Mim: Küçük Bir Mim


 Yine bir mimin bitişine yetişmiş bulunuyorum. Yani bu mimi yapmayan bir ben kalmışımdır :D Tavsiyeleriyle hayatımızı güzelleştiren Daha Mutlu Daha İyi Bir Hayat Mümkün ile blog hayatına yeni giriş yapan, çok da şeker bir arkadaşımız olan Pastelden beni mimlemişler. Hepinizi kocaman öptüm 😘😘

 1-Dünyayı değiştirecek sizce 3 küçük adım nedir?

 Empati duygusu, sorunları mantıksal bir dille çözme (ortak duygu ve düşüncelerle), yasa dışı olmadığı sürece fikirlere saygı.

2-Dünyanın daha fazlasına ihtiyacı olduğu şey nedir?

 Önce mantık, sonra vicdan.

3-Okuduğunuz son kitap?

 Yazmayacağım, yazmamı gerektirecek bir kitap değil. Onun yerine devam ettiğim Venedik'te Aşk, Varansi'de Ölüm diyorum.

4-İzlediğiniz son film?

 Ölümlü Dünya (İnanılmaz, Belle güncel bir film izlemiş 😄)

5-Sizin değişmenizi sağlayan bir hatanız?

 Pastelden, bu sorunun cevabı için senden kopya alabilir miyim? 😅 Kendisinin verdiği cevap çok hoşuma gitmişti, bu yüzden buraya kopyalıyorum: 

 "Hata kelimesini sevmediğimi söylemiş miydim? Egoistlikle alakası yok, sadece... Benim elimde olan vardı olmayan vardı. Elimde olan da benim kararlarımdı. Değişmemi sağlayan pek çok şey var bana göre ama belki de azdır.. Arkadaşlarımla olan ilişkilerimdeki kararlarım diyelim en azından :) "

6-Sözcükleriniz eylemlerinizle eşit midir?

 Kesinlikle evet. Nadiren ayarı kaçırıyorum ve beni fazlasıyla etkilemişse üzüntüsünü yaşarım.

7-Gurur duyduğunuz bir başarınız?

 Gurur duyduğum birçok başarı var ama hepsi şimdiki zamanıma etki etmediği için o anda kaldılar. Ömrüm boyunca gurur duyduğum herhangi bir şey henüz gerçekleşmedi.

8-Hayattaki öncelikleriniz nelerdir?

 İç etmenlerden söz edersem: Çok zor durumda olmadıkları müddetçe (ve yapabileceğim bir şeyse) insanların işine karışmamak.  Kendimi ve ailemi küçük düşürücü davranışlarda bulunmamak. 

 Dış etmen: Üniversite sonrası için meslek hayatımda bir B planı yaptım gibi ama gerçekleşmesi mümkün olur mu zaman gösterecek. Dürüst olayım B planımın hayata geçmesini çok isterim, ne olduğu şimdilik bende kalsın 😉

9-Kendinizin beğendiğiniz 5 özelliğiniz nelerdir?

 İyi bir dinleyici olmam, dakikliğim, empati kurabilmem, bilgiye aç olmam, kitapları sevmek.

10-Geçen haftanın en güzel olayı nedir?

 Kendime ait kredi kartı çıkarmam :D Bir de okuldaki derslerimden birinde hocamın beni gülmekten krize sokması (her ne kadar fazla gülen olmasa da :D). Adam tatlı sert biri ama ders anlatımı çok iyi ve rahatlıkla konuşabileceğiniz biri. Umarım seneye de derslerime gelir.

4 Şubat 2018 Pazar

Mim: Sinema ve Ben




 Zamanında Öneri Makinesi yaz müzikleriyle alakalı beni mimlemişti fakat o iş yattı. 😅 Şimdiki mimi kaçırmasam iyi olur.

 Öneri Makinesi sayesinde yeni bir mimle sizlerleyim. Sinema ile fazla aram olmadığı için zor bir mim olacak diyordum fakat sorulara bakınca hepsini cevaplayabileceğimi görmek sevindirdi. Bunlar da benim düşüncelerim:

1. Sinemada izlediğin ilk film?

 Animasyon olduğu kesin ama hangi film inanın bilmiyorum. :D 

2. Film en güzel ...'da/a izlenir.

 Oyumu sinema salonundan yana kullanıyorum. Dediğim gibi pek sinema insanı olmadığım için izlemek istediğim filmi orada izleyemediysem sonra da izlemem. Aklımdan çıkar gider. 

