Romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2017 Pazar

3 Kitap / 3 Yorum



 Tutsak Güneş/Ayşe Kulin: 2 Tüyap öncesi alıp kış mevsiminde okurum dediğim bir kitaptı. Fakat o gün hiçbir zaman gelmedi :D Kısmet yazaymış. Daha depresip bir kitap bekliyordum. Fakat normal seyirde ilerlemesi hoşuma gitti. Kadın olmanın zorlukları başta olmak üzere adam kayırma, özgürlük gibi sorunlara da ver veriliyor. Sonu açık bırakılmıştı, bundan "Sonunda bitti derken daha kötü bir yönetimle karşılaşıyoruz." sonucunu çıkardım.

 Baş karakter Yuna olsa da çok vasıfsızdı. Sürekli "Neden bana açıklamadınız bunu? Anne, yine neyi peşindesin?" gibi sorularla kafa şişirdi. 1-2 defa tencereden insan gözledi o kadar. Diğer işleri ya sevdiceği (gerçi onu da az gördük) ya annesi hallediyor. Oğlu bile daha zeki. Bir de birkaç yerde yazım hataları vardı. Puanım: 8/10

 Simyacı/Paulo Coelho: Yazarın bu kitabını en sona bırakacaktım. Fakat nasıl olduysa okuma listeme almış oldum. En başta kitabın içine giremedim. Çevirmen fazla devrik cümle kullanmıştı. Sonrasında açıldıkça açıldı kitap. İyi ki ilk başta bu kitapla başlamamışım, sonrakiler aynı tadı pek vermezdi. Kişisel gelişim ile masalsı bir anlatımın güzel bir birleşimi olmuş. Puanım: 9/10

 Jane Eyre/Charlotte Bronte: Okuma şenliğimin en kötü kitabıydı. Bir kere Jane karakteri çok itici geldi bana. 100 sayfalık okul anıları yazmaya hiç gerek yoktu. İlle yazacaksa 30 sayfada anlatsa yetermiş. Okul anıları hem gereksiz yere uzamış hem sıkıcılaştırmış. En en en sinirime dokunan Bay Rochester idi. Bir şey anlatacak, dalıyor başka konulara. Resmen 10. Doktor'un daha suratsız versiyonu. Jane "Ben güzel değilim, iltifatlarının hepsi yalan. Hor görme beni." demesiyle iyice kezbana bağladı. Sonu da apayrı saçma geldi. Ya yanlış zamanda okudum kitabı ya da büyük beklentiyle başlayınca hayal kırıklığına uğramam kaçınılmaz oldu. Puanım: 2/10

24 Eylül 2016 Cumartesi

Mezardan Uyanan-Yorum



Bir Frost Romanının Kapağını Her Zaman Mutlu Bir Beklentiyle Açarım." 
-Charlaine Harris-

Her zaman kazılacak bir mezar daha vardır!

Son zamanlarda hayat, vampir Cat Crawfield ve kocası Bones için sıra dışı bir şekilde sakindi. Ancak her an tetikte olmaktan vazgeçmemeleri gerektiğini en iyi onlar biliyordu... Şaşırtıcı bir sırrın ortaya dökülmesi, bütün dünyaya yayılacak bir savaşı önlemek için yeniden aksiyon dolu günler yaşamalarına neden olacaktı... Düzenbaz bir CIA ajanı, insanlarla ölmeyenler arasında tehlikeli bir gerilim yaratabilecek korkunç ve gizli aktivitelere bulaşmıştı. Şimdi Cat ve Bones, arkadaşlarını ölümden de beter bir felaketten kurtarmak için zamanla yarışmak zorundaydı. Çünkü açığa çıkardıkları her sır, daha ölümcül sonuçlar doğuruyordu.

Ve eğer başarısız olurlarsa, hayatları -ve sevdikleri herkesin hayatı- mezarın kıyısında sallanıp duracaktı.

"Kötülük, Doğduğu Kalpte İz Bıraksaydı, Kötünün Kalbi Kapkara Olurdu." 

"Tutkulu ve tahrik edici... Şehvetle ve aksiyonla dolu."
- Kresley Cole-

"HER SAYFASI SEKSİ VE GERİLİM DOLU. BU SERİYE RESMEN BAĞIMLIYIM."
-Gena Showalter-

"JEANIENE FROST'U MUTLAKA OKUNACAKLAR LİSTENİZE EKLEYİN." 
-Lara Adrian-

"Klasİk vampİr MİTLERİNDE dönüm noktası... JEANIENE FROST, BÜYÜK BİR BAŞARIYa İmza atıyor."
-Yasmine Galenorn-

**********

 Bitti! Mezarla Uyanan ile güzel bir seriyi sonlandırmış bulunuyorum. 

 Açık ara serinin en sevdiğim kitabı oldu. Her şey vardı: aksiyon, duygusallık, romantizm ve güzel bir sürpriz. Açıkçası Madigan'ın daha acılı bir şekilde gebermesini dilerdim.

 Bundan sonra baya spoiler vereceğim.

 Don, sürekli beni şaşırtıyorsun. Bir yandan seni sevesim geliyor, bir bakıyorum gizli saklı işlerin ortaya çıkıyor. Senin için ne desem cidden bilemiyorum :(

 Kitabı okumadan önce Katie isimli biri seriye girecek diye okumuştum yorumlarda. Kim olduğu hakkındaki tahminim doğru çıktı. Beklediğim Cat ve Bones'un evlatlık kızı olmasıydı, bir baktım ki Cat'in öz kızıymış. Şaşırdım diyemem, kitabın yarısında anlaşılıyor zaten kim olduğu. Yalnız babası kim baya meraktayım. 