3. Film izlerken olmazsa olmazın var mı? Varsa neler?

 Ramazan ayında değilsek patlamış mısır ve kola olmadan sinemaya girmem. Bir de üstte yazdığım son iki cümleyi de buraya katabiliriz.

Çerezlikler:

a. Tek başına mı, kalabalık mı?

 Daha önce tek başıma sinemaya gitmedim ama bir gün deneyimlemeyi isterim. Bu yüzden şimdilik kalabalık diyorum.

b. Mısır mı, cips mi?

 Sinema salonundaysam mısır. Cips hem mısıra göre daha çok koku yayar hem de yerken daha çok ses çıkarır. Fakat evdeysem hiç fark etmez. 

c. İki boyutlu mu, üç boyutlu mu?

 Hmmm... Ben neden bu soruda zorlandım? :D Karar veremediğim için ikisi de diyorum.

d. AVM sineması mı, sokak sineması mı?

 Keşke sokak sineması deseydim. Maalesef günümüzde çok azaldılar. :( Çocukluğumda gittiğim bir yer vardı. Büyük ihtimal ilk filmim de orada izlemişimdir. Şimdi kapandı tabi. Mecburen tercihim AVM.

e. Filmden önce filmin fragmanını izlemek mi, yorumları okumak mı?

 Hiçbir zaman fragman izlemeyi sevmedim. Bence fragmanlar filmin büyüsünü tamamen kaçırıyor. Filmi aşırı merak ediyorsam yorumları da okumam. Fakat hiç ilgimi çekmese bile bazı filmlerin yorumlarını okurum. Hatta ben bunu dizilerde de yapıyorum. Arkadaşım bu yüzden bana "ayaklı spoiler" der :D Tabi gidip olanları anlatmıyorum ama ondan önce olacakları bildiğimden keyif kaçırdığım doğrudur. :D

 Benim cevaplar bunlar. Mim yapmak iyi geldi gerçekten, teşekkürler Öneri. :D Benim gibi olmayın, sinemayla kalın. :D


20 Temmuz 2017 Perşembe

Yarıyıl Raporu (Mid-Year Book Freakout: 2017) | Mim



Fotoğraf Periodic Library'den alıntıdır

 Bu sene 2.'sine katılacağım Yarıyıl Raporu'na fikir annesi Periodic Library beni mimlemiş. Kendisine teşekkür ederim 😊 Geçen seneki maddelerin çoğunluğunu Elizabeth Hoyt oluşturuyordu, bu sefer her şeyden seçmece yapmaya çalışacağım umarım başarılı olurum :D Gelelim sorulara:

1)Şu ana kadar okuduğun en güzel kitap?

 Türklerden Zülfü Livaneli / Son Ada. Şimdilerde young adult tarzına göre yazıldığı ve klasiklerden okusam bile bana uymadığı için okuduğum distopik kitap sayısı azdır. Fakat Son Ada gerek bizden çıkma olsun, gerek günümüz sorunlarına güzel göndermeler yapmış olsun gerçekten kalbimde ayrı bir yer edindi. Dili de akıcı ve samimiydi.

 Yabancılardan Paulo Coelho / Şeytan ve Genç Kadın. İyilik-Kötülük kavramlarını farklı bir bakış açısıyla sorgulamaya iten bir kitap. Bunu yaparken de akıcı bir dil kullanılması ayrı güzeldi.

2)Şu ana kadar okuduğun en iyi devam kitabı?

 En son cevapladığım soru. Söz verdim sizlere ama yine tutamadım. Hoyt'u yine abartarak birkaç yere yazdım :D

 Elizabeth Hoyt / İntikam Maskesi. Anlatmaya başlasam spoilerın dibini bulacağım :D En zararsız cümlem "Düşündüğümden çok farklı bir kitap çıktı." olacaktır.

3)Okumak istediğin ama henüz okuyamadığın yeni çıkan bir kitap?

 Kerrigan Byrne / Hırsız ve Güzel.  Kitap, hasret kaldığım kaliteli bir historical okuyacakmışım gibi bir his oluşturdu.

4)İkinci yarıda çıkmasını çok beklediğiniz bir kitap?

 Saysam bitmez ama Maiden Lane serisinin 6. kitabı daha ağır basıyor. Kısaca Elizabeth Hoyt / Duke of Midnight diyorum. Kim bilir Pegasus kitabın başlığını nasıl bir isimle çevirecek?

5)Sizi hayal kırıklığına uğratan bir kitap?

 İnanır mısınız 2017 kitaplar açısından uğursuz bir şekilde ilerliyor. Beğendiklerim de var fakat beğenmediklerim veya vasat bulduklarım daha fazla. İlle yazmam gerekirse:

 Edebi eser olarak John Steinbeck / Uzun Vadi. Günlük yaşamla ilgili oldukça çarpıcı sonlar yazar kendisi. Herhalde hikayelerinde de bunu beklediğim için hayal kırıklığına uğradım. 1-2 hikayesi dışında anlattıkları kendisi için bile çok sıradan geldi.

 Oku geç olarak ise Julia Quinn / Dudaklarımda Şarkısın. Orijinal dilinde okumuştum. Hugh- Sarah ikilisi, Julia'nın yazmış olduğu en saçma çift olabilir. Gerçi aralarındaki aşkın gelişimi güzel anlatılmıştı fakat olay örgüsü de bir tuhaftı.

6)Sizi şaşırtan bir kitap?

 Halide Edip Adıvar / Vurun Kahpeye. Hala okumayanlar olabilir diye nedenini söylemeyeceğim, spoilera kaçıyor. 

7)Favori yeni yazarınız?

 Favorim diyebileceklerim var fakat onların sadece 1 kitabını okuduğumdan -onlar Zülfü Livaneli, Halide Edip Adıvar- maalesef  kendilerini yazamıyorum. Bir yazara favorim diyebilmem için 2-3 kitabını okumalıyım. 

8)En yeni kurgusal aşkınız?

 Jane Eyre - Bay Rochester

9)En yeni favori karakteriniz?

 Elizabeth Hoyt / İntikam Maskesi = Apollo. Daha ortada fol yok yumurta yok, yani karakterin iç dünyası hakkında bilgi yok fakat ilk görüşte tutuldum :D

10)Sizi ağlatan bir kitap?

 Elizabeth Hoyt / İntikam Maskesi. Aslında ağlatan bir kitap değildi fakat Godric'i sevdiğimden dolayı biraz onun için biraz da Artemis / Apollo arasındaki kardeş sevgisi için ağlamış olabilirim :D

11)Sizi mutlu eden bir kitap?

 Emma Chase / Evli Barklı. Final kitabı fakat komedisi tam gaz devam :D Özellikle Steve'in limuzin sahnesine ayrı bir parantez açılmalı 😂 

12)En beğendiğiniz kitaptan uyarlanan film?

 Pas geçiyorum.

13)Bu yıl yazdığınız favori kitap yorumu?

 Farklı cevap vereceğim demiştim o yüzden Brenda Joyce / Oyun diyorum. Yoksa bu şıkkı da Hoyt diye doldururdum fakat o yorum aşırı spoiler içeriyor ve her maddeye yazmayacağım dedim :D

Brenda Joyce/Oyun

14)Bu yıl satın aldığınız en güzel kitap?

 Okumadıklarımı sayabilir miyim acaba? Çünkü cevabımı Kadıköy Kitap Günleri'nden aldığım tüm kitaplar demek istiyorum :D 

15)Yıl sonuna kadar neleri okumak istiyorsun?