 Tate, çoğu okuyucu gibi benim de nefret ettiğim bir karakter en azından karakterdi. Katie sağ olsun, ona artık eskisi gibi nefret duymuyorum, sadece gıcığım o kadar. Katie'ye karşı duyduğu sevgiden ve hassasiyetten çok etkilendim. Oldu ki bu kızın babasının kimliği bir şekilde açıklandı ve baba Tate değil başkası çıktı, atıyorum Juan. O zaman ne olur acaba? Fakat yazar öyle aşırı drama giren biri değil, büyük ihtimal babası Tate'dir.

 Katie'nin Cat üzerindeki etkisini de unuttum sanmayın. Cat, bilirsin seni severim fakat Katie'ye karşı sevgin ve korumacılığın... Cat, bundan sonra sana tapıyorum! Kitapta daha çok Katie'yi bulma kısmı ağırlıkta olduğundan aralarındaki ilişkiye yer verilemese de Cat'in o anlardaki kızına karşı olan hisleri çok güzel aktarılmıştı. Cat'in harika bir anne olacağına eminim, aralarında harika bir ilişki olacağından hiç şüphem yok ;)

 Yalnızzz... Bones, beni her sayfada irrite ettin arkadaş! Zaten seni ilk kitaptan beri sevmezdim fakat Katie'ye karşı takındığın acayip soğuk duruş ve küçümsemeyle gözümde bittin. Bir de bu salak baba olacak? Hadi, Katie alışık olmadığı türde biri olduğu için bu tavırları normal diyeceğim ama bu arkadaş Cat ile daha yarı vampir-insan olduğu zamandan beri görüşmüyor mu? Üzgünüm okuyucular, Bones ona sadece Cat'in hatırı için katlanacak, tıpkı Justine ve Don'da olduğu gibi, asla onu sevmeyecek. Bir de son bölümde Cat'e aile olmakla ilgili demez mi "Ben hazırdım aşkım. Her zamanki gibi, bir şeye en son sen ısınıyorsun." diye? Tepkim aynen bu oldu:


 Diyemiyor "Bundan ölesiye ödüm patlıyor. Artık önceliğin ben değil, Katie olacak, kızın Tate'i her zaman benden çok sevecek. Ben de dış kapının dış mandalı olacağım." diye.

 Bir de bu olanlardan önce bu kemik kafalı ölüyor gibi bir şey oluyordu ya. Çoğu kişinin aksine "Ah, hadi inşallah! Ne olur gerçekte ölmüş olsun bu kamil." diye baya dualar ettim. Tabi benimki sadece hayalden öteye gitmeyecek bir şey, bunun da farkındayım.

 Sırada Ian pisliği var. Serinin en iğrenç karakteriydi. Bu vampirin pis yüzünü gören sadece ben miyim acaba? Aklı sadece sapıklığa çalışan birine nasıl hayran olunabiliyor? Aklıma Tate'in, Ian'a Katie'i sorduğu sahne geldi. Ian:"Tutsaklık sana yaramamış, ha, sapık." Midem kalktı yeminle o sahnede. Herkes senin gibi tek tarafıyla düşünmüyor, tiksindirici! Tate, attığın yumruk için eline sağlık yiğidim! Gıcıksın, ama adam olduğunu anlamış oldum. Yine de şöyle bir süründür isterdim o "sapık" Ian'ı. Hah, şimdi de Bones'un bu harekete karşı Ian'ı savunup Tate'e nefretli söylemi aklıma geldi. Neymiş, Ian usta vampirmiş, Tate anca Bones izin verdiğinde ona veya bir ustaya saldırabilirmiş. Üffff, zaten bu kemik kafa ve sapık aynı aileden geliyordu, niye şaşırıyorsam?  Ve ona özel bir kitap mı? Ay, Allah korusun! Bir de Katie ile ilişkisi olsun diyenler var. Affedersiniz ama "OHA!" Adam saten sapık, bir de tescilleyelim mi bunu! Tamam vampir hikayelerinde fazla yaş farkı doğal oluyor ama sapık Ian ve Cat'in biriciği Katie? Yapmayın Allah aşkına, aklıma geldikçe midem bulanıyor. Jeaniene, onun için kitap yazsa da ben asla gerçekten aşık olduğuna inanmayacağım. Çünkü Ian aşk adamı değil, aklı sadece sekse çalışan tamamıyla boş bir adam. 

 Son olarak Denise'in kendini geliştirmesini çok sevdim. Arkadaş gibi arkadaş. Ben de sana "En İyi Arkadaş" ödülünü veriyorum. Yalnız şu Mencheres'i de bir alın gözünüzü seveyim. Yine sıkıcı, yine çok şey biliyor gibi görünse de hiçbir şey bilmeyen biri. Kira da sonraları süs biblosu gibi kaldı kitaplarda. Elimizde fıstık gibi bir kadın var, yok ille de o muşmula suratlı Mencheres'i okuyacağız -_-  Kitapta görünme bakımından az görünen Vlad, Mencheres'in yerine geçebilirdi. Mencheres'i hiç görmesem de olur.