 Elimdeki kitaplar ömrüm yettiğince öyle ya da böyle okunacak. PDF olarak bulduğum favori historical yazarlarımın hepsinin orijinal dilinden 1 kitabını okumak isterim. Yayın evlerinin bizi ne kadar umursadıkları malum :/

 İsteyen herkesi mimliyorum 😊

16 Temmuz 2017 Pazar

Mim - Elimin Gitmediği Kitaplar


 İçi dışı bir olan sevgili Öneri Makinesi beni mimlemişti, teşekkür ederim :) (Çaktırmayın, beni mimliyorsun diye ona zorluk çıkarmış olabilirim :D) 

 Mim için kitapları alalı 1 seneyi doldurmuş kitapları seçtim. Baktığımda biraz fazla kitap vardı fakat Yaz Okuma Şenliği ve Yarıyıl Reading Challenge sayesinde onları büyük oranda indirmiş bulunuyorum. Şu an için elimin gitmediği kitaplar bunlarla sınırlı:



 Ateşten Gömlek, Tekinsiz Hikayeler kitaplarını 2015 Tüyap'ında almıştım, kışın okurum dediğim kitaplardı. Kısmetse sonbahara kaldı kitaplar.

 Eskici ve Oğulları, Kıyamet Gösterisi kitaplarını 2016 CNR Fuarı'ında almıştım. Gördüğünüz gibi onlar da kaldı :D

 Savaş Makineleri ise arkadaşımın doğum günü hediyesiydi. Kendisi henüz okuyamadığım tek DW kitabı.

 Elimin gitmediği 5 kitap olması iyidir iyi :D Hala yapamayanları mimliyorum :)

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Aklımda Deli Sorular - Mim


 Teee 4 ay öncesi Kitap Güneşim beni bu güzel mime davet etmişti. Fakat şuydu buydu derken arada kaynadı iyice 😅 Mimin zamanı da baya geçti daha fazla geçirmeyeyim.

1)Almaktan vazgeçemediğin bir şey var mı?


 Tabi ki de kitap :D Harcamalarımın %70-%90 civarı kitaba gider. Kitap dışı derseniz evimizde yer olsaydı kupa bardak almaktan vazgeçmezdim.

2)Büyük, kocaman bir acı hissettin mi?

 Fiziksel olarak aklımda kalanı hastanede siyah nokta sıkma yöntemidir. Acısı bir yana bir yerden sonra nefes almak da zorlaşıyor :D

 Psikolojik olanlar da var fakat benden çok daha kötülerini yaşayanlar olduğu için yaşadıklarım kendime göre acı diyeyim.

3)Altın günlerine dair korkunç bir anın var mı?

 Sanırım ben şanslı denilebilecek çocuklardan oldum. Ne evimizde altın günü yapıldı ne de annem öyle yerlere gitmiştir. Annem daha çok evladını düşündüğünden "Ders çalışırken rahat ol diye sık sık misafir çağırmıyorum. Ayrıca bana o işler zahmetli gelir." der.

 Kendisi bilindik şekilde misafir çağırırsa veya bir yere giderse beni aynı sebepten yayına almadığı zamanlar da az değil :D

4)Özel bir yeteneğin olsa ne olsun isterdin?


 Kesinlikle matematik zekası. Bir konudan çok çeşitli soru çıkıyor diye SBS, YGS gibi sınavlarda matematik çalışmadığım ve yapamadığım doğrudur. Okuduğum bölüm de matematikle alakalı, cidden ne yapıyorum ben :D Neyse, matematik soruları çözme konusunda başarım olsaydı hayatımda büyük kolaylık sağlanırdı.

5)"Etraf ne der?" diye düşünmeden hareket edebilir misin?

 Biraz zor. Örnek verecek olursam, eskiden şort giymek normalken, şimdi bayanlar için can güvenliği tehlikesi oluşturuyor. Kendinizi savunmak da zorlaştı. Sonuçta hatalı olan ne olursa olsun bir şekil kurtulacak bundan. 

6)Hangi mevsimi seversin?



 Tam kış insanıyım. Kışın okuldu, yoldu derken bir koşuşturma içinde oluyorum. Yazın baya gevşeme moduna giriyorum :D Gerçi ilk kez yaz geldi diye baya mutlu oldum, bu dönem düzgün ara veremeden sürekli okulda bulundum, dersler de hepimiz için ağırdı. 

7)Blog yazmak sana ne kattı?