 Karakterlerin çoğuna sövsem de yine de kitap cillop gibiydi. Seriyi okuduğuma asla pişman değilim. Benim gibi paranormal kitaplara pek ısınamayanlar için birebir bir seri. Kadın karakterlerini özleyeceğim. Erkeklerden sadece Tate hariç Cat'in ekibi, Vlad, Rodney ve medyum Tyler özleyeceklerim arasında. En kısa sürede Ian'ın, Bones'un, Mencheres'in ölmesini diliyorum.

 Puanım:5/5

23 Eylül 2016 Cuma

Şimdi Mezar Zamanı-Yorum



Bir yeraltı savaşını kılpayı önleyen Cat Crawfield, kocası Bones'la birlikte, biraz dinlenmekten başka bir şey istemiyordu. Maalesef, New Orleans'ın vudu kraliçesinden aldığı yetenek başına türlü belalar getirdi. Ve sonunda, birine iyilik yapmak adına kendilerini tekrar, bu kez kana susamış bir hayaletle savaş halinde buldular.

Heinrich Kramer asırlar önce yaşamış bir cadı avcısıydı. Şimdi ise her Cadılar Bayramı öncesinde masum kadınlara işkence etmek, sonra da onları diri diri yakmak için ete kemiğe bürünüyor. Ancak bu yıl, Cat ve Bones ikilisi onu bir daha inmemek üzere sonsuzluğun öbür tarafına göndermek için şeyi riske atmaya kararlı! Tek bir yanlış adım atarlarsa, kendi mezarlarını kazmış olacaklar

**********

 Sondan önceki kitap olan Şimdi Mezar Zamanı bitti. Mezarın Yüzü'ne göre daha sevdim. Diğerine göre aksiyonluydu. Sanırım bu 2 kitap biraz daha Cat'in kişisel hayatını öne çektiği için okuyucular tarafından zayıf görülüyor.

 Meydum Tyler'a bayıldım. Garibim, hayaletten olmasa bile bu tayfa yüzünden ölebilirdi :D Yanlış anlaşılmasın, Tyler hala yaşıyor. Spoiler olarak saymadığım için uyarısız yazdım. 

 Kitap bittiğinde "Oh be! Mencheres'siz bir kitap okuyabildik sonunda!" diye çok sevindim. Mencheres olmayınca kitap gözüme acayip hoş gözüktü. Vlad da yoktu ama olmaması sorun değil, sonuçta geçici bir karakter Cat'in dünyasında.

 Ama Mencheres'in boşluğunu da pislik Ian güzelce doldurdu -_- Hoş, göründüğü yerler az olduğu için terbiyesizce bir şey yapacak veya söyleyecek şeyi yoktu. Ama bence hiç olmasa daha da güzel olurdu. 

 Justina da gösterdiği tavırla kendini iyice sevdirdi :)

 Görünüşe bakılırsa sıradaki düşman Cat'in başını çok ağrıtacak. 

 Puanım:4/5

22 Eylül 2016 Perşembe

Mezarın Yüzü-Yorum


Mezarın iki yanında da tehlike var

Yarı vampir Cat Crawfield ile kocası Bones ilişkileri için olduğu kadar, hayatları için de savaştılar. Ama son savaşta zafer kazandıklarında, Cat'in yeni, beklenmedik yetenekleri uzun zamandır var olan bir dengeyi bozacaktı...

Vampirlerin gizemli bir biçimde kaybolması, türler arası bir savaşın patlak vereceği söylentilerine yol açmış ve bu da vampirlerle karşıt grup arasında gerginlik yaratmıştı. 

İki güç çarpıştığı takdirde, masum ölümlüler arada kalıp can verebilirdi. Cat ve Bones tehlikeli bir 'müttefik'ten yardım istemek zorundaydı. New Orleans'ın gulyabani kraliçesinden! Ancak onun yardımının bedeli, doğaüstü savaşın tehdidinden bile ağır olabilirdi! ...Ve Cat'in hayal bile edemeyeceği sonuçlara yol açabilirdi.

*****

 Gece Avcısı Serisi'ne dönüş zamanı geldi! Belki bu seriyi çoktan bitirmiş olurdum fakat seriden erken ayrılmak içimden gelmedi. Bu sefer hem Okuma Şenliği listemi tamamlamak, hem fazla da bekletmek istemediğimden bitirmek için kolları sıvadım.

 Çoğu yorumda serinin son 3 kitabının hayal kırıklığı olduğunu okumuştum. Serinin ilk 4 kitabına bayılmıştım. Mezarın Yüzü de beğendiğim bir kitap oldu ama benden önceki yorumları da es geçemem.

 İlk hangi kitapta bahsedilmişti hatırlamıyorum fakat Apollyon adındaki gulyabani, yüzyıllardır vampirler ve gulyabaniler arasında bir savaş açma peşinde olduğu söyleniyordu. Mezarın Yüzü, bu durum hakkındaki gelişmeleri ve sonucu anlatan bir kitap. Kaç kitaptır bu durumun çok önemli olduğu anlatılmasına rağmen yaşananlar çok sıradandı. Savaş bile çıkmadı.

 Ne kadar Apollyon'un amacı üzerine gibi gösterilse de asıl konu Cat'in içtiği gulyabani kanı sonucu daha güçlenmesi ve gücünü kontrol altına almaya çalışması diyebiliriz. Amcası Don hakkındaki gelişme ise duygusal yanını oluşturmuş. 

 Kısacası, seriyi sevenler bu kadar monoton geçen bir kitap beklemedikleri için hayal kırıklığına uğramıştır. Bana göre monotonluğuna rağmen güzeldi. Her zamanki gibi akıcı ve beni eğlendiren bir kitap oldu.

 Puanım: 3,75/5

9 Ağustos 2016 Salı

Kuzey Masalı-Yorum



 Kuzey Masalı, okumak istediğim kitaplar arasında değildi. Sanırım ilgimi çekmeye başlaması yapılan olumlu yorumlar ve alıntıların bazılarının hoşuma gitmesiyle gerçekleşti. Hazır serinin yeni kitabının çıkmasına da az kalmışken elime alıp okumaya başladım.

 Bana göre yapılan yorumların hakkını veren bir kitaptı. Nadir olarak beğendiğim Wattpad kitaplarından biri oldu.

 Yer alan bütün karakterleri sevmeme rağmen favorilerim Zack ve Jane oldu. Zack, diğer BİS ajanlarına göre daha neşeli ve sakin mizaçlıydı. Jane ise düşündüğümden daha çılgın bir yapıya sahipti.

 Kitap gayet akıcıydı. Komedi-aksiyon güzel harmanlanmıştı. Özellikle kız isteme sahnesi ilk üçümde :D

 Bundan sonrası hafif spoilerlı ve yorumlar bazı maddelerin hem olumlu hem olumsuz yönlerini alacaktır.

 Bence Jane-Alex arasında olacaklar 2. kitaba saklanmalıydı. Şöyle söyleyim, 2. kitap için bir temel atılmış ama biraz fazladan bilgi verilmiş geldi bana. Mesela Jane ve Alex'in aslında 14 sene önce tanıştıklarını 2. kitapta öğrenmek isterdim. Bildiğimiz Alex'in gözü Jane'i bir yerden ısırması. Bu bize 2. kitapta Alex'in bir anda kafasına dank etmesiyle gösterilip bizleri şaşırtabilirdi.

 Eğer Masal ile aynı yıl doğsaymışız, ben ondan 1 gün büyük olurmuşum. Bilmiyorum, doğum günü bana fazla yakın olan karakterlerde hafif bir heyecan yapıyorum :D

 Kitabın sonuna doğru şaşırdığım kısım Claire-Jamie çiftinin ortaya çıkması oldu. Ben Yabancı serisini okumadım ve izlemedim fakat baş karakterleri biliyorum. Sonda Jamie denince "Nasıl yani?" oldum. Sanırım yazar bir şekil karakterleri kullanmak için anlaşmıştır diye düşünüyorum.

 Yazarın kitabı dikkatlice hazırladığı çok belli. Olayları birbirine bağlama çabasını başarılı buldum. Yalnız bağlantıların biraz fazla ailevi bağlar içerdiğini düşünmeden de edemiyorum. Çalıştıkları yer ajanlık şirketi değil de aile holdingi gibi geldi bana :D

 Bildiğim seri 3 kitap olacak ama uzatılabilirmiş gibi de geldi. Bir kere Mert-Azra arasında sadece başlangıç olarak denilebilecek bir gelişme yaşandı. İnşallah yazar bu çifti 2. veya 3. kitabın arasına sığdırmamıştır. Benim bir aşk kitabında aynı anda 2 çift okumayı sevmeme gibi bir özelliğim var :D 

 Ayrıca ilk kitapta çok çok az gördüğümüz, grupta bulunan Japon ve Rus ajanlarımız hakkında kitapları da görmeyi çok isterim. Yani nereye kadar Türk, İngiliz ve Amerikan değil mi? Değişiklik her zaman iyidir böyle kitaplarda. Ayrıca ben yazarın Japonlar ve Ruslar hakkında güzel araştırmalar yapacağına da inanıyorum. Bir şansını denemeli bence.

 Pekala, ben de Kuzey-Masal çiftini çok sevdim. İkili gayet eğlenceli ve romantikti. Ve okuyucuyu fazla süründürmeden kitabın ortalarına doğru aşklarını itiraf etmeleri benden artı puan aldı. Gelgelelim klişe Türk aşk romanı çifti olmaktan da kurtulamadılar. Kuzey, Masal'ı o kadar arzulasın, tam sevişme moduna girsinler, demez mi Kuzey, "Seni sevdiğim için evlendikten sonra tamamen benim yapacağım, o zamana kadar sadece öpmek ve dokunmakla yetineceğim" diye? O anda ben aynı alttaki caps ifadesine büründüm.



 Ayrıca Kuzey''in o kadar baştan çıkarıcı konuşması ve Masal ile sürekli öpüşmeleri, birbirlerine dokunmaları sayfalarca anlatılsın, yatak sahnesine gelince 2 paragrafla bitir işi? Yok, ben anlamıyorum Türk yazarları. Konu yatağa gelince hemen kendilerini bir geri çekiyorlar. 

 Diğer bir klişe "Kıskanç erkekler" Elbette ki bu kitap da bundan payını alıyor fakat abartı bir biçimde. Şimdilik Zack ve Mert'te bunu görmedik fakat kitapları bir çıksın, onlarla alakası olmayan bu durum nasıl da eklenecek kitaba.