 Öncelikle bir sürü güzel insanla iletişim imkanım oldu, hepsi de güzel yazılar yazıyor ve samimiler. Şikayetçi olduğum konular hakkında yazılar yazmak da iyi geliyor :D Bir de kitap yorumlamayı daha planlı yapmayı başarsam daha iyi olacak. Yine de daha iyisi olabilir, umarım o da gerçekleşir :)

8)En sevdiğin dizi, film, animasyon ve kitap nedir?

 Dizi: Doctor Who Klasik Seri

 Film: "İşte benim filmim" diyebileceğim bir film yok.

 Animasyon: The Simpsons 

 Kitap: Kitap okuma alışkanlığımı yeniden kazandırdığı için Julia Quinn - Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü diyorum.

 Kitap Güneşim'e hem mim için teşekkür ederim hem geç yayınladığım için özür.  Sizlere de okuduğunuz için teşekkürler. Şu mimleri fazla geçirmeden yapsam iyi olur :D

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Mim: Öneri Yazısı


 Yaklaşık 2 hafta önce deeptone öneri yazısı yazmam için beni mimlemişti. Mim için yeniden teşekkürler :)

 Yazıyı bu kadar bekletmemin sebebi Doctor Who 10. sezon bittikten sonra yazmaya karar vermiş olmamdı. Gördüğünüz gibi yazım yine DW hakkında olacak :D

 Geçen sene 1963-1989 arası dönemi yani Klasik seriyi izlemeye başlamıştım. Şu an 1. 2. ve 7. Doktorların bazı bölümleri kaldı. Ve Klasik Seri'nin çoğu yönden şimdikini döveceğini söyleyebilirim. 

 Şu anda DW sadece David ve Matt dönemi olarak görülüyor. Peter'ı fazla saydıklarını söyleyemeyeceğim. Eski Doktorları arada hatırlatacak şeyler gösterilse de genel olarak önemsenmiyorlar. Sebep tamamen senaristler ve BBC'nin bencilliğinden kaynaklı. Onlar işin ticari yönüne bakıyorlar. "10 ve 11 çok iyi, diğerleri meh" denilebilir. Yoksa izleyiciler Peter'ın şahane bir iş çıkardığını kabul ediyor. Fakat gel de bunlara anlat!

 Neyse, bir gün bunları başka yazımda anlatırım. DW izlemek istiyorsanız mutlaka Klasik seriye başlamalısınız. Nedenlerime gelirsem:

1)Klasik seri 8 Doktordan oluşur. Bu 8 Doktor, Modern serideki Doktorların aksine, bir sorun mu var, hemen işe koyulurlar.  Ne 10 gibi karı kız etkilemek için ne de 11 gibi gösteriş amaçlı. Sadece birilerine veya gezegenlere yardımcı olmak için işlerini ciddiye alırlar.

2)Moderndekinin aksine Doktor ne bir yol arkadaşına aşıktı ne de yol arkadaşları bir şekil Doktor ile yakınlaşmıştır. Ayrıca çoğu da yol arkadaşı özelliğiyle yola çıkmıştır. 3-4 tanesi başkasıyla aşk yaşamıştır ve detaya inilmemiştir.

3)Her bölüm alakasız dramlara bağlanmaz. Fakat duygusal sahneleri de vurucudur. Örneğin Rose'un yaşadıkları Nyssa'nın yanında bir hiçtir. Aslında bu durum 7. Doktor'a kadar böyle devam ediyor. 7'de olmasa da olur dramlar başlıyor fakat moderndeki gibi işin cılkını çıkarmaz. 

4)Master gerçekten şeytani şeyler yapar. Diğer serinin aksine gerçek kötüdür. Moderndeki kötü olsa da sempatik yönü daha fazla. Bana göre modernde Master'ın yaptığı tek gerçek kötülük Bill'e yaptıklarıydı.

5)Robert Holmes der susarım. DW'yu DW yapan insan. Yetenekli yazar. 1 kişi hariç harika yol arkadaşları ve en sevdiklerimden olan 3. Doktor'u oluşturdu. Adam dizinin şu anki durumunu görseydi çok üzülürdü.

* Modern benim açımdan sadece gelişen teknoloji sonucu efektleriyle ve düşmanların dış tasarımlarının iyi hazırlanmasıyla öndedir.