 Kitap Kuzey ile Masal'ın aşk itirafına kadar gayet güzel gidiyordu. Sonra bunlar ilan-ı aşk yapınca başka bir Türk yazar klişesi olan bolca mıç mıç sahneler başlamasın mı? Tamam, birine aşık olan herkeste bir yumuşama, sevgi pıtırcıklığı oluşur. Ama Türk yazarları işin cıvığını çıkarıyorlar. O kadar sert, amansız erkekler bir anda sevgi göstermede kadın karakterden beter durumlara düşüyorlar. Sebep, okuyucu erkek karaktere bağlansın, aşkına imrensin. Bir kez daha:



 Sonra Masal'ın kaçırılmasıyla yeniden düzelse de hikaye düğünden sonra bozdu demeyim de ilerleyen kitaplarda görmek daha güzel olurdu. Kitabın sonlarında Kuzey ve Masal'ın evliliklerinin durumunu zaman atlamalarıyla öğreniyoruz. Sanırım yaklaşık 5 sene vardır. 

 Peki, okuduğuma pişman mıyım? Kesinlikle hayır. Klişelerine rağmen güzel bir romantik ve birazcık maceralı bir kitaptı. Zaten kitabı okumamdaki etken o maceralı kısımlardı. 2. kitabı okur muyum? Elbette. İnşallah 2. kitapta romantizm daha seviyeli bir hale gelmiştir. :)

 Puanım: 3.95/5 (Evet, küsüratlı bir rakam çok saçma oldu ve normalde vereceğim puan 4'ün biraz üstü olurdu fakat o mıç mıç sahneler yüzünden düşürdüm. Yukarıda da dediğim gibi lütfen yerinde romantizm.)

1 Haziran 2016 Çarşamba

Sonsuz Karanlık-Yorum


Chicagolu özel dedektif Kira Graceling, kulaklarını tıkayıp yürümeye devam etmeliydi. Fakat görev bilinci, şafak vakti bir depodan gelen acı inlemeleri duymazdan gelmesini engelledi. Kira aniden kendini, ancak en kötü kabuslarında görebileceği bir dünyanın içinde buldu. Bu dünyanın merkezinde de, hayattan artık hiçbir beklentisi olmayan, ölümsüzlerin nefes kesici efendisi Mencheres vardı. Kira ise hiç beklemediği bir anda ortaya çıkmıştı. Bu korkusuz, güzel insan, Mencheresi kurtarmak için ölüme meydan okuyacaktı. Mencheres, Kira için yanıp tutuşsa da, onu kendi dünyasında tutmak, Kiranın hayatını riske atmak anlamına gelecekti. Yine de her şeye rağmen, hayatının aşkını geri yollamaya gönlü elvermiyordu. Tehlike gittikçe yaklaşırken, Mencheres ya sevdiği kadını seçecekti, ya da kara büyüyle düşmanlarını yenmeye çalışırken son bir kez daha ölecekti...

**********************************************

 Bu kitabı Jeaniene yazmış olamaz. Ben inanmıyorum. Yazarın açık ara okuduğum en kötü kitabıydı.

 Merchandise pardon Mencheres (merchandise, ; ticaret yapmak, ticari mal anlamlarına geliyor. Bu kelimeyi duyunca aklıma hep Mencheres geliyor), sen de bir öl Allah aşkına! Yeminle işe yaramazın tekisin. Bizim tayfa ısrar etmese adam karısını da öldürmeyecekti zamanında. Tek bildiği "Ben geleceği görürüm ama siz geberseniz bile oynamam onunla, ne gördüysem o olur." dedi durdu kaç kitaptır. Ne güzel kitap başında ölüyordu bu dede. 

 Kitapta tek güzel şey Kira'ydı. Hayatımda okuduğum en kendinden emin kadındı. Her zor durumda kendini sakinleştirebileceği bir düşüncesi mutlaka vardı. Yine de Mercheres gibi biri olunca o bile kurtaramıyor kitabı. Yok ben bu çifti beğenmedim, Mencheres bu kızı hak etmiyor. Adam o kadar sıkıcı ki kitabı bile sıkıcılıktan öteye gitmedi. Sıfır aksiyon, sıfır akıcılık.

 Kapak yine facia. Yalnız bize Mercheres diye gösterilen abi beni cidden korkutuyor (titreme)

 Kitaba hak ettiğinden biraz yüksek puan vermemin sebebi Kira ve Vlad'dır.

 Puanım: 3/5

Kızıl Damla-Yorum



Denise MacGregor, gölgelerde nelerin saklandığını çok iyi biliyordu çünkü bir insanın kaldırabileceğinden fazlasını yaşamıştı. Ayrıca en yakın arkadaşı Cat Crawfield da yarı vampirdi. Ailesinin geçmişi ise beklenmedik sırlarla doluydu ve bu yüzden Denisein hayatı karanlığa gömülmüştü. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, atan kalbi kendisini delicesine arzulayan bir ölümsüzün ellerindeydi. O ölümsüz, asırlardır dünya üzerinde yaşayan güçlü, yakışıklı ve gizemli vampir Spadedi... Şimdi Spadein görevi, tehlikedeki bu cazibeli kadını korumak. Hem de bu uğurda kendi türünü yok etmek zorunda kalsa bile! Denise, onun en derin açlığını körüklerken Spade, bu karşı konulmaz kadına sahip olma arzusuyla mücadele etmek zorunda.

**************************************************

 Sıra, Gece Avcısı Dünyası Serisi'ne geldi. Seri 2 kitaptan oluşuyor. İlk kitap Bones'un kankası olan Spade'i, sonraki kitapsa Bones'in atasının atası olan, sıkıcılıkta dünya markası Mencheres'i anlatıyor. Bana kalsa Gece Avcısı Serisi'ne devam ederdim. Fakat Gece Avcısı Dünyası Serisi okunmazsa, diğer serinin sonraki kitapları fazla anlaşılmaz dendiği için mecburen bu seriye başlamak zorunda kaldım.

 Kitabın konusu arka kapağında tam olarak anlatılmadığı için beklentim düşüktü. "Yani Spade'in kitabı, ne olabilir ki?" diyerek başladığım kitap, bittiğinde beni memnun eden bir kitap oldu.

 Okuyanlarlar bilir ki 3. kitapta Dennis'in eşi zombiler tarafından öldürülmüştü. 4. kitaptaysa Spade ile araları biraz bozuluyordu. Şimdi, o olaylardan sonra Dennis'i biraz daha yakından tanıma şansına erişiyoruz. Dennis, düşünülenin aksine oldukça cesur bir kadın. Karşılaştığı sorunlardan asla kaçmadı,  bizimkilere yardımcı olmak için çaba göstermeyi bir an olsun bırakmadı. Spade, kendi kitabında biraz daha sevilesiydi. Onun geçmişini tamamıyla öğrenince yaptıkları daha anlaşılır duruyor.

 Yok arkadaş bu Ian tam bir gıcık. Bu kitapta katlanılmazlık ve mide bulandırıcılık seviyesini aştı. İnşallah Gece Avcısı'nın sonraki kitabında sonu gelmiştir. 

 Kitapta sevmediğim diğer bir yönse 3. kitapta Cat'in düzenlediği partide Spade ve Dennis'in ilk görüşte birbirlerinden etkilenmesi oldu. Hani bu kız kocasına olan aşkından kördü. Oraya gidip de "Spade'i görür görmez çarpıldı." gibi bir cümle kurulamaz. Spade'in de ilk görüşte etkilendiğine inanmıyorum.

 Son olarak kapak cidden çok kötü. Ben kadının gördüğümüz yeri sırtı mı yoksa ön kısmımı hala anlamadım. Anlaşılan kafa da 180 derece ters çevrilmiş :D

 Puanım: 3,75/5

29 Mayıs 2016 Pazar

Mezara Mahkum-Yorum



Yarı vampir Kedicik Cat Crawfield altı yıl önce tanıştığı ölümsüz aşkı Bones'la birlikte, ta ilk günden beri ölümsüzlere karşı savaştı, intikam peşinde koşan bir usta vampirle uğraştı ve aşkını kan bağıyla mühürledi. Artık tatil zamanı! Ama müthiş bir Paris seyahati hayali, Kedicik'in bir gece dehşet içinde uyanmasıyla son buldu. 
Cat, Gregor adında, Bones'dan daha güçlü bir vampirle ilgili rüyalar görüyordu. Üstelik bu vampirle arasında Cat'in bile bilmediği bir bağ vardı. 
Gregor, Cat'in kendisine ait olduğuna inanıyordu. Onu elde edene kadar da durmaya niyeti yoktu. Kedicik'in kabuslarını süsleyen vampirle, kalbinin sahibi arasında bir savaş çıkması kaçınılmazdı ve Gregor'un etkisini sadece Cat yok edebilirdi. Şimdiye kadar karşısına çıkan en amansız kan emiciden kurtulmak için Cat'in bütün gücünü toplaması gerekiyordu. Bu güç, onu mezara mahkum etse bile...

****************************************************


 Şu an çok ama çok kızgınım sayın okuyucular. Jeaniene, bu kitapla resmen Cat'i de beni de mahvettin.

 Spoilers!!!!

 Öncelikle o Bones denen kemik kafalıyla başlamak istiyorum. Bones, sana niye ısınamadığımı buldum sonunda. Çünkü sen tam bir kamilsin! Evet, bu kitap Bones'un ne kadar kamil olduğunun tescillendiği kitap arkadaşlar. Yani o güzelim Cat, seni bir kez daha kurtarmak için canını dişine takıyor, sen gitmişsin, "Beni yine terk etti, o beni niye koruyor ki, ben ondan daha güçlüyüm..." Bla,bla,bla! Bir de beyfendi plan yapıyor ama Cat'e söyleme zahmetinde bulunmuyor. Tamam, Cat'e verilen tüm bilgiler düşmana gittiği için söylemedin ama az da olsa çaktırmadan bir şey çıtlat, sevgilin onu anlayacak kapasitede, senin aksine! Dua et, o kamilliğine rağmen Cat ile seni gerçekten çok yakıştırıyorum, Cat'imi çok güzel sırtlıyorsun, yoksa çoktan nefretlik listeme girmiştin!

 Diğer konuysa Rodney. Şimdi bu güzelim karakter niye öldü ha!!!! O kadar ölmesi gereken gerzek karakterler varken (en başta Tate diyorum, olmadı o iğrenç vampir Ian) Rodney'in ölmesi. Bir de Justina zorla vampir oldu. Adam belki Justina'ya (Cat'in annesini) vampirleri zamanla sevdirecekti. Üffff, gel de somurtma! Yalnız son 2 kitaptır şu Ian, Justina'ya baya yazıyordu. Yazar, gidip de Justina ile Ian'ı çift yaparsan sana hakkımı helal etmem!