 * Klasik seriyi izlemek isteyenlere önereceğim link de mevcut: Klasik Seri linki 

 Bu sitede yayınlayan sağ olsun, bölümlerin hem İngilizce hem Almanca alt yazılısı mevcut. Endişelenmeyin dil de İngilizce yani orijinal :D 

19 Nisan 2017 Çarşamba

Marka Mimi



 Umarım bu seferki mim için fazla geç kalmamışımdır :D Bu mimle alakalı blogger arkadaşlarımdan oldukça güzel markalar gördüm. Bu 3'lü de benimkiler:



Küçükken az mı yerdim 3 Tat ve Milkins çeşitlerini 😋Şu ana kadar yediğim hiçbir türü beni hayal kırıklığına uğratmadı.


Şimdilerde dondurmalarımı dondurmacıdan alsam da yine de vazgeçilmezim.Tek sevmediğim yönü sürekli değişim yapması. 


Giyimde favorim. Hem bizden hem kaliteli ürünler.

8 Nisan 2017 Cumartesi

Bu Kışın En'leri - Mim




 Şimdi, bu mimin biraz acayip bir hikayesi var. Geçen sonbaharda tek bir farkla bu mim yapılmıştı: "Bu Yazın En'leri" diye. Zamanında Devrik Cümleler beni mimlemişti ama şu zamana kadar öylece durdu. Kısacası baya gerinizden gelerek mimi kendime uyarladım :D Zaman aralığı olarak 21 Aralık-21 Mart arasını aldım.

 1)Bu kış okuduğun en güzel kitap: İntikam Maskesi/Elizabeth Hoyt

 2)Bu kış keşfedip okuduğun en güzel kitap: Kamelyalı Kadın/Alexandre Dumas 

 3)Bu kış okuduğun ve sana en büyük hayal kırıklığı yaşatan kitap: Mezarlık Kitabı/ Neil Gaiman

 4)Bu kış izlediğin en güzel 3 film: İzlemediğim için yok

 5)Bu kış dinlediğin en güzel şarkı: Going Backwards/Depeche Mode

 6)Bu kışı bir kelime ile tarif et: Yıpratıcı (Gerçi sanırım 2017 böyle geçecek gibi duruyor.)

 Devrik Cümleler'e bu güzel mim için teşekkür ederim, geç kaldığım için de özür dilerim. Aslında isteyen bu mimi yapsın demek istiyorum ama ilk kimin aklına gelmişse ondan çalıntı yapmış olur muyum? Olmuyorsa kararı size bırakıyorum :) 

24 Şubat 2017 Cuma

Mim: Uyarlamaca




 Güzel bir mimle sizlerleyim. Böyle güzel bir fikir buldukları ve beni mimledikleri için Sümeyye Kip'e ve Esma Tezgi'ye yani Yorum Atöylesi'ne çok teşekkür ederim :) 

 1)Uyarlama dizi/film seyretmeyi sever misiniz? Ne sıklıkta uyarlama dizi film seyredersiniz?

 Öncelikle maalesef bolca film/dizi izleme gibi bir alışkanlık edinemedim. Ailemin öyle sürekli takip ettiği dizi yok gibi bir şey. Ya bir süre sonra izlemeyi bırakıyorlar ya da izledikleri bana uymadığı için takip etmiyorum. Bizimkilerde bulunan bu durum beni de etkilemiş olsa gerek pek dizi/film takipçisi değilim.

 Düşününce aklıma geldi, 4 sene kadar anime izlemişliğim vardır. Fakat araya giren dersler, okunacak kitaplar bir de son dönemlerde kafama yatan bir anime çıkmaması da ne yazık ki bir yerden sonra bırakmama vesile oldu. Bırakalı da yine bir 4 sene olacak gibi görünüyor. Gerçi o 4 senelik olan arada en son Sailor Moon'un yeni (gerçi şimdiki seri daha mangaya bağlı ne kadar uyarlama sayılır emin değilim) uyarlamasını izledim bir ara. 