 Pekala, şimdilik öfke krizim bitti. Bundan sonrası kitapla ilgili yorum olacak. Yukarıdaki isyanlarımdan anladığınız üzere, kitap aksiyondan duygusallığa geçiş yapmış durumda. Beğendim mi, aslında evet. Yazar yine beni yanıltmadı ve harika bir iş ortaya koymuş.

 Vlad, geçen kitaba göre daha ağırlıktaydı. Ve hele şükür, yazarın erkek vampirlerinden birini sevmeye başladım. (Gerçi bir de Cat'in eski birliğinden olan Juan var diyeceğim ama Tate'den sonra o mu vampir olmuştu hatırlayamadım, yanlışlık yaptıysam kusura bakmayın.)  Vlad, gerçekçi ama bulduğu her fırsatta ille birine sözlü olarak sataşacak :D Cat ile gelişen dostlukları da çok hoştu. Yalnızzz, şöyle de bir sorun var, Jeaniene'in Vlad'ını sevsem de gönlümde başka bir Vlad Tepesh yattığı hatta ona taptığım için, üzgünüm Jeaniene'in Vlad'ı sevgimi kazanmak için baya geç kaldın. Keşke başka bir karakter olarak çıksaydın karşıma.

 Kitapta sevdiğim diğer şey Tate'in bir yerde görünmesi. İnşallah hiç görmeyeceğimiz günler de gelecek. (sinsi sırıtış) Ian, hala iğrençsin -_- 

 Puanım: 4,75/5

26 Mayıs 2016 Perşembe

Mezarın Dibinde-Yorum



                                                    BAZI ŞEYLER MEZARDA KALMAZ…


Yarı vampir Cat Crawfield'ın hayatının en güzel zamanlarıydı. Ölümsüz sevgilisi Bones'un da yardımıyla ölümlüleri kanun dinlemeyen ölümsüzlerden başarıyla koruyordu. Ne var ki Kedicik'in, gerçek kimliğini acımasız kan emicilerden saklamak için peşpeşe taktığı maskeler biraz eskimişti! Kedicik için tehlike çanları çalıyordu.



Bu da yetmezmiş gibi, Bones'un geçmişinden çıkıp gelen bir kadın onu mezara gömmeye kararlıydı. Hem de bu kez sonsuza kadar! Cat, intikam peşindeki bir vampirin ağına düşse de, ne yapıp edip Bones'a yardım edecekti. Birlikte ölümcül bir büyüyü durdurmaya çalışırlarken, özel ajanlık yetenekleri bu kez Cat'in imdadına koşmayacaktı. Bütün vampir içgüdülerini sonuna kadar kullanmak zorundaydı. Kendini ve Bones'u, mezardan da beter bir sondan kurtarmak istiyorsa tabii!

************************************************


 İlk 2 kitabı okuduktan sonra seriye biraz ara vermiştim. Bir gün kitaplığımda görünce "Tamam kızım, bu seriyi bu kadar aksattığın yeter, hem sen demiyor musun farklı türler okumak istiyorum diyen?" diye kendimi teşvik ederek 3. kitaba başladım.

 Cat, yine her zamanki gibi harikaydın kızım! Ben bu hatunu cidden çok seviyorum. Güçlü Cat'imi bu sefer hafiften duygusal bir şekilde görmek güzeldi ama bebeğimin canı yandığı için benim de canımı yaktı.

 Bones'e gelince. Serinin ilk kitabında Bones için ister Cat ile tek başına ayakları yere sağlam basan ve güçlü biri olarak görmüştüm. Bu konuda fikrim değişmese de (hatta şu anda daha da güçlenmiş olsa da) ben kendisine fazla ısınamadım. Öyle hayran olunacak bir özelliğini göremedim. Cat bence daha havalı ve inanılmaz biri. Forever Cat!

 1-2 cümlede spoilers var!!!

 Azıcık diğer karakterlere de değinmek isterim. Bones ile bir konuda tam anlamıyla uyuşuyoruz: Tate. Tate, senden hala nefret ediyorum. Allah rızası için şu Cat'in peşini bırak artık. Geri zekalı gitti bir de vampir oldu -_- 

 Başka nefretlik karakterse Ian. Hayatımda okuduğum en iğrenç kişilikli karakterlerden biri.

 Sanırım ben Bones'tan başka Spade ve Mercheres'e de ısınamadım. Spade, sözde serseri tipli gibi görünen erkeklere benziyor. Mercheres ise çok ama çok sıkıcı ve ruhsuz biri. Yeminle onun olduğu sahnelerde baygınlık geçiriyorum.

 Ve aramıza yeni katılan Vlad. Valla ben ona da aman aman sempati beslemedim. Eee, o zaman Cat'tan başka kimi seviyorsun diye sorduğunuzu duyabiliyorum :D Hemen söyleyim Cat'in amcası ve annesi. Justina'nın neresini mi sevdim? Dedikleri gibi Max büyük ihtimalle onun zihniyle oynadığı için vampirlerden nefret ediyor bence. Ayrıca gulyabani Rodney ile bir ilişkileri var şu an :D Güldüğüme bakmayın, bence çok tatlı bir ikili olur bunlar. Cat'in amcası da göründüğü kadar pislik değil arkadaşlar. Cat ile araları gün geçtikçe daha da iyi oluyor.