 Soruyu kısaca toparlarsam, dizi/film izlemeyi pek sevmem. Animelerden gidersek en başta sık uyarlama izledim sonra Sailor Moon hariç hiç izlemedim :D  

 2)Şu zamana kadar en sevdiğiniz veya başarılı bulduğunuz uyarlama film hangisiydi? Cevabı neye göre verdiniz?

 Sanırım bu soru çoğu kişi için cevaplanması en zor olanlardan. Çünkü bunu başaran film sayısı çok az. Kendi izlediğimden örnek verirsem önceliği  1991 Disney uyarlaması olan "Güzel ve Çirkin" alır 😍 Emma resmen hayalimi yaşadı. Bir de "Breakfast at Tiffany" derim. İzlediğim ilk Aubrey Hepbrun filmiydi ve çok beğenmiştim. Başkalarının tecrübelerinden yola çıkarsam aklıma ilk "Fight Club" geliyor.

 3)Şu zamana kadar en sevmediğiniz veya başarısız bulduğunuz, uyarlamayı yapanlara "neden yaptınız bunu neden?" diye sorduracak uyarlama film hangisiydi? Neden böyle düşünüyorsunuz?
 50 Ton Serisi diye cevaplamak istiyorum. Evet, ilk 2 kitabı okudum,sonuncuyu yarım bıraktım; hayır filmleri izlemedim. Peki neden böyle düşünüyorum? Bana kalırsa bir kere baş rol seçimleri çok yanlış. Hayran yapımlarını gördükten sonra Matt Bomer, Christian Grey karakterine gerçekten çok yakışırmış. Keşke Matt'e yakın birini bulsalarmış. Dakota masum bir yüz yapısına sahip olsa da Ana karakteri daha genç bir yüze sahip olmalıydı. Nedendir bilnmez aklıma Ana deyince Carly Rae Jepsen'in yüzü geliyor (Bir ara ortalığı kasıp kavuran Call Me Maybe şarkısını söyleyen kızımız) :D Daha doğrusu aklımda oluşturduğum hayali Ana'da onun yüzünü görünce "Hah! Bu kız gibi birini getirseler güzel olur." demişliğim var diyelim.

 Diğer bir sebep de filmlerin izleyiciye verdiği etkiden kaynaklı. İlk filmi %90 beğenmedi diyebiliriz. Gerçi hangi uyarlama istenileni verir ki?

 4)Şu zamana kadar en sevdiğiniz veya başarılı bulduğunuz dizi uyarlaması hangisiydi? Neden?

 Hmm, bunu izlediğim animeleri göz önünde bulundurarak cevaplamam lazım. Aklıma gelen ilk anime tabi ki de Hellsing! 

 MTV'de çıktığı günden beri takip etmişliğim var. OVA'sının 8. bölümünü az beklememiştim :D Alucard'ı görüp de sevmeyen kişi çok azdır. Hatta artırıyorum, kendisine baya aşığım ben 😍 (Normalde daha iyimser ve centilmen karakterleri aşırı seven biri olduğumu az çok bildiğiniz için bu şok etkisi yaratmış olabilir. Aralarındaki tek istisnam kendisidir, öyle başka psikopat yok listemde :D Neyse ki aşık olan kız sayısı az, valla paylaşmam onu :D)

 Neysem, gelelim diğer sebeplere yoksa beni kimse durduramayacak :D  Çoğunluk sevmese de Seras da canımın içidir. Integra'yı OVA'da daha fazla sevdiğim doğrudur, daha insani duyguları var. Valla ben her iki uyarlamayı da kendimce çok sevdim, yerleri benim için ayrıdır. Tabi her ikisinin eksik olan yönleri de vardı ama benim açımdan artılar eksilerden daha fazla. Ayrıca bana tam anlamıyla anime sevgisi oluşturmayı başarmıştır. Yine televizyonda çıksa da izlesem, hatta bir mucize OVA'ya el atsalar. Tamam internet var ama bir diziyi televizyonda izlemek başka güzel bence.

 Aklıma bir de GoSick animesi geldi. Başları normal bir anime gibi gitse de sonradan çıkan sırlar, karakterlerin arasındaki bağlar... Hele Kujo ve Victorique gibi unutulmaz 2 karaktere sahip olması ve aralarındaki derin bağa hayran kalmamak elde değil. Seride favorim Cordelia'dır. Bir kadının, en değerli varlığını uzaktan da olsa korumaya çalışması muazzamdı.

 5)Şu zamana kadar en sevmediğiniz veya başarısız bulduğunuz uyarlama diziyi nedenleri ile birlikte söyler misiniz? 

 * En sevmediğime gelirsek; Kaibutsu Oujo diye bir anime izlemiştim, izlemez olaydım. Hele baş karakterin kız kardeşi beni çileden çıkarmıştı. Örneğin kumsalda kumdan kale oynarken etrafındaki erkeklere "Bana biraz daha kum getirir misiniz?" diyişini hiç unutmam. Yahu zaten etrafın kum senin. Bir de bu cinsin yaşı da 16 gibi bir şeydi sanırım daha büyük de olabilir.

 Bir de Kuroshitsuji demek isterim. Şöyle söyleyim: İlk sezon yarı manga yarı fiillerdi ama benim için her şeyiyle muazzamdı. Karakterler olsun, konu işlenişi olsun, ki mangadan bağımsız olsa da güzel bir sonla bitmişti. 

 Tabi seri tutunca mangayla hiç alakası olmayan 2. sezon çıktı. Bir kere Sebastian'ın karamel rengi gözünden bordoya geçiş yapmasını bir türlü kabullenememiştim. Ben onu o gözlerle daha sevmiştim. Bunun dışında yan karakterlere olan önem azalsa da bir derece yine güzeldi bence. 

 Gelelim son sezona. Sanırım benim için tek iyi yönü Sebastian'ın yine göz renginin değişmesi olmuştu :D Tam anlamıyla kehribar rengi. Sayesinde kehribar rengini görünce aklıma gelir durur. Onun dışında seri mangadan ilerlese de ben beğenmedim. Sebastian bildiğim 2 sezondaki Sebastian değildi. Önceki Ciel'in üstüne titrerken, bir anda "Ne halin varsa gör" modunda takılmaya başladı. Hele 7. bölümde Beast'e yaptığını unutamıyorum. Kıza gerçekten çok üzülmüştüm. O sahneden sonra kendisi gözümden düşmüş,nefretlik olmuştur. İmkanım olsa gider onu boğarım. Hatta bunu 1-2 sene önce Benherneysemo ile de baya konuşmuştuk. Onunla da anime hakkındaki görüşlerimiz ortaktı.

 Bakalım şimdi mangaya bağlı film çıkardılar ve manganın o kısımları cidden güzel diyorlar. Gerçi ben neler olacağını bir yerden okumuştum ve güzel bir şeyin beklediğini söyleyebilirim. Umarım izlemesi de keyifli olur.

 * Bir şey daha aklıma geldi. Gerçi uyarlama sayılır mı bilmem: Doctor Who Modern Seri. Klasik Seri dizi olarak 1989'da bitse de dizi filmi 1996'da çekilmiş. Klasik denince ilk 8 Doktor alındığı için Modern ile arasında 9 sene var.  Kısaca bahsedersem : abartı hüzünler, aşırıya kaçan gereksiz komediler, hele son 2 sezon... Nedenleri hakkında daha detaylı bir yazı bir gün yazacağım umarım. 
 6)Diziye veya filme uyarlansa çok güzel olurdu, kesin izlerdim, uyarlanmasını isterdim dediğiniz bir kitap var mı?

 Paulo Coelho: "Brida" ve "Veronika Ölmek İstiyor" kitaplarını okuyana kadar bu soruya verecek bir cevabım yoktu. Brida'yı biraz daha sanatsal bir film olarak düşünüyorum. Veronika Ölmek İstiyor'dan güzel bir mini dizi çıkabilir.

***********

 * Kısa olacak diye baya üzülmüştüm fakat içimde baya bir şeyler olduğu ortaya çıktı :D Şimdi, gelelim mimlediklerime:











* Yazdıklarım haricinde yapmak isteyenler de davetlidir mime. Umarım yaparken benim aldığım zevki alırsınız. Yeniden Yorum Atölyesi'ne teşekkür ederim.