 Mezarın Dibinde, diğer 2 kitaba göre daha da hareketliydi. Bütün sayfalar aksiyon ve heyecanla doluydu. Açıkçası bu beni bir süre sonra yormaya başladı. Yanlış anlaşılmasın, her sahneden zevk aldım ama bir olay bitince hemen başka bir şey başlıyor. Bu da kafamın hafiften yanmasına sebep oldu.  

 Ben hemen 4. kitaba geçeyim :)

 Puanım: 4,5/5

22 Mayıs 2016 Pazar

Tek Ayağı Mezarda-Yorum






Yarı vampir Kedicik, FBlın gizli bir biriminde özel dedektif. Tehlikeli ölümsüzlerin kökünü kurutmak için devletin emrinde çalışıyor. Halen, seksi ve tehlikeli eski sevgilisi Bonestan öğrendikleriyle hayatına devam ediyor ancak ya biri genç kadını öldürmeyi kafasına koyduysa? Dahası Kediciğe yani Cate yardım edebilecek tek güç, maziye gömmeye çalıştığı ancak kalbinden bir türlü atamadığı eski aşkı Bones!

*********************************

 Kitabımız ilk kitabın 3 yıl sonrasından devam ediyor. Cat, mecbur kaldığı için Bones'ten ayrılmış, FBI'ın özel bir biriminde liderlik yapıyordur.

 Bu kitapta Cat'i tam olarak istediğim yaşta görüyorum. Ayrıca ilk kitaptaki kendince usta kız gitmiş, yerine daha ağırbaşlı, biraz daha ne yapmasını gereken biri gelmiş.

 3 yıl sonraki Bones'la ilk karşılaşması gayet eğlenceliydi. Ve neyse ki aralarındaki sorun hiç uzamadan çözülüyor.

 Ayrıca kitapta komedi tam gaz devam ediyor. Aksiyon ise daha heyecanlı bir hale geliyor.

 Kitapta tek sevmediğim şey Tate denen uyuz. Yok başta Cat'i düşman görmüş ama içten içe sevmiş. Sonrasında Bones ile çıktığı için ucube olmuş da. Ama beyfendi sırf kız nasıl hissediyor diye Bones'un eski kırığı olan vampirle yatıyor. Sanırım o sahneden sonra adama duyduğum nefret tescillendi. Bir an önce ölmesini diliyorum ben şahsen.

 2. kitapla yazar artık favorilerime girdi. Oh be bana böyle şeylerle gelin işte. Ne çiftimiz ergence davranışlara giriyor ne de sıkıcı bir kitap okuyorum.

 Puanım: 4,75/5

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Mezarla Randevu-Yorum




 Yarı vampir Kedicik, Catherine Crawfield, kendini bildi bileli ölümsüz kan emicilerin peşinde. İntikam almak istiyor.

Çünkü bu parazitlerden biri babası olabilir.

Babası... Annesinin hayatını mahveden adam. Ancak yolu bir gün vampirleri avlayan Bonesla çakışıyor. Ve kısa sürede tuhaf bir ikili haline geliyorlar.

*************************************

 Ülkemizde paranormal tarzı seven çok insan var. Ben de en popüler olan 1-2 yazardan 1 kitap okudum ama istediğim şeyi bir türlü veremediler.

 Jeaniene Frost da bu tarzda çok sevilen yazarlardan biri. Seri hakkında az çok bilgiye sahiptim. İlk kitabı okuduktan sonra şunu söyledim. "Aman tanrım ben bunun 2.'sini mutlaka okumalıyım."

 Kitapta sevdiğim çok fazla şey oldu.

1. Yazar gerçekten işini biliyor. Karakterlerin dizaynı çok başarılı. Cat ve Bones harika bir ikili. Ama tek başlarına da harikalar.

2. Yazar olayları çok ustaca kurgulamış. Bazı yerlerde gerçekten şaşırdım.

3. Aksiyon tam da olması gereken yerlerdeydi.

4. Hiç tahmin etmezdim ama kitap bunların yanında acayip komik. Ben kitaplarda o kadar çok gülmem. Şu ana kadar beni Julia Quinn, Teresa Medireos ve Olivia Cunning güldürmeyi başaran yazarlardır. Şimdi bu kategoriye Jenaiene de girdi. Esprilerin çoğu zekice. Hatta bazen esprilerden çok yaşananlara bile gülebiliyorsunuz.

5. Cat'in yaşı. Sanırım 22 yaşındaydı kitapta ve gayet doğal bir yaş bence. Bu türde kadın karakterlerin çoğu 18'den küçüktür. Şunu söylemeden geçemeyeceğim. Bence Pabucumun Ajanı'ndaki Deniz bu kitaptaki Cat'ten esinlenilmiş biraz. Hazırcevap ve ukalalık olarak tabi ki, onun haricinde Cat, Deniz'e kazık saplar. Deniz tam bir özürlüydü. Cat aşık olsa da kendini ezdirmedi, her zaman cesur ve ne istediğini bilen biriydi.

 Eğer siz de benim gibi paranormalden hoşlanmasanız da bir şans vereyim diyorsanız Jeaniene' yi tavsiye ederim. Ben aradığımı hatta daha fazlasını buldum.

 Puanım: 5/